- 6 Şubat depreminde 53 binin üzerinde canımızı kaybettik
- Üç yıldır ölenler mezarda ama sorumlular dışarda
- Hâlâ on binlerce yurttaşımız konteynerlerde yaşamaktadır
- Bu felakete son vermek hepimizin görevidir
6 Şubat 2023 depreminin üçüncü yıldönümünde DİSK Yönetim Kurulu adına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun yaptığı açıklama:
Bundan üç yıl önce, 6 Şubat sabaha karşı, bu ülke tarihinin en büyük felaketlerinden biriyle uyandık.
53 binin üzerinde canımızı kaybettik. Hiçbir resmi istatistiğin anlatamayacağı bir acıyı yaşadık. Ailelerimizi, çocuklarımızı, dostlarımızı, komşularımızı, sevdiklerimizi, anılarımızı, umutlarımızı yitirdik. Evimizi, işimizi, geleceğimizi yitirdik.
Fiziken yaralı yüz binin üzerinde insanımız ve ruhen yaralı milyonlar olarak üç yıldır acılarımızın dinmedi; çünkü felaketin yaraları sarılmadı; çünkü bir doğa olayının felakete dönüşmesinde rolü olanlardan hesap sorulmadı…
Arama kurtarma için en önemli saatlerde, en önemli günlerde yaşadıklarımızı, afet yönetimindeki zafiyeti unutmadık. Hiç kurulamayan koordinasyonu, kesilen iletişimi, bant daraltma uygulamalarını, bölgede kışlasında tutulan askerleri, insanların günlerce kendi elleriyle kazmaya çalıştıkları enkazları unutmak mümkün mü?
Önlenebilir ölümlere alışmak mümkün mü? Acılarımızın biraz olsun azalması; bilimi yok sayan, yüksek rantları ve yüksek karları insan hayatının önüne koyan bir zihniyetin egemenliğine son vermekten geçiyor.

On binlerce insanın ölümünden bahsediyoruz ve bize diyorlar ki bu ölümlerin sorumlusu tek bir kamu görevlisi yok! Herkes şehirciliği doğru planladı, yapılaşmayı doğru denetledi; imar aflarının hepsi yerindeydi; 40 milyar dolarlık deprem vergisinin her kuruşu doğru biçimde harcadı diyorlar. Peki bu insanlar niye öldü? Yanıtları belli: Yüzyılın felaketi!
Madem yüzyılın felaketi; o felaket hâlâ sürüyor.
Üç yıl geçti; binaların mezara dönüşmesiyle ilgili tek bir kamu görevlisi bile sanık değil. Üç yıldır ölenler mezarda ama sorumlular dışarda. Hapishaneleri muhaliflerle doldurulurken oldukça hızlı olan yargımızın, 50 binin üstünde insanın ölümü ile ilgili nasıl işlediğine hepimiz tanığız. İşte budur yüzyılın felaketi!
Verilen sözlere rağmen hâlâ on binlerce yurttaşımız konteynerlerde yaşamaktadır. Üstelik şimdi de depremzedelere borç çıkarılıyor; evi yıkılan, ailesini kaybeden insanlara senet uzatılıyor. İşte budur yüzyılın felaketi!
Bu ülkede milyonlarca insan asgari ücretle geçinmeye çalışırken; emekliler açlık sınırının altındayken depremzedeyi taksite bağlamaktır yüzyılın felaketi.
Çocuklarımız hâlâ konteynerlerde eğitim görmekte; ısınma yok, internet yok, hijyen yok! İşte budur yüzyılın felaketi!
Bu felakete son vermek hepimizin görevidir.
İş cinayetlerinde, yangınlarda, sellerde, kazalarda, depremlerde kitlesel biçimde ölmeyi “normal” gören, gösteren bu düzeni değiştirmek hepimizin görevidir.
Piyasanın vahşi kurallarına karşı daha fazla sosyal politika ve saha fazla sosyal devlet için mücadeleyi büyütmek hepimizin görevidir.
Bilimi dışlayan, yandaşı kayıran, rantı ve kârı öncelikli gören anlayış yerine, aklın ve bilimin yol gösterdiği, insanca yaşayacağımız bir düzeni kurmak hepimizin görevidir.
Ve yitirdiğimiz tüm insanlarımıza bir kez daha söz veriyoruz: Bu adaletsiz düzenin enkazını kaldıracak; bu ülkeyi; emeğin, adaletin, eşitliğin Türkiye’si yapana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.
Kaynak: disk.org.tr
This post is also available in: Türkçe


