Yılmayacağız, teslim olmayacağız, direneceğiz!

DİSK tarafından ilan edilen kampanya çerçevesinde Kıdem Tazminatı, İstihdam Büroları, Torba Yasa, Zamlar ve Dayatmalara karşı 14 Aralık’ta İstanbul’da alanlardaydık.

DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, “YILMAYACAĞIZ! TESLİM OLMAYACAĞIZ!

DİRENECEĞİZ!” eyleminde yaptığı konuşma:

KIDEM TAZMİNATI, İSTİHDAM BÜROLARI, TORBA YASA, ZAMLAR ve DAYATMALARA BOYUN EĞMEYECEĞİZ!

Hepinizi Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu adına içtenlikle selamlıyorum.

‘Kıdem tazminatımızın gasp edilmesine’, ‘Torba Yasa’nın dayattığı sürgünlere’, ‘Özel İstihdam Bürolarına’, ‘işsizlik ödeneğinin düşürülmesine’ ve ‘zamlara’ karşı “YILMAYACAĞIZ! TESLİM OLMAYACAĞIZ!
DİRENECEĞİZ!” kampanyası devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda Kocaeli, Gaziantep, Konya ve İzmir’de sokaklarda meydanlardaydık. Bugün İstanbul’dayız.

Sözlerime bizim gibi “teslim olmayacağız, direneceğiz” diyenleri selamlayarak başlamak istiyorum. Suyuna ve toprağına sahip çıkanların diyarı Hopa’da, emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun hayatını kaybetmesiyle
sonuçlanan olayları protesto ederken tutuklanan ve 6 aylarını cezaevinde geçiren gençleri selamlıyoruz. Onlar geçtiğimiz günlerde özgürlüklerine kavuştular.

Aralarında DİSK/Genel-İş Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Cafer Konca’nın ve Profesör Doktor Büşra Ersanlı’nın bulunduğu yüzlerce tutukluya da selam gönderiyoruz.

Buradan Mısır’da, Tunus’ta, Avrupa’da ve ABD’de Wall Street’de direnen, teslim olmayan sınıf kardeşlerimizi de selamlıyoruz.

DİSK olarak, insanca yaşayabileceğimiz bir dünya istiyoruz. İnsanca koşularda çalışmak istiyoruz. Taşeronluğa, geçici işçiliğe, güvencesiz çalışma koşullarına karşı güvenli gelecek ve güvenceli iş istiyoruz.
Güvenceli bir gelecek istemek suçsa biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz.
Herkes biliyor ki bu konuda sabıkamız kabarıktır.

Ortadoğu’ya demokrasi dersi vermeye çalışan AKP hükümeti özel yetkili mahkemeler yoluyla Türkiye’deki demokrasiyi alt üst etmektedir. Yargı hiçbir dönemde olmadığı kadar siyasi iktidarın yönlendirmesi altındadır.
Tutukluluk cezaya dönüşmüş durumadır. AKP Adeta yargısı adalet değil korku dağıtmaktadır. AKP politikalarına karşı çıkmak suç olarak algılanmaktadır.

Suyunu ve toprağını korumak isteyen köylüler, parasız eğitim isteyen öğrenciler, gerçeğin peşindeki gazeteciler, adalet arayan avukatlar ve insanca yaşamak isteyen işçiler yani haklarını arayan herkes tutuklanıyor.
Tutuklamalar, seçilmiş milletvekillerine ve belediye başkanlarına kadar uzanıyor.

