IndustriALL: Grev hakkı temel işçi hakkıdır!

İşverenler grev hakkını yok saymak istiyor. ITUC ve IndustriALL grev hakkının savunulması amacıyla kampanya başlatıyor

2014 Haziran ayında,  Uluslararası Çalışma Konferansı’nda, işveren grubu, grev hakkına yönelik saldırısını sürdürdü. İşverenlerin grev hakkını gündem dışı tutma talebi üzerine, Aplikasyon Komitesi 19 önemli olay hakkında karar veremedi.

Saldırı, 2012 ILO Konferansı’nda işveren grubu sözcüsünün, grev hakkının uluslararası hukukta yer almadığını beklenmedik bir şekilde açıklaması üzerine başladı. İşverenler, görüşülecek ülkeler listesinde grev hakkıyla ilgili olaylar yer alıyorsa, o listeyi görüşüp mutabakata varmayı reddedeceklerini açıkladı. Bu katı tutum bir çıkmaza yol açtı.

Bu saldırı, işverenlerin yeni tutumuna aykırı, uluslararası alandaki yaklaşık 50 yıllık yerleşik içtihat sonrasında gerçekleşiyor. ILO’nun sendika özgürlüğü ve örgütlenme hakkı üzerine 87 nolu sözleşmesi grev hakkından açıkça söz etmese de, Sendika Özgürlüğü Komitesi ve Uzmanlar Komitesi, 1950′lerden beri, Sözleşme’nin 3. maddesinin grev hakkının korunmasını içerdiği kanısında.

1983 Genel Araştırması’nda, Uzmanlar Komitesi, Sendika Özgürlüğü Komitesi’nin varmış olduğu sonucu şöyle yineliyordu: “Grev hakkı, işçilerin ve onların örgütlerinin sosyal ve ekonomik çıkarlarını korumak için kullandığı asli araçlardan biridir”. O sıralar bu tespite işverenlerden hiçbir itiraz gelmemişti.

1997′de, “grev hakkı ve lokavt dahil, sendikal eylemin 87 nolu sözleşmede öngörüldüğü üzere sendika özgürlüğü ilkelerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturduğu ilkesini” işverenler grubu bile bir kez daha teyit etmişti.

Hiçbir sendika greve laf olsun diye çıkmaz. Ama bizim yaklaşımımıza göre, işi durdurma hakkı esas olarak sendika ve toplu sözleşme özgürlüğüyle bağlantılıdır. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) deyimiyle, grev hakkı olmaksızın, toplu sözleşme hakkı “toplu dilenme” hakkından başka bir anlama gelmez.

2009′da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’yle ilgili bir vakada, grev hakkının varlığını, 87 nolu ILO Sözleşmesi’nin koruduğu sendika özgürlüğünün asli bir unsuru olarak kabul etmiştir.

Bütün dünyada hükümetler de benzer bir yaklaşımı benimsemiştir. ITUC’un bu konudaki raporu, en az 90 ülkenin grev hakkını anayasalarında vurguladığını belirtiyor.

Yunanistan anayasasının ifadesiyle: “Grev yasaya uygun olarak kurulmuş sendikalar tarafından işçilerin ekonomik ve genel çıkarlarını korumak ve geliştirmek için kullanılan bir haktır.“

Güney Afrika anayasasında ise şu hüküm yer alıyor: “Her işçinin sendikalaşma, sendikal faaliyetlere ve programlara katılma ve grev yapma hakkı vardır.”

İşveren tutumunun katılaşması, sendika karşıtı şirketlerin ve hükümetlerin işçi haklarına yönelik genel saldırısının bir parçasıdır. Bu, aynı zamanda, hakların kapsamını tanımlarken sözleşmeleri bütün dünyada kaynak olarak kullanılan ILO’yu zayıflatma girişimidir.

Küresel sendikal hareket, dünyanın her yerinde grev temel hakkını ve işçi haklarının dayanağı olarak ILO sözleşmelerini savunma kararlılığını koruyor.

Kaynak: disk.org.tr