İŞSİZLİK KASIM DÖNEMİNDE DE DÖNEM REKORUNU KIRDI

disk-ar

GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK YÜZDE 17,5 OLDU

ÜNİVERSİTE MEZUNU KADINLARDA İŞSİZLİK KATLANIYOR

* GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 17,5, İŞSİZ SAYISI 5 MİLYON 473 BİN OLDU
* HER DÖRT İSŞİZDEN BİRİ YÜKSEKÖĞRETİM MEZUNU
* EĞİTİMLİ KADINLAR İÇİN İŞSİZLİK ERKEKLERİN 2 KATI
* İŞGÜCÜNE YENİ KATILAN 10 KİŞİDEN 3’Ü İŞSİZ

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Kasım 2014 dönem sonuçlarını değerlendirdi:

1)    Türkiye ekonomisinde büyüme oranlarında yaşanan düşüş devam ederken yeni seride iki haneli rakamlara ulaşan işsizlik oranı ciddi bir sorun durumunda. Hatırlanacağı gibi yılın üçüncü çeyreği için Gayri Safi Yurtiçi Hasıla bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7’lik büyüme ile kötü bir performans göstermişti. Bu durum bir süredir işsizlik verilerini de olumsuz etkilemeye devam ediyor. Kasım 2014 verilerine göre mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 10,7 ile geçtiğimiz yılın aynı döneminin % 1,4 puan üzerinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı ise % 12,7 oldu. Resmi işsiz sayısı da yeni seriye göre bir önceki yılın aynı dönemine göre 599 bin kişilik artışla 3 milyon 96 bine ulaştı. Bu veri krizin en ağır şekilde yaşandığı 2009 yılının aynı dönemi için 2 milyon 932 bindi. İşsiz sayısı bu dönemde de kriz dönemindeki sayıyı aşarak dönem rekoru kırdı. İstihdam edilenlerden ve işsizlerden oluşan işgücünün saCyısı bir önceki döneme göre 2 milyon 12 bin kişi artarken, işsiz sayısındaki artış işgücü artışının yüzde 30’u oldu. İşsizlik verilerinde en ciddi artış gençler, kadınlar ve tarım dışı sektörlerde gerçekleşti.

2)    Kasım 2014 döneminde resmi işsizlere, umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle son 4 haftadır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olduğu halde bu nedenle işsiz sayılmayanlar (umutsuzlar ve diğer) dahil edildiğinde işsizlik oranı yüzde 17,5, işsiz sayısı da 5 milyon 473 bin kişi olarak gerçekleşti. İşinden memnun olmayan ya da daha fazla çalışmak istediği halde düzgün işler bulamadığı için çaresiz kısa süreli işler yapanlar  (eksik ve yetersiz istihdam edilenler) ilave edildiğinde işsizler ve çaresizlerin toplam sayısı 6 milyon 569 bin kişi olurken bunların istihdam içindeki payı ise % 21 oldu.

3)    Kadınlar için ise işsizlik gerçeği daha ağır bir biçimde yaşandı. Resmi işsizlik oranı % 13  olan kadınlar için tarım dışı işsizlik oranı %17,5, geniş tanımlı işsizlik oranı % 25 seviyesinde gerçekleşti. Kadınlarda işsizlik Şubat 2014 döneminden bu yana 209 bin kişi artarken, erkeklerde ise artış 64 bin kişi olarak gerçekleşti. Kasım ayında erkek işsizliğinde yaşanan yüksek artış erkek işsiz sayısındaki azalmayı artışa çevirdi.

4)    Resmi işsizlerin yüzde 37’si iken, işsizlik kapsamı dışında tutulan umutsuz ve diğer işsizlerin yüzde 60’ını kadınlar oluşturdu.

5)    Yüksek öğretim mezunları arasında işsiz sayısı, kamu atama dönemi olmasının da etkisi ile son dönem verilerinde azalsa da, yeni seriye göre Şubat 2014 döneminden bu yana 130 bin kişi artarak 725 bin seviyesine ulaşmış durumda. Şubat 2014 döneminden bu yana üniversite mezunu resmi işsiz sayısındaki artış 272 bin kişi olarak gerçekleşti. Yaklaşık her dört işsizden biri üniversite mezunu. Özellikle yükseköğretim mezunu kadınlar işsizliğin en ağır biçimde yaşayan kesimler içerisinde. Yükseköğretim mezunu kadınlar Şubat 2014 döneminden Kasım 2014 dönemine ilave işsizlerin yarısı üniversite mezunu kadın. Erkeklerde üniversite mezunu işsiz oranı % 8,5 iken, kadınlarda bu oran % 17 seviyesine ulaşıyor.

6)    Türkiye genelinde yaklaşık her 3 kişiden biri (%34) kayıtdışı çalışırken, kadınlarda bu oran % 47, erkeklerde % 28 olarak gerçekleşti.

7)    Türkiye İstatistik Kurumu Şubat 2014 dönemiyle birlikte yeni bir hesaplama yöntemi ve seri kullanmaya başladı. Uluslararası norm ve standartlar dikkate alınarak veri derleme araçları zenginleştirildi. Ancak aynı zamanda resmi olarak işsiz sayılanların kapsamı da daraltıldı. Önceki uygulamada, referans dönemi içinde “son üç ay” içerisinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kişiler “işsiz” olarak değerlendiriliyordu. Yeni uygulamada ise yalnızca “son dört hafta” içerisinde iş arama kanallarından en az birini kullanan ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kişiler “işsiz” olarak ele alınıyor. Yani 1,5-2 ay önce iş başvurusu yapmış olan ve işe başlamaya hazır bir kişi işsiz kategorisi dışına çıkartıldı. Bu kişiler “işgücüne dahil olmayanlar” başlığında, “İş aramayıp, çalışmaya hazır olanlar” kategorisinde “diğer” sınıflandırmasında değerlendirildi. Özellikle iş bulma konusunda sıkıntı çeken kadınların yöntem değişikliği nedeni ile işsizlik kapsamı dışına atıldığı söylenebilir. 2005 serisine göre 2013 yılı kasım döneminde işsizlik oranı yüzde 9,9 iken 2014 serisi için aynı dönemde işsizlik oranı yüzde 9,3 olarak açıklandı. Yöntem değişikliği ile işsizlik oranı 0,6 puan geriledi.  İşsiz sayısı ise yeni seride eski seriye göre 287 bin kişi azaldı. TÜİK eski seriye göre güncel verileri paylaşmıyor.

8)    TÜİK yeni serisinde daha önceki seride olan ve anket soru formunda yer alan işin sürekliliği ile ilgili verileri veritabanında açıklamaktan vazgeçmiştir. Geçici çalışanların sayısındaki gelişim istihdamın niteliği açısından son derece önemli bir değişkendir. Bu verinin web sitesinde ve veritabanında artık paylaşılmaması, daha önce kolayca ulaşılan bir bilgiye ulaşmak için bürokratik süreçlere başvurulması zorunluluğu getirilmesi büyük bir eksikliktir.

SONUÇ

TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi Kasım 2014 dönemi verilerine göre işsizlik hem görünen hem görünmeyen boyutlarıyla tehlike sinyalleri vermeye devam etmektedir. Eğitimli işgücü ve özellikle eğitimli kadınlar için yaşanan kriz ise sürmektedir. Bu krizin bir boyutu da emek piyasalarında kadınlara yönelik cinsiyetçi uygulamalardır. Kadınlar bir yandan şiddetin, tacizin, tecavüzün hedefi olurken, diğer yandan da görünmeyen ev içi emek faaliyetlerine, kötü çalışma koşullarına, kayıtdışı çalışmaya, eğitim düzeyi arttıkça işsizliğe, işyerlerinde psikolojik tacize mahkûm edilmektedir.

Türkiye haftalık çalışma sürelerinin emsallerine göre çok daha yüksek olduğu bir ülkedir. Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında haftalık çalışma sürelerindeki fark 12 saati bulmaktadır. Buna göre Türkiye’de 5 kişinin yapacağı işi 4 kişi yapmaktadır. Bir yandan işgücüne katılım oranlarını yükseltirken, öte yandan işsizlik verileri ile mücadele etmenin yegâne yolu, gelir kaybına yol açmaksızın haftalık çalışma sürelerini azaltmaktan geçmektedir. Buna karşın hükümet ve sermaye çevreleri işsizlik verilerindeki artışı, istihdam yapısının niteliğini bozarak, yani yoğun çalışma koşulları altında, daha esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırarak durdurmanın reçetelerini topluma sunmaktadır. Hükümet işveren çevrelerinin taleplerini Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ile programlaştırmıştır. Ucuz işgücü için, taşeron çalışmayı yaygınlaştırmayı, kıdem tazminatını fona devrederek ortadan kaldırmayı, kölelik bürolarını hayata geçirmeyi hedefleyen bu belge hükümetin uygulama açısından gündemindedir. Nitekim hazırlanan ekonomik programlarının istihdam başlığında yer alan hususlar bu tespiti doğrulamaktadır.

İşsizlikle mücadeleyi, çalışma koşullarını kötüleştirerek, ücretleri düşürerek çözmeye çalışan bu anlayışa karşı durulmalıdır. Bu stratejinin sonuçları Soma’da, Mecidiyeköy’de, Ermenek’te ve Türkiye’nin dört bir yanında acı bir biçimde görülmektedir. Bu strateji işsizliğin “ne iş olsa yaparım” başlığı altında gizlenmesi, işletmelerin karını insanların yaşamının önüne alma stratejisidir. İşsizlikle gerçek mücadele için;

* Haftalık çalışma süresi gelir kaybı yaşanmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
* Herkese en az 1 ay ücretli izin hakkı tanınmalıdır.
* Herkes için iş güvencesi ayrımsız bir biçimde uygulanmalıdır.
* Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
* Taşeronlaşma ve kayıt dışı istihdam engellenmelidir.
* Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalıdır.
* Kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
* Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.