GREİF GERÇEĞİ DİSK-TEKSTİL BAŞKANLAR KURULU BİLDİRİSİ 10.04.2014

DİSK Tekstil İşçileri Sendikası Başkanlar Kurulu’nun gündeme ilişkin yaptığı basın açıklaması;

Sendikamızın Başkanlar Kurulu bugün (10 Nisan 2014) Genel Merkezimizde yaptığı toplantıda, gündemindeki konuları ele almıştır. Yapılan toplantı sonrasında son gelişmelerde dikkate alınarak aşağıdaki açıklamanın yapılmasına karar vermiştir:

Başkanlar Kurulumuz, Konfederasyonumuzun Başkanlar Kurulunun Sendikamıza verdiği desteğe içtenlikle teşekkür etmekte, örgüt içi dayanışmanın bu güzel örneği nedeniyle tüm üyelerimizin şükranlarını paylaşmaktadır.

Gözaltına alınan işçiler serbest bırakılmalıdır

60 günden beri devam eden GRİEF (Sunjüt) işyerindeki eylem bugün Mahkemenin vermiş olduğu “kanun dışı direniş” kararına istinaden polis tarafından zor kullanılarak sona erdirilmiş ve emniyet güçlerinin verdiği bilgiye göre bir kısmı işçi 90 dolayında kişi gözaltına alınmıştır.

DİSK-Tekstil olarak bu olayın barışçıl bir biçimde sona erdirilmesi için çok çaba sarf edilmiştir. Ancak Sendikamızın ve üyelerimizin iradesini hiçe sayan bir siyasi grubun sorumsuz ve maceracı tavrı sonucu 800 dolayında işçi işini kaybetmiş daha da ötesi Mahkeme kapılarına düşürülmüşlerdir.

Bu tavırlar işçi ve sendika hareketine hiçbir yarar getirmemiş aksine zarar vermiştir.

Biz DİSK-Tekstil olarak kapanan bu fabrikanın yeniden açılması için, yine 800 dolayında işçinin iş sahibi olabilmesi için Konfederasyonumuzla birlikte gayretlerimizi sürdüreceğiz.

Kendilerine sol diyen bir maceracı örgütün DİSK’e ve Tekstil İşçileri Sendikası’na sözlü ve fiziki saldırılarını bir kez daha kınıyoruz.

Gözaltına alınan tüm işçi arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

Greif’te süreç neden ve nasıl başladı

Başkanlar Kurulumuz, bilgi kirliliği nedeniyle her şeyin birbirine karıştığı ve iki aya yakın süredir devam eden GREİF Hadımköy’deki eyleme ilişkin olarak tüm süreci olabildiğince özetleyerek kamuoyu ile paylaşmayı ve sürece ilişkin görüşlerini açıklamayı kararlaştırmıştır.

Bilindiği gibi yakın zamanda Sendikamızın en önemli gündem maddelerinden birini, GRİEF grubuna bağlı SUNJÜT işletmesinde sürmekte olan toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ve bu işletmenin Hadımköy tesislerindeki eylemlilik oluşturmaktadır.

Söz konusu işletmede çalışan işçilerin hiçbiri sendikal nedenle işten çıkarılmadı. İşveren birçok yerde karşılaştığımız gibi toplu iş sözleşmesi yetkisine itiraz etmedi. Hiçbir sorun yaşanmadan toplu iş sözleşmesi süreci başlatıldı.

Sendikamız ile işveren arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmeleri devam ederken, aralarında üyelerimizin de olduğu ağırlıklı olarak taşeronda çalışanlardan oluşan fabrika işçileri 10 Şubat 2014 tarihinde üretimi durdurarak bir eylemlilik sürecine girmişlerdir.

Sendikamız daha ilk gününden itibaren, ortaya çıkan krizin çözülmesi ve toplu iş sözleşmesinin olağan işleyişine dönmesi doğrultusunda birçok girişimde bulunmuş, bu siyasi grubun yaptığı tüm olumsuz propaganda ve karalamalara rağmen üyelerinin beklentilerine uygun bir toplu iş sözleşmesi hedefi ile hareket etmiştir.

Sektörün en başarı toplu iş sözleşmesi koşulları oluşturuldu

Bu doğrultudaki girişimleri sonucundadır ki, yapılan müzakerelerle toplu iş sözleşmesi belirli bir olgunluğa eriştiğinde durum, 10 Mart 2014 tarihinde SUNJÜT Dudullu tesislerinde her iki fabrikanın temsilcileri, Sendikamızın temsilcileri ve GREİF Genel Müdürü’nün katıldığı bir toplantıda değerlendirilmiştir.

Toplu iş sözleşmesinde gelinen ve işveren tarafından kabul edilen hükümler şu şekilde olmuştur:

1-      Asgari ücret alanların (1.071 TL) ücretleri 1.134 TL’ye yükseltilecek. Birinci altı ay için yüzde 9 oranında ücret artışı uygulandıktan sonra 120 TL iyileştirme zammı yapılacak. Sözleşmenin ikinci altı ayında ise yüzde 7 oranında ücret artışı yapılacak. Bu ücret artışı, 50 yılı aşkın süredir uygulana gelen ve sektörün en büyük firmalarının yer aldığı grup toplu iş sözleşmesindeki birinci yıl artışının iki katından (yüzde 5 + yüzde 3= yüzde 8) fazladır. Ayrıca her kıdem yılı için üyelere brüt 5 TL tutarında “kıdem zammı” sağlanmıştır.

2-      İkramiyeler için sözleşmenin ilk 18 aylık (1,5 yıl) döneminde yılda toplam 3 maaş (90 günlük ücretleri tutarında), sözleşmenin ikinci 18 aylık döneminde ise yılda toplam 4 maaş (120 günlük ücretleri tutarında) ikramiye ödenmesi kararlaştırılmıştır. İkramiyeler grup toplu iş sözleşmesinde uzun mücadeleler sonrasında son dönemde 120 günlük ücret düzeyine çıkarılmıştır.

3-      Sosyal yardımlar konusunda, GREİF (Sunjüt) sözleşmesi ile grup toplu iş sözleşmesi kıyas kabul etmeyecek farklılıklar içermektedir.

a)      Yıllık 780 TL yakacak yardımı,

b)      Yılda 4 kez olmak üzere her biri 225 TL’yi aşan erzak paketi,

c)       Diğer sosyal haklarla birlikte işçi ücretlerine önemli oranda katkı sağlanmıştır.

4-      Sözleşmenin taşerona ilişkin görüşmelerinde son gelinen nokta ise, İş Yasası’nın 2. Maddesinin uygulanması, bu çerçevede dokuma bölümlerinde çalışanların derhal kadroya alınması ve konfeksiyonlar için ise belirli bir takvim dahilinde taşerona son verilerek tamamının kadroya alınmasıdır. Böylece işletmede taşeron tamamen kaldırılarak, bu sözleşmedeki en önemli kazanım sağlanmıştır.

5-      Derhal işbaşı yapılması halinde; 10 Şubat’tan itibaren işg sürelerin ücretlerinin toