İş cinayetlerine lider olmak istemiyoruz

İş cinayetlerine lider olmak istemiyoruz

Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği ilkelerine önem verilmemekte, sermayenin aşırı kar hırsı sonucu iş cinayetleri adı altında katliam yaşanmaktadır. Bakanlık verilerinde yayınlanan en son istatistiğe göre 2011 yılında iş kazalarında 1563 işçi öldü. 2010 yılında ülkemizde 63 bin iş kazası olmuş ve 1454 işçi yaşamını yitirmiştir. İş kazalarının % 80’i de KOBİ’lerde yaşanmaktadır. (ÇSGB, 2012)

Türkiye’de her gün 172 iş kazası yaşanmakta, ortalama 4 işçi ölmekte ve 6 işçi iş göremez raporu almaktadır. Avrupa ortalamasına bakıldığında da Türkiye’nin durumu oldukça vahimdir. Eurostat’a göre 100 bin işçide ölümlü kaza oranı 2007 yılında Türkiye’de 12.3 iken, AB ortalaması 2.1’dir. En yakın Portekiz’de dahi oran 6.3’dür. (ÇSGB, 2012) Ancak gerçek rakamlar daha fazladır. Bunlar yalnızca kayıtlı işyerlerine aittir ve kayıtlı işyerlerinde kayıt altına alınabilen kazalardır. Çok daha fazlası yetkililere bildirilmemekte, işçiye belirli bir miktar ödenmekte, sözler verilmekte ve örtbas edilmektedir.

Kayıtdışıda iş kazaları daha fazla

Ülkemizde 2012 yılında kayıtdışının oranı % 39’dur ve bu oran son 10 senede % 45’den inmiştir. Kayıtdışında yaşanan iş kazaları hakkında ise bir resmi veri yoktur. İş Sağlığı ve Güvenliği Meclisi basına yansıyan haberleri derlemekte ve çok sayıda ölümlü iş kazasına değinmektedir. Buna göre kayıtdışının en yoğun olduğu inşaat ve tarımda iş kazaları ve ölümleri oldukça yaygındır. (İSİG, 2013)

İSİG Meclisi raporlarına göre 2012 yılında en az 878 işçi yaşamını yitirdi. Bunun 279’u inşaat sektöründe, 86’sı enerji sektöründe, 81’i maden sektöründe. 149’u taşeron işçisi. (İSİG, 2013)

Yeni İSİG kanunu da çözüm getirmiyor

İş kazaları sonucu ölümlerin artması üzerine Bakanlık harekete geçmek zorunda kalmıştır. Özellikle tersanelerde, madenlerde kitlesel işçi ölümleri ve tekstilde kot taşlama-slikozis hastalığı sonucu ölümler kamuoyunda tepki toplayınca meclis 2012 yılında yeni bir iş sağlığı ve güvenliği kanunu kabul etmiştir. Ancak bu kanun da sendikalarca eleştirilmektedir. Yeni kanunda her işyerinde iş sağlığı ve güvenliği uzmanı istihdam edilmelidir. Fakat iş sağlığı ve güvenliği hizmetini işveren dışarıdan özel kurumlardan satın alabilecektir. Bu kurumlar da işverene sorumludur ve güvenilirlikleri tartışmalıdır. İkincisi iş kazası durumunda işverenin sorumluluğunu ve bu profesyoneller de paylaşmaktadır ve onlara da ceza verilmektedir. Yalnızca para cezası verilmekte, işyerinin kapanması gibi cezalar verilmemektedir. Para cezaları da caydırıcı değildir. Bu nedenle yeni yasaya karşın ş kazası sonucu ölümler bitmemiş, azalmamış, hatta artmıştır. (İSİG, 2013)

İş kazalarının dışında işyerinde psikolojik şiddet ve mobbing de oldukça yaygındır. Yapılan bir araştırmaya göre 2012 yılında çalışanların % 35’i mobbinge maruz kalmaktadır. Tacizlerin % 81’i mağdurun üstüdür. Mağdurların % 77’si kadındır (Özkazanç, 2012). İşçinin kendi ayrılması halinde kıdem tazminatı hakkının olmaması sebebiyle işverenler işten çıkarmak istediklerini mobbing ile ayrılmaya mecbur bırakmaktadır.

Tekstil sektöründe iş hastalıklarına dikkat!

Tekstil sektöründe iş kazalarını tetikleyen unsurlar çalışma koşullarında ve kar hırsında gizlidir. Bunlar önlenemez nedenler değildir. Buna göre sektörde kayıtdışılık, uzun çalışma süreleri, hafta tatillerinin kullanılmaması, yıllık ücretli izinlerin eksik kullanılması, ücretlerin tam ve zamanında ödenmemesi, iş çıkışında yasal hakların verilmemesi ve kadınlar için özel koruyucu önlemlerin alınmamasıdır. Bu sebepler, aşırı sömürü, önlemlerin alınmaması ve çalışma koşulları sebebiyle yaşanan dikkatsizlik ve hastalıklar iş kazalarını davet etmektedir. (ILO, 2012)

Tekstil sektöründe tozlardan kaynaklı meslek hastalıkları oldukça yaygındır. Akciğer hastalıkları yaygın olarak görülmektedir. (Slikozis ve bissinoz) Tehlikeli kimyasallardan kaynaklı riskler vardır. Çalışma ortamları oldukça gürültülüdür. İş ekipmanlarından kaynaklı riskler vardır. İşyerindeki havalandırma ve hava derecesinden kaynaklı riskler doğmaktadır. Ayrıca yangın da çok ciddi bir tehlikedir. (ILO, 2012)

Kaza değil cinayet, katliam

Dünya genelinde iş kazalarının % 93’ü insan hatasından, % 5’i işyeri ve iş koşullarından kaynaklamaktayken Türkiye’de iş kazalarının büyük çoğunluğun işyeri ve iş koşulları nedeniyle olmaktadır. (İSİG, 2013)

Aslında bunlara kaza denilmesi doğru değildir. Kaza alınan önlemlere karşın yaşanan olaylardır. Ülkemizde binlerce işçinin yaşamını yitirmesine ve çok daha fazlasının sakat kalmasına sebep olan ise çok basit önlemlerin dahi alınmamasıdır. Asıl sorun aşırı kar, aşırı sömürü isteğidir. Taşeron çalışma, kayıtdışı çalışma, uzun saatler-düşük ücret karşılığı çalışma işçilere sosyal bir yaşam bırakmadığı gibi yaşama hakkını da ellerinden almaktadır. Sendikal mücadelede bu nedenle iş kazalarına karşı önlem almak ve iş güvencesi öncelikli taleplerdir. Birçok işyerinde sendikalaşma çabası ücret artışından önce daha sağlıklı şartlarda çalışmak için başlamaktadır.

Kaynaklar

–          Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ( 2013), 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Ankara: ÇSGB Yayınları.

–          ILO (2012), 10 Adımda Düzenli Çalışma Koşulları, İş Sağlığı ve Güvenliği, Ankara: ILO yayınları.

–          İş Sağlığı ve Güvenliği Meclisi, www.guvenlicalisma.org, Ulaşım tarihi: 20.02.2013

–          Özkazanç, A. (2012). İşyerinde Şiddet: Psikolojik ve Cinsel Taciz, Ankara: ILO Yayınları.