“TOPLUM YARARINA” KÖLELİK İLE İŞSİZLİK ORANINA MAKYAJ!

disk-ar

  • GEÇİCİ İŞLER NEDENİYLE İŞSİZ KALANLARIN SAYISI 1 MİLYONUN ÜZERİNDE
  • GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 16.6, İŞSİZ SAYISI 5.4 MİLYON
  • TOPLUM YARARINA ÇALIŞTIRMA PROGRAMI’NDA (TYÇP) İŞÇİ SAYILMAYANLAR, İSTATİSTİKTE İŞÇİ SAYILDI! İŞSİZ SAYISI TYÇP’YE RAĞMEN ARTTI
  • İŞSİZ SAYISI DÖNEM REKORU KIRDI

 

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan İşgücü Anketi Eylül 2015 dönem sonuçlarını değerlendirdi:

1)    Resmi işsizlik oranı yüzde 10.3 ile geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 0,2 puan gerilerken, mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam verilerine göre 10.4 ile geçtiğimiz aydaki işsizlik oranını korudu. İşsizlik oranında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre azalış, kayıtlı işsizlerin çalışma hayatından uzak kalmaması amacıyla  uygulamaya sokulan Toplum Yararına Çalışma Programı kapsamındaki kişilerin sayısındaki artıştan kaynaklandı. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde bu kapsamda çalıştırılan işsiz sayısı 32 binden 163 bine yükseldi. Bu kişiler hakları söz konusu olduğunda işçi kapsamında değerlendirilmiyor ve en temel haklardan yoksun bırakılıyor. Programın amacı da “istihdamında zorluk çekilen işsizlerin çalışma alışkanlık ve disiplininden uzaklaşmalarını engellenmesi” olarak ortaya konuluyor. Buna karşın işsizlik verilerinde bu kişiler “çalışan” kategorisinde değerlendiriliyor. Söz konusu kişiler işsiz kapsamında değerlendirilseydi resmi işsizlik oranı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 10,6’dan, 10,8’e yükselecekti. Resmi işsiz sayısı ise 170 bin kişilik artışla 3 milyon 226 bine yükselecekti.  

2)    Eylül 2015 dönemi için işsiz sayısı TYÇP’nin etkisine rağmen Eylül 2012 dönemine göre % 40 artmış durumunda. Söz konusu dönemde işsiz sayısı 2 milyon 213 bindi. Türkiye ekonomisi 3 yılda 890 bin yeni işsiz yarattı. Eylül 2015 dönemindeki işsiz sayısı tüm yılların eylül dönemlerine göre rekor kırdı. Eylül 2009 için işsiz sayısı 3 milyon 43 bindi.

3)    Eylül 2015 döneminde resmi işsizlere, umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle son 4 haftadır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olduğu halde bu nedenle işsiz sayılmayanlar da (umutsuzlar ve diğer) dâhil edildiğinde işsizlik oranı yüzde 16.6, işsiz sayısı da 5 milyon 389 bin kişi olarak gerçekleşti. İşinden memnun olmayan ya da daha fazla çalışmak istediği halde düzgün işler bulamadığı için çaresiz kısa süreli işler yapanlar  (eksik ve yetersiz istihdam edilenler) ilave edildiğinde işsizler, gizli işsizler ve çaresizlerin toplam sayısı 6 milyon 366 bin kişi oldu. Bunların geniş işgücü içindeki payı ise % 19.6 olarak gerçekleşti.

4)    Kadınlar için resmi işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre yine TYÇP etkisi ile 0.3 puan düşüşle yüzde 13.3 olarak gerçekleşti. TYÇP kapsamındaki işsizler işsiz kategorisinde ele alınsaydı söz konusu oran yüzde 13,7’den 13,9’a çıkacaktı. Kadınlarda geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 24.3 oldu. İşsiz sayısındaki artış kadınlardan kaynaklandı.

5)    Geçici bir işte çalışıp iş bittiği için işsiz kalanlar toplam işsizler arasında en ağırlıklı kesimi oluşturdu. Toplam işsizlerin yüzde 34’ü yani 1 milyon 64 bini geçici işlerde çalışıp iş bittiği için işsiz kalanlardır. Yeni işsizler (1-2 aydır iş arayanların) arasında geçici bir işte çalışıp, iş bittiği için işsiz kalanların sayısı 567 bindir.