Sevgili Arkadaşlar,
AKP hükümeti işçi sınıfı ve emekçilere karşı tarihinin en büyük saldırılarından birinin hazırlığı içindedir. İşçi sendikalarının itirazlarına rağmen işçi simsarlığı anlamına gelen Özel İstihdam Büroları yasasını gündeme getirmeye hazırlanmaktadır.
AKP, işçi sınıfının uzun yıllar süren mücadelesi sonucunda oluşan Kıdem Tazminatımıza göz dikmiştir. Önce fona devretmek ardından Kıdem Tazminatını tamamen ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.
Türkiye dünyada çalışma sürelerinin en uzun, ücretli izin hakkının en kısa olduğu ülkeler arasında. Asgari ücret açlık sınırının altında… İş cinayetlerine dönüşen iş kazalarının ardı arkası kesilmiyor…

Bu tablonun diğer ucunda da haklarını arayan işçilere ve sendikalara yönelik baskılar var. 12 Eylül Askeri Darbesi’nden kalma sendika yasaları geçerliliğini koruyor. Sendika yasaları uluslararası düzeyde Türkiye’nin yüz karası olmaya devam ediyor. Adeta bir deli gömleği gibi işçilerin hak
arayışlarını engelliyor. Sendika yasalarının söz verildiği gibi ILO sözleşmelerine uygun bir biçimde bir an önce yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Sevgili Arkadaşlar,
2012 yılı için asgari ücretin tespitine yönelik çalışmalar başladı. Ancak bu çalışmaların sonucu baştan bellidir. Asgari Ücret Tespit Komisyonu adı verilen yapı adeta hükümet ve işveren çevrelerinin oyuncağı haline gelmiştir. Ailelerle birlikte 14 milyon kişiyi ilgilendiren bu çalışmalar işçilerin katılımına kapalıdır.

Bugün asgari ücret, işçinin ailesi ile beslenmek için yapması gereken harcamanın yüzde 63’ü, insanca yaşamak için yapması gereken harcamanın yüzde 19’udur. 599 TLlik Asgari Ücret açlık sınırının çok altındadır. Buna karşın ne yazık ki, günlük 1 TL’yi bile bulmayan ücret artışları konuşulmaktadır.

Asgari ücret kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen komisyon toplantılarında değil, kamuoyu önünde, açık açık yapılmalıdır. Komisyonda işçi kesimini temsil edenler, milyonların sesini dikkate almak zorundadır.
İşçi örgütlerinin yeri, sonucu önceden belli olan sosyal diyalogculuk oyununun toplantı salonları değil, işyerleri ve fabrikalar yani işçilerin yanıdır. Sendikaların görevi asgari ücretin açlık sınırı olan 992 TL’nin
üzerine çıkarılması için mücadele etmektir.

Sevgili Arkadaşlar,
Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi de işsizliktir. Ama bakıyoruz bu sorunun çözümünde uygulanmak istenen yöntemler işçi düşmanı bir karakter taşımaktadır.
İşsizlik Sigortası Fonu’ndan faydalananlar toplam işsizlerin sadece 20’de biridir. İşsizlik fonunda biriken alın terimiz, işsiz kalan kardeşlerimizden esirgenmekte, sermaye ve hükümete aktarılarak yağmalanmaktadır. Bu fonun işsizlerin derdine derman olması için gerekli düzenlemeler vakit geçirilmeden yapılmalıdır.

AKP, bütün kamu hizmetleri piyasaya devredilmektedir. Bizim taşerona karşı mücadelemiz sürecektir. Çünkü taşeron demek güvencesiz kuralsız keyif çalıştırma demektir. Taşeronluk demek artan iş kazaları ve meslek hastalıkları demektir.

Sevgili Arkadaşlar,
Bir kez daha tekrar ediyoruz; Kıdem Tazminatımızın gasp edilmesine izin vermeyeceğiz. / Torba Yasa sürgünlerine / İşsizlik Sigortası Fonu’nun yağmalanmasına / Özel İstihdam Bürolarına boyun eğmeyeceğiz, suskun kalmayacağız.

DİSK bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada, diktatörlüğe karşı demokrasiyi, sermayenin saldırılarına karşı emeğin haklarını ödünsüz bir şekilde savunmaya devam edecektir.

Bu hedefimize ulaşmak için yapmamız gereken üç şey var: Mücadele, mücadele, mücadele!.. Hepinize bu mücadelede başarılar diliyorum. Yolumuz açık olsun.