İTKİB-BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ORTAK PROJESİNİN SONUÇLARI

İTKİB-BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ORTAK PROJESİNİN SONUÇLARI

İSTİKRARLI BİR SEKTÖR, SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM İÇİN

TEK ÇÖZÜM SENDİKALI İŞYERLERİ!

19 Aralık 2012 günü Yenibosna Dış Ticaret Kompleks’inde İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçılar Birliği’nin düzenlediği toplantıya sendikaları temsilen yalnızca DİSK Tekstil katıldı. Toplantı İstanbul Tekstil Konfeksiyon İhracatçılar Birliği’nin BM Sanayi Kalkınma Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü ve BM Milenyum Kalkınma Fonu’nun birlikte gerçekleştirdiği ortak bir projenin sonuçlarının açıklanması için düzenlenmekteydi. Araştırmanın konusu “Türkiye Tekstil ve Hazırgiyim Sektöründe Kurumsal Sosyal Sorumluluk Durumu” olarak belirlenmiş ve Malatya, Maraş, Antep ve Adıyaman’da alan araştırması yapılmıştır.

Hem araştırmada hem de konuşmalarda ortaklaşılan mesajlar şunlardır: tekstil sektörü ülkemizin önde gelen sektörlerindendir ancak ciddi sorunları vardır. Kalifiye eleman bulmak zordur çünkü çalışma şartları kötü ve ücretler düşüktür. Yoğun rekabetten kaynaklı düşük kar marjıyla üretim yapılmaktadır. Batılı büyük firmalarla uzun süreli çalışmak için kurumsal sosyal sorumluluk ilkelerine uymak gereklidir. Bu ilkeler işçi hakları ve çevrenin korunması temelindedir. Ancak bu yönde yatırım yapmak maliyetleri arttırmaktadır. Ancak çevre ve işçi hakları konusunda olumlu adımlar atılırsa, bunun maliyeti dahi olsa hem kalifiye eleman bulmak hem de batılı büyük firmalarla uzun süreli çalışmak mümkün olacaktır.

Sendikal haklara değinilmektedir ancak üzerinde çokça durulmamaktadır. Daha çok yeni ortaya çıkan Kurumsal Sosyal Sorumluluk danışmanlarıyla ve İnsan Kaynakları’nın oluşturduğu işçi komiteleriyle sorun çözülmeye çalışılmakta ancak çözülmemektedir. İşçi temsiliyeti ve haklarının bu şekilde sağlanamayacağı açıktır.

Çalışma koşulları işçilerde tepki oluşturmakta ve sendikalaşma bu tepkinin sonucu olarak açığa çıkmaktadır. İşçiler örgütlenme bilinciyle değil, daha farklı motivasyonlarla sendikaya gelmektedir. Bunun karşılığında işveren sendikayla çalışırsa batacağını düşünmekte ve işçileri işten çıkarmakta, baskı uygulamaktadır. Eğer sendika uluslar arası baskı kurarsa devreye yabancı şirketlerin temsilcileri girmektedir. Bu aşamada taraflar zorunlu olarak ya anlaşmaktadır ya da firma kapanmayı tercih etmektedir. Her iki koşulda da karşılıklı bir diyalog ve sürekli bir iletişim kurulamamaktadır. İşçiler de, sendikalar da, işverenler de en sonunda nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın zarar görmektedir.

İşçiler açısından önemli olan iş güvencesinin sağlanması, temsiliyetin tanınması, 8 saat çalışma, mesai ücretlerinin ödenmesi, kayıtdışına son verilmesi, çocuk işçi çalıştırılmamasıdır. Ücret ve sosyal haklarda da istihdamı sürdürecek şekilde bir artışın sağlanmasıdır. İşveren açısından da kayıtdışının engellenmesi ve büyük yabancı müşterilerle uzun dönemli çalışılması önemlidir. Şayet işyeri sendikalı olursa işçinin memnuniyeti artar, işçi kendini temsil eder, işveren de teker teker işçilerle uğraşmaz. Bu sayede kalifiye işçinin kalması mümkün olur, işçi ve çevreye saygılı olursa batılı büyük müşterileriyle de uzun dönemli iş ortaklığı yapabilir.

Ülkemizde tekstil sektöründe ciddi sorunlar vardır. Milyonlarca emekçinin geçimini sürdürdüğü tekstil sektöründe uzun süreli üretim yapan, istikrarlı firmalar kısa dönemli düşünüşün sonucu azdır. İşçilere ağır şartlar sunulduğu için memnuniyet yoktur. Bu sorunun çözümü kurumsal sosyal sorumluluk uzmanları/danışmanları değildir. İşçi-işveren ilişkilerinin çağdaş normlar dahilinde oluşturulması, işçilerin bağımsız temsiliyetine saygı gösterilmesi ve toplusözleşmeli düzenin hakim hale gelmesidir. Hakların ve sorumlulukların taraflarca netleştirilmesi üretimi arttırmanın, kaliteyi yükseltmenin, Batılı firmalarla uzun dönemli ticari ilişki kurmanın ön koşuludur.