ZORUNLU BİREYSEL EMEKLİLİK KESİNTİSİ YANLIŞTIR, VAZGEÇİLMELİDİR

zorunlu

Hükümet tarafından TBMM’ye sunulan yeni bir yasa tasarısıyla 45 yaşın altındaki ücretlilerin (kamu çalışanı ve işçi) bireysel emeklilik sistemine katılma zorunluluğu getirilmek istenmektedir.

Bu tasarı hem ekonomini genel ilkeleri, hem hukuk bakımından doğru değildir.

Yasa tasarısının ücretlileri tasarrufa teşvik etmek amacıyla hazırlandığı ve 10 yılda 90 milyar TL tasarruf sağlanmasının hedeflendiği Hükümet yetkilileri tarafından açıklanmaktadır. Kimi gazetelerde ise adeta sigorta şirketlerinin sözcüsü gibi yorumlar ve haberler yayınlanmaktadır.

Hali hazırda çalışanlardan Sosyal Güvenlik Kurumu’na yasa ile yaşlılık sigortası kesintisi yapıldığı bir ülkede, aynı nedenle yine yasa zoruyla yeni bir kesinti yapılması hukuk açısından doğru değildir.

İster çifte cezalandırma ister çifte vergilendirme deyin her koşulda bu bir adaletsizliktir. Hukuk devletlerinde bu tür durumların önlenmesi için düzenleme yapılırken, ülkemizde tam aksi hareket edilmesi kabul edilemez.

Bireysel emeklilik vb. sistemler ve bunlara katılım kişilerin kendi istekleri ve tercihlerine göre yapılabilir. Gönüllülük ve tasarruf üzerinde söz hakkı, bu sistemlerin temel ilke olmalıdır. Getirilmek istenen sistem ise yine tersine işlemektedir. Hem zorunluluk vardır hem de kesinti üzerinde tercih hakkı başkasına bırakılmaktadır.

Diğer taraftan ise ekonominin gereklerine ve kurallarına da uygun değildir. Tasarrufun ekonomideki tanımı açıktır. En basit haliyle, kullanılabilir gelirden tüketim harcamaları düşüldükten sonra kalan miktardır.

Ücret düzeyinin çok düşük olduğu ülkemizde işçilerin aldıkları ücretler geçinmelerine bile yetmemektedir. Bu nedenle hemen her işçi geçimini sürdürebilmek amacıyla bankalara borçlanmaktadır. İşçiler borçlarını borçla kapatarak yaşamlarını devam ettirmeye çalışmaktadır. Yani işçilerin ne tasarruf edebilme olanağı vardır ne de gelirlerinden daha fazla kesintiye dayanma bulunmaktadır.

Bu koşullar altında tasarruf diye insanların gelirlerinin kesilmesi, daha da borçlanmalarından ve yoksullaşmalarından başka bir anlam taşımamaktadır.

Devlet katkısı denilen yine bizlerin ödediği vergilerin, özel sigorta şirketlerine aktarılmasıdır.

Eğer yatırımlar için kaynak aranıyorsa önce devlet tasarruf etmeli, harcamalarda kamu yararı gözetilmelidir. Kamunun her düzeydeki harcaması açık ve denetlenebilir olmalıdır.

Türkiye geçmişinde bir zorunlu tasarruf fonu felaketi yaşamıştır. Aynı yanlışın yenilenmesini ne işçiler olarak bizlerin ne de ekonomimizin taşıma gücü yoktur.

Hükümet, zorunlu bireysel emeklilik sistemi yanlışından vazgeçmelidir.