Türkiye emek tarihinde bir ilk; Bravo işçilerine “zorluk fonu”!

Türkiye’de Inditex başta olmak üzere önemli küresel markalar için ürün tedariki ve üretimi yapan Bravo Triko ve BRV işyerleri bir gece aniden kapanmıştı.

İşçilerin geçmiş aylardan alacaklı oldukları ücretleri, kullanmadıkları yıllık ücretli izin bedelleri gibi şirketlerden alacakları kalmıştı. Bir işçi arkadaşımız sorunu o dönem henüz sendikamıza katılmamış olan Bağımsız-Sen’e iletmiş ve yardım talep etmişti. İşyeri önüne gidildiğinde karşılaşılan manzara şu şekildeydi:

  • İşverenin ortadan kaybolduğu gün, işyeri çeşitli alacaklılar tarafından talan edilmişti.
  • İşçiler bir başlarına kalmış, umutsuz ve örgütsüzdü.
  • Şirketin tüm varlıkları haczedilmişti.
  • Müşterilerinden (markalardan) alacakları bir faktöring (borç verme) şirketine devredilmişti.

Özetle; Bravo ve BRV şirketlerinde işçilerin ücret, yıllık ücretli izin, ihbar öneli ve kıdem tazminatlarının tahsil edilmesinin olanakları kalmamıştı.

Bütün bunlara rağmen Sendikal sorumluluğumuz gereği işçi alacaklarının tahsili için elimizdeki tüm olanak ve seçenekleri değerlendirilmiş ve Temmuz 2016’dan itibaren sürece müdahil olunmuştur.

İşçi arkadaşlarımızı ayrım gözetmeksizin bir araya getirilmiştir. İsteyen arkadaşlarımızdan aldığımız vekâletnamelerle avukat arkadaşlarımız hızla icra takibine başlamışlar ve yine hızla sonuçlandırmışlardır. Ancak bunların tahsili hukuksal engeller nedeniyle mümkün olmamıştır.

Karşı karşıya kalınan bu zor durumda alacaklı işçi arkadaşlarımızı bekleyen olasılıklar oldukça sınırlıydı;

  • Bunlardan ilki ücret garanti fonundan yararlanmak,
  • İkincisi haciz sürecini markalara yaymak ve markalarla müzakereye girmek.

Sonuçlandırılamasa da icra işlemi işçi arkadaşlarımıza en azından ücret garanti fonundan yararlanmaları için bir olanak yaratmıştır.

Inditex başta olmak üzere markalarla görüşmelerimiz uzun ve zorlu bir süreçten sonra, üyesi olduğumuz IndustriALL Global Union’un da girişimleriyle ortak bir noktanın yakalanmasını sağlamıştır.

Uluslararası sendikal hareketin teamülleri ve ulusal mevzuatımızı (4857 sayılı Yasa) dikkate alarak işçilere yapılacak ödemede bir çözüm yolu oluşturulmuştur.

Markalar, üretimdeki paylarını oranında bir ihtiyat fonu oluşturarak, mağdur işçilerin karşılaştıkları zorlukların bir nebze de olsa giderilmesine katkı vermeyi kabul etmişlerdir.

Taraflar ödemenin yöntemi, miktarı ve süresi dahil olmak üzere bir protokol hazırlayarak hızlı biçimde yaşama geçirmişlerdir. Genel merkezimiz ve Merter Şubemiz bu konuda yakın bir işbirliği sağlayarak, ödemelerin yapılabilmesi için 130 alacaklı işçinin gerekli bilgi ve belgeleri toplayarak bağımsız hukukçuya protokolde konulan süre içinde ulaştırmıştır.

12 Mart 2018 tarihinden itibaren başlayan ödemeler, ücret ve yıllık ücretli izin alacağı olan bütün işçilere alacakları oranında yapılarak kısa bir süre içinde tamamlanmıştır.

Elbette bu yalnızca işçilerin alacaklarını hukuken tahsil etme olanağı bulanmadıkları için yaşadıkları zorluğu telafi etmeye dönük bir çaba olarak görülmelidir.

Burada unutulmaması gereken çok önemli bir unsur vardır. Ödemeler hiçbir arkadaşımızın mevcut alacak ve haklarının karşılığı değildir. Şartlar oluştuğunda bu arkadaşlarımız işvereninden bu alacaklarını tahsil etme hakkına sahiptir.

Bravo Triko ve BRV işçilerinin yaşamak zorunda kaldıkları bu üzücü olay dünyada ve ülkemizde maalesef sık karşılaştıkları bir sorundur.

Ancak küresel markaların böylesi bir zorluk fonu oluşturmaları ve işçilere aktarmaları yalnızca Türkiye için bir ilk olmakla kalmayıp, küresel alanda da sınırlı sayıda örnekten biri olarak kayıtlara geçirilmiş bir uygulamadır.

Önümüze çıkarılan tüm engellemelere, bize dostça yaklaşıp arkamızdan kendi amaçları için yarar sağlamaya çalışanlara rağmen bu güçlük, uluslararası sınıf dayanışması, küresel çerçeve sözleşmelerin sağladığı olanaklarla ve bu sayede küresel markalarla kurulan sosyal diyalog mekanizmalarıyla başarıyla sonuçlanmıştır.

DİSK-Tekstil İşçileri Sendikası olarak bu süreçte bizler iki konuya önem verdik;

1) İşçi arkadaşların karşılaştıkları zorluklara yönelik makul bir çözüm bulabilmek, mağduriyetlerini hafifletmek;

2) Küresel markaların özellikle taşeron üreticilerinin yarattığı bu sorunlar karşısında küresel düzeyde bir çözüm yolu, ortak bir önlem aracının kayıtlı hale getirilmesini sağlamak.

Bütün bu süreçte üyemiz olsun olmasın kimseyi dışlamadan, ayrımcılık yapmadan her işçi arkadaşımızın hakkının savunulması için çaba içinde olduk. Sendikamız yapılan hukuki masraflar için (yaklaşık 35 Bin TL) hiçbir arkadaşımızdan bir kuruş dahi talep etmemiştir.

Bütün bunlardan çıkarılması gereken dersler olduğu açıktır:

1) Tek tek işçilerin karşılaştıkları mağduriyetleri aşmaları zordur ve bu olayda görüldüğü gibi adeta imkânsızdır. Ancak sendika çatısı altında mücadele vermek işçilere daha fazla olanak ve seçenek sunabilmektedir.

2) İşyerlerinde elden ödeme almak, kayıtdışı çalışmak kısa vadede kazançlı gibi görünse de en küçük hukuki anlaşmazlıkta işçiler en fazla zarar gören taraf olmaktadır.

3) Küresel markalarla çalışan işyerlerinde sadece ulusal sendikaların değil, işkolumuzda IndustriALL Global Union gibi küresel sendikaların dayanışma ve katkıları önemli sonuçlar vermektedir. Bu anlamda küresel markalarla imzalanan Küresel Çerçeve Sözleşmeler önemli bir araç haline gelmektedir.

4) Sendikaların dışındaki kuruluşlar, böylesi süreçlerde dayanışma ve taraflar arasında görüşme zemini yaratılması gibi asıl görevlerini unutunca, işçiler arasında ayrımlara ve sınıf dayanışmasına zarar verebilmektedir.