6)    Yükseköğretim mezunları arasında işsiz sayısı bir önceki senenin aynı dönemine göre 20 bin kişi arttı. Yükseköğretim mezunu resmi işsiz sayısı 789 bin kişidir. Yükseköğretim mezunları için işsizlik oranı yüzde 12.1 ile ortalamanın yaklaşık 2 puan üstündedir. Yükseköğretim mezunu kadınlar için işsizlik ise yüzde 18.2 seviyesindedir. Bu oran yükseköğretim mezunu erkeklerin işsizlik oranı olan yüzde 8.2’nin iki katından fazla. Yükseköğretim mezunu kadın işsizlerin sayısı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 20 bin kişi arttı işsizlik oranı ise azaldı.

7)    Gençler için (15-24 yaş) geniş tanımlı işsizlik oranı resmi genç işsizlik oranı olan yüzde 18.5 rakamının 8 puan üzerinde % 26,5 seviyesinde gerçekleşti.

8)    TÜİK yeni serisinde daha önceki seride olan ve anket soru formunda yer alan işin sürekliliği ile ilgili verileri dinamik sorgulamadan çıkartmıştır. Geçici çalışanların sayısındaki gelişim istihdamın niteliği açısından son derece önemli bir değişkendir. Bu verinin web sitesinde ve dinamik sorgulamada artık paylaşılmaması, daha önce kolayca ulaşılan bir bilgiye ulaşmak için bürokratik süreçlere başvurulması zorunluluğu getirilmesi büyük bir eksikliktir.

SONUÇ

TÜİK İşgücü Anketi Eylül 2015 dönemi verilerine göre işsizlik rakamları bir önceki döneme göre Toplum Yararına Çalıştırılan işsizlerin istihdamda görünmesi nedeniyle gerçek verilerin altında göründü. Bu durum işsizliğin etkisini azaltmıyor. Hükümetin bu programları siyasal amaçları için kullandığı sıklıkla gündeme gelen iddialar arasında. TYÇP programları kapsamında çalıştırılan işsizlerin bir yandan istihdamda görünürken öbür yanda işçilerin sahip olduğu haklara sahip olmamaları son derece düşündürücüdür. Bu kişilerin aracı kurumlar eli ile çalıştırılmaları ise ayrı bir problem olarak görülmektedir. İşsizlik rakamları açısından TYÇP değişkeni de dikkate alındığında kriz sürmektedir. Bu tehlike gençler, kadınlar, geçici çalışanlar açısından ciddi boyutlardadır. 64. Hükümet eylem programı uzun çalışma süreleri, düşük ücret dayatması, taşeronluk, güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırılması temelinde şekillenen istihdam politikalarında ısrarın sürdüğünü göstermektedir.

Türkiye haftalık çalışma sürelerinin emsallerine göre çok daha yüksek olduğu bir ülkedir. Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında haftalık çalışma sürelerindeki fark 12 saati bulmaktadır. Buna göre Türkiye’de 5 kişinin yapacağı işi 4 kişi yapmaktadır. Bir yandan işgücüne katılım oranlarını yükseltirken, öte yandan işsizlik verileri ile mücadele etmenin yegâne yolu, gelir kaybına yol açmaksızın haftalık çalışma sürelerini azaltmaktan geçmektedir. 64. Hükümetin eylem planı ile ortaya çıkan tabloda özellikle asgari ücret tartışmaları üzerinden güncel kılınmaya çalışılan temel meselelerden biri emeğin kazanılmış haklarına yönelik kapsamlı bir saldırının hazırlıklarıdır. Toplumsal baskı sonucunda asgari ücrete yapılması gündeme gelen ücret artışının henüz uygulama yokken adeta rövanşı alınmak istenmektedir.   Kıdem tazminatının fona devri ile gaspı, dayıbaşılık sisteminin kurumsallaşması anlamına gelecek olan özel istihdam bürolarının yetkilerini genişletmek için yapılması düşünülen değişiklikler, işverenlerin işçi üzerindeki keyfiyeti anlamına gelen esnekliğin özellikle gençler üzerinden yaygınlaştırılması ve kamu emekçilerinin iş güvencesinin ortadan kaldırılmasını hedefleyen stratejiler önümüzdeki dönem açısından son derece kritik olacaktır.

İşsizlikle mücadeleyi, çalışma koşullarını kötüleştirerek, ücretleri düşürerek çözmeye çalışan bu anlayışa karşı emeğin taleplerini gündemine alan bir anlayışla çıkılmalıdır. İşsizlikle gerçek mücadele için;

  1. Haftalık çalışma süresi gelir kaybı yaşanmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
  2. Herkese en az 1 ay ücretli izin hakkı tanınmalıdır.
  3. Herkes için iş güvencesi ayrımsız bir biçimde uygulanmalıdır.
  4. Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
  5. Taşeronlaşma ve kayıt dışı istihdam engellenmelidir.
  6. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalıdır.
  7. Kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
  8. Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.