Ana Sayfa Araştırma İŞSİZLİK VERİLERİNİ DEĞERLENDİRME ÖN RAPORU

İŞSİZLİK VERİLERİNİ DEĞERLENDİRME ÖN RAPORU

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Haziran 2013 dönem sonuçlarının ilk bulgularını değerlendirdi:1) Haziran 2012 dönemi ile Haziran 2013 dönemleri arasında işsizlik oranı %0,8 puan artış kaydederek, %8,8 düzeyine ulaşmıştır. Ekonomik göstergelerin hızla bozulmasının, sıcak paranın yükselen piyasalardan çekilme eğiliminin, işsizlik verilerine etkilerinin gelecek dönemlerde daha da artacağı beklenmelidir.2) Haziran 2013 dönemi için umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle (mevsimlik çalışanlar dahil) son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve bu nedenle işsiz sayılmayanlar dahil edildiğinde işsizlik oranı %8,8 değil, %14,85, işsiz sayısı da 2 milyon 525 bin değil, 4 milyon 591 bin kişi olarak gerçekleşti. İşsiz sayısı bir önceki yıla göre 544 bin kişi arttı. Geniş Tanımlı İşsizlik Oranı geçtiğimiz yıla göre %1,19 puan artış gösterdi.

Kadınlar için geniş tanımlı işsizlik oranı %24, gençler için ise %27 oldu. Gizli işsiz olarak görülen eksik ve yetersiz istihdam edilenler de ilave edildiğinde genel işsizlik oranı %18,2, işsiz sayısı 5 milyon 619 bindüzeyinde.

3) Güvencesiz çalışma da artmaya devam etti. 2008 yılı Haziran dönemi ile karşılaştırıldığında geçici çalışanların sayısı %40 artarak, 1 milyon 641 bin kişiden 2 milyon 275 bine yükseldi. Krizden bu yana istihdama yeni katılan her beş kişiden biri geçici bir işte çalışma hayatına dahil oldu. Bu durum artık geçici çalışmanın temel istihdam biçimlerinden biri haline geldiğini gösteriyor. Geçici çalışmanın yaygınlaştırılması hükümetin istihdam stratejisi açısından bir amaç olarak değerlendiriliyor. Geçici bir işte çalışan işçiler için işsizlik oranı ise %28 olarak gerçekleşti.

Türkiye’de uygulanan küresel rekabet ideolojisi ekseninde şekillenen ekonomi ve istihdam politikaları ile çalışma hayatı işçiler ve emekçiler için adeta bir cehenneme dönüşmüş durumdadır. Çalışma sürelerinin son derece uzun, ücretli izin hakkının son derece sınırlı olduğu koşullarda işsizlik verilerinin olduğundan daha düşük görünmesinin temel nedeni işgücüne katılım oranlarındaki düşük seviyedir. Bir yandan işgücüne katılım oranlarını yükseltirken, öte yandan işsizlik verileri ile mücadele etmenin yegâne yolu, gelir kaybına yol açmaksızın haftalık çalışma sürelerini azaltmaktan geçmektedir. Buna karşın sermaye çevreleri istihdam yapısının niteliğini bozarak, yani yoğun çalışma koşulları altında, daha kuralsız ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırarak bu süreci kendi lehlerine çevirmek istemektedir. Hükümet işveren çevrelerinin bu taleplerini Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ile programlaştırmıştır. Ucuz işgücü için, taşeron çalışmayı yaygınlaştırmayı, kıdem tazminatını fona devrederek orta vadede ortadan kaldırmayı, kölelik bürolarını hayata geçirmeyi hedefleyen bu belge, işsizlik verilerindeki artışla birlikte daha sık gündeme gelecektir. Kriz koşullarında işsizlikle mücadeleyi, çalışma koşullarını kötüleştirerek, ücretleri düşürerek çözmeye çalışan bu anlayışa karşı durulmalıdır. Bu strateji işsizliğin “ne iş olsa yaparım” başlığı altında gizlenmesi stratejisidir. İşsizlikle gerçek mücadele için;

Haftalık çalışma süresi gelir kaybı yaşanmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.

Herkese en az 1 ay ücretli izin hakkı tanınmalıdır.

Herkes için iş güvencesi ayrımsız bir biçimde uygulanmalıdır.

Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı, sendikal barajlar, noter şartı kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır

Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalıdır

Kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.

Taşeronlaşma ve kayıt dışı istihdam engellenmelidir

Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır. Kadın erkek ayrımı yapmaksızın 50 çalışanın üstündeki her iş yerinde kreş açılmalı, devlet kreşlerinin çocuklar için yaş sınırı olmadan, ücretsiz ve 7/24 açık olmalı, yaşlı ve hastalar için, yine ücretsiz, 7/24 açık, çalışanlarının yarısı erkek olan bakım evleri açılmalıdır.

Raporun daha kapsamlı hali bir 22 Eylül 2013 tarihinde kamuoyu ile paylaşılacaktır.