Ana Sayfa Haberler GREIF YÖNETİMİNE ÇAĞRI; SUNJÜT HADIMKÖY FABRİKASI YENİDEN AÇILSIN

GREIF YÖNETİMİNE ÇAĞRI; SUNJÜT HADIMKÖY FABRİKASI YENİDEN AÇILSIN

Yaşanan birçok yanlışın ardından, hiçbir işçinin istemeyeceği bir sonuçla karşılaşıldı. 850’ye yakın işçinin istihdam edildiği bir tesis kapatıldı, işçiler işinden, aileleri işinden aşından edildi.

Ekmeğini biraz daha büyütmek, adaletli bir ücret sistemi oluşturmak, hukuka aykırı olan taşeron uygulamasını kaldırmak isteyen işçiler, DİSK-Tekstil’e üye oldu.

Bir süre sonra, gizli amaçları peşinde koşan bir grup çeşitli yalanlarla işçileri kandırmaya, en başta Sendikaya karşı düşmanlığa yönlendirmeye başladı.

Toplu iş sözleşmesi görüşmesinde konuşulanlar hep farklı anlatıldı işçiler aldatıldı, 10 Şubat’ta hazırlıkları çok önceden planlanmış ama gizlenmiş “işgal” eylemine sürüklendi.

İşçiler, Sendika ile işveren arasında süren toplu iş sözleşmesinin neleri içerdiği, hangi hakların aldığını öğrenemedi, soru soramadı.  Kim karşı çıkarsa, suçlandı, açık veya gizli biçimde tehdit edildi, ailelerimizden dahi “hesap sorulacağı” söylendi.

Çoğunluğunu bir siyasi grubun oluşturduğu “komite” herşeye karar verdi. İşçiler bu siyasi grubun “yıllardır birkaç yerde denedik, başarılı olamadık, ilk kez burada başardık” dedikleri “işgal” eylemine tutsak edildi, rehin alındı.

Kendilerinden başka hiç kimseye söz hakkı tanınmadı, doğruları anlatmaya çalışan ziyaretçiler bile fabrika dışına çıkardı, Sendika yöneticilerinin üyelerle görüşmesini engelledi. Yalanlarla kışkırtılan işçiler, Tekstil’e, DİSK’e saldırmaları için zorlandı.

Sendikanın, toplu iş sözleşmesinin, grevin ne olduğunu tam olarak bilmeyen, söylenenlerin nasıl sonuçlar doğuracağından habersiz işçiler, bu siyasi grubun yalanlarıyla felakete sürüklendi.

Oysa aynı zamanda, işçiye düşman gibi gösterilen DİSK ve Tekstil, işverenle işçinin tüm haklarını koruyan, yeni toplu iş sözleşmesi uygulanacak bir işyeri için çok yüksek kazanımları olan bir toplu iş sözleşmesi için çaba harcamaktaydı.

İşveren ve Sendika büyük çoğunluğu yaptığı yanlışın farkında olmayan işçilerin zarar görmemesi için her fedakârlığı yaptı. Sabırla, gerçeğin görülmesini ama en önemlisi kimseye zarar gelmeden “işgal”in sonuçlanmasına çalıştı.

10 Mart 2014 tarihinde yapılan görüşmede, İşveren tarafından yapılan teklif işçiye tamamıyla çarpıtılarak, özellikle taşeron işçilerini kışkırtacak şekilde aktarıldı.

O teklifte, en düşük ücretin 1.134 TL’ye çıkarılacağı, ilk altı ay için yüzde 9 ücret artışı uygulanacağı ve üzerine de 120 TL iyileştirme zammı verileceği ayrıca her kıdem yılı için 5 TL kıdem zammı verileceği söylenmedi. İkinci altı ayda yüzde 7 zam uygulanacağı; yakacak, erzak, çocuk, eğitim yardımlarının neler olduğu hiç anlatılmadı. Sözleşmenin 2. ve 3. yılında ücret artışlarının enflasyon oranının üzerine 1 puan şeklinde olacağı konuşulmadı.

İşçiye 70’TL zam veriyorlar, bunun 50’TL’sini sendika aidatı kesecekler, 30 TL için mi bu çileyi çektik dediler. Diğer yıllarda sadece 1 puanlık artış yapıyorlar diye işçi yanıltıldı.

İkramiyelerin ilk 18 ay yılda 3 maaş, ikinci 18 ay da ise yılda 4 maaş olduğunu işçiler çok sonra öğrendi. İşçiye hep ikramiye talebimiz kabul edilmedi denildi.

Taşeron konusu ise en çok çarpıtılan, işçinin en çok sömürüldüğü konu oldu. 10 Mart’taki teklifte dokuma taşeronlarının hemen kadroya alınacağı, konfeksiyonların ise 2 yıl içinde kadroya geçişlerinin sağlanacağı söylenmişken, işçiye tam aksi anlatıldı.

Kendilerini “kızılbayrak” diye tanımlayan grup, işçilerin gruplar halinde fabrikayı terk etmeye başlaması üzerine, işi şiddete vardırdı, Tekstil yöneticilerine ve çalışanlarına saldırdı.

“Sizi avukatlar ordusu ile koruyacağız” diye yanıltılan, kızılbayrak grubu tarafından denize atılan ve kendilerine dayatılan tek seçeneğe “yılan”a sarılmak zorunda bırakılan işçiler yeni eylemlere itildi.

14 Mart’ta Sendika yöneticilerinin, Greif Genel Müdürü’nün işyerine gelerek, son tekliflerini işçilere anlatma, bunu işyerinde oylatma talebi de çarpıtılarak engellendi. Ve ardından Greif üst yönetiminin kapatma kararı geldi.

DİSK ve Tekstil, bu kararın değiştirilmesi için birçok girişimde bulundu. Kararın değişmeyeceği anlaşılınca, en azından tazminatlarını alamayanlara ödeme yapılması, iş bulmalarına yardımcı olunması konusunda bir anlaşma hazırlandı.

Bu anlaşmayı önce kabul eden, bu siyasi grup, sonra yine yalanlarla işgale devam etti. Bugünse sendika üyesi kimse kalmadı.

Bugün gelinen noktada, 600 aşkın işçinin birkaç gün sürer, işimize, aşımıza döneriz diye sürüklendiği “işgal” polis tarafından sonlandırıldığında 60-70 kişiye düştü.

“İşverenin oyunu” dedikleri işyeri kapatılması uygulamaya konuldu, makinelerin bir kısmı söküldü.

Artık bir gerçek tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmış durumda.

  • Greif’a bağlı Sunjüt Hadımköy Fabrikası işçileri büyük bir oyunun tuzağına düşürüldü.
  • İşçilerin ekmek kavgası, hak davası kimsenin ciddiye almadığı bir siyasi grubun kendi çıkarları uğruna nasıl sömürüldüğü görüldü.
  • “İşgal, grev, direniş”ten başka bir şey bilmeyen, çağdışı, taş devrinden kalma siyaset anlayışı kızılbayrak grubu, tarihe işçi sınıfına karşı yaptığı en kirli, rezil ihanetle yazıldı.

İşçiler ve DİSK-Tekstil ortaya çıkan bu gerçeklik karşısında, talebimizi tekrar ve daha kararlı dile getiriyoruz;

  • Hadımköy Fabrikası, sadece 850 işçi için değil, onların aileleri, Türkiye ekonomisi için da önemlidir.
  • Tesis ülkemizde kalmalı, Türkiye’nin, İstanbul’un, Hadımköy ve çevresinin kalkınmasına katkı vermeye devam etmelidir.
  • Büyük çoğunluğu yolun başında gerçekleri gören işçiler, işlerine ve işyerlerine kavuşmaya, yasalara, imzalanan toplu iş sözleşmesi hükümlerine uygun olarak çalışmaya hazırdır.
  • İşyerindeki huzurun, barış ve hukuk içinde çalışmanın artık en büyük teminatı, Sendikası ile bütünleşen, yaşadıkları acı ve unutulmaz bir deneyimle kazanan GREIF işçileri olacaktır.