İşçi ve emekçiye engel, işverene teşvik!..

DİSK Yönetim Kurulu’nun yeni teşvik paketine ilişkin basın açıklaması

AKP hükümeti yeni bir teşvik paketini daha kamuoyunun gündemine sunmuştur. İktidara geldiğinden bu yana işveren çevrelerinin beklentilerini karşılamak adına, hiçbir tavizi vermekten çekinmeyen AKP, sermayeye vergi indirimleri, kaynak olarak işsizlik fonun kullanıldığı prim destekleri, yer tahsisi, faiz destekleri vb. pek çok düzenlemeyi bir kez daha gündeme getirmektedir.

Özelleştirme uygulamaları ile bölgesel eşitsizliği derinleştirici adımlar atan, kamu fabrikaların kapanmasına, arazi fiyatı değerine satılmasına göz yuman bu anlayış, şimdi bölgesel eşitsizlikle mücadeleyi bir teşvik ve yağma sistemine indirgemiş durumdadır.

Kamu gelirlerinin, arazilerinin peşkeş çekildiği, işsizlik maaşlarının işverenler adına sigorta primi olarak SGK bütçesine gelir olarak kaydedildiği böyle bir sistemin, insanların adalet duygularını rencide ettiği açıktır.

Kaynak yokluğu ile velilerden okullarda katkı payı alan, okullara öğretmen atamayan, Sosyal Güvenlik sistemini zora dayalı bir uygulama ile yeniden yapılandıran, sağlık ve eğitim hizmetlerini ticarileştiren, doğalgaza, benzine, elektriğe yapılan zamlarla halkı yoksullaştıran uygulamalar bir yanda dururken, kaynakların nasıl teşviklerle sonuçsuz uygulamalarla çarçur edildiği açıktır.

2011 yılında sadece işveren sigorta primi için 5 puanlık indirimin merkezi bütçeye yükü 4 milyar 735 milyon TL’dir. Bu rakam 10 yılda işsizler için yapılan 4 milyar 549 binden daha büyük bir rakamdır. Yani devlet kendi bütçesinden işverenlere 1 yılda işsizlere verilenin 10 katı ödeme yapmıştır. Diğer yandan bütçeden yatırım yapmak yerine işverenlere sigorta prim teşviği verilirken, işsizin parasından yani işsizlik fonundan GAP adına kullanılmak üzere 10 milyar TL bütçeye gelir kaydedilmiştir.

Açıklanan ve bölgesel eşitsizlikleri gidermek için yapıldığı iddia edilen düzenleme her bölge için tanımlanan genel bir teşvik sistemidir. Diğer paketler gibi amaç bölgesel eşitsizliği gidermek değil, kamu kaynaklarını sermaye kesimlerine aktarmaktır. Bölgesel eşitsizliğe yönelik tek çözüm, kar amacı gütmeyen kamunun yatırımcılığıdır.

Bununla birlikte hükümet sermayeyi kollamak adına işçilerin sendikalaşma hakkını ortadan kaldırmayı amaçlayan başka bir düzenlemeyi de gündeme getirmektedir. Mevcut sendikaların yetkisiz kalmasına, işçilerin kimi sektörlerde toplusözleşme yapacak sendika bulamamasına neden olacak olan toplu iş ilişkileri kanunu meclise sunulmaktadır.

Hükümet hem kamu kaynaklarını sermayeye sonuna kadar açmakta, hem de işçilerin pastadan pay almasının yegane unsuru olan sendikalaşma hakkını engelmeye çalışmaktadır. Konfederasyonumuz sermayenin sınırsız sömürü alanı haline getirilmek istenen ülkemizin emekçilerini haksızlığa boyun eğmemeye çağırmaktadır. Sermayeye teşvik, emekçiye baskı, zor ve engelleme üzerine kurulan bu politikalar elbet püskürtülecektir.