İş Cinayetlerini Durduralım

Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği ilkelerine önem verilmemekte, sermayenin aşırı kar hırsı sonucu iş cinayetleri adı altında katliam yaşanmaktadır. Bakanlık verilerinde yayınlanan en son istatistiğe göre 2011 yılında iş kazalarında 1563 işçi öldü. 2010 yılında ülkemizde 63 bin iş kazası olmuş ve 1454 işçi yaşamını yitirmiştir. Ancak gerçek rakamlar daha fazladır. Bunlar yalnızca kayıtlı işyerlerine aittir ve kayıtlı işyerlerinde kayıt altına alınabilen kazalardır. Çok daha fazlası yetkililere bildirilmemekte, işçiye belirli bir miktar ödenmekte, sözler verilmekte ve örtbas edilmektedir. Ülkemizde 2012 yılında kayıtdışının oranı % 39’dur ve bu oran son 10 senede % 45’den inmiştir. Kayıtdışında yaşanan iş kazaları hakkında ise bir resmi veri yoktur. İş Sağlığı ve Güvenliği Meclisi basına yansıyan haberleri derlemekte ve çok sayıda ölümlü iş kazasına değinmektedir. Buna göre kayıtdışının en yoğun olduğu inşaat ve tarımda iş kazaları ve ölümleri oldukça yaygındır.

2013 yılı da iş cinayetleri sonucu acı olaylarla başladı. 7 Ocak’ta Zonguldak Kozlu Kömür Ocağı’nda yaşanan iş cinayetinde yaşamını yitiren 8 madenci arkadaşımız için DİSK Tekstil Sendikamızın yaptığı açıklamada şu vurgular yapılmıştır:

“Yaşamını yitiren arkadaşlarımız taşeron sisteminin, kuraldışı çalışmanın ve aşırı sömürü hırsının kurbanları olmuşlardır. Bu yalnızca maden işçilerinin değil tüm Türkiye işçi sınıfının ortak bir sorunudur ve ancak ortak bir karşı çıkışla iş cinayetlerine son vermemiz mümkün olabilir.

Kozlu Kömür Ocağı’nda bu acı olayların geçmişte yaşanmasına ve yakın zamanda yapılan incelemelerde iş kazası olmamasının tesadüfle açıklandığı bir raporun varlığına karşın bu acı olayın göz göre göre yaşanması meseleyi kader veya kaza olarak açıklamayı da anlamsızlaştırmaktır. Yaşanan apaçık bir cinayettir ve sorumluları derhal hesap vermelidir.

Ülkemizde her ay onlarca işçi kardeşimizi çok basit önlemler alınmadığı için kaybetmekteyiz. Bu kuraldışı, yasadışı uygulamalar alenen hayat bulurken Bakanlık ve ilgili devlet kurumları görevleri olan denetimleri yeterince yapmamakta, göz yummakta ve suça ortak olmaktadırlar.”

Ne yazık ki maden işçilerinin ölümünden birkaç hafta sonra 30 Ocak’ta Antep’te galvaniz fabrikasındaki patlamada 8 işçi arkadaşımız yaşamını yitirmiştir. DİSK Tekstil Sendikamızın Genel Sekreteri Muzaffer Subaşı konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunlara değinmiştir:

“Bölgede yapılan ilk incelemelerde fabrikada kayıtdışı olarak Suriyeli göçmenlerin çalıştırıldığı bilgileri edinilmiştir. Çıkan ilk sonuçlar kazanın meydana gelmesinde, tıpkı yakın zamanda meydana gelen diğer ölümlü kazalarda olduğu gibi, kayıtdışı işçi çalıştırma, nitelikli kadro eksikliği ve yeterli önlemlerin alınmamasının etkin olduğunu bize göstermektedir.

Bu durum aslında son 10 yıldır uygulanmakta olan “istihdam” politikasının kaçınılmaz sonucudur. Kayıtdışı çalıştırma Hükümet tarafından gizli “yatırım teşviki” olarak görmezden gelinmektedir. İşverenler işgücü maliyetini düşürmek için nitelikli işçi çalıştırmamaktadır. Yine maliyetlerin düşürülmesi adına işyerlerinde gerekli güvenlik ve sağlık önlemleri alınmamaktadır.

İşçiler haklarını savunacak, daha iyi koşullarda çalışacak ve can güvenliklerini koruyacak durumda değildir. Hükümet ise devlet kurumlarının etkin ve düzenli denetim yapmasından bilerek kaçınmaktadır. Bu yolla işverenlere diledikleri gibi davranma, işçilerin hayatıyla oynama olanağı yaratılmaktadır. Büyük bir sanayi kenti olan Gaziantep’te Çalışma Bakanlığı Müfettişleri Grup Başkanlığı’nın kaldırılarak Adana’ya taşınması da Gaziantep’te işverenlerin denetimsiz çalışmasına daha fazla göz yumulacağını açıkça göstermektedir.

Çözüm etkin denetim sisteminin işletilmesidir. Denetim yalnızca devlet kurumları aracılığıyla yapılmaz. En etkin, uzun vadeli ve sonuç alıcı denetim işçilerce yapılandır. İşçilerin örgütlenerek, sendika üyesi olarak, toplu sözleşmelerle kuralları düzenleyerek güçlü ve etkili bir denetim ve düzenleme yapılabilir.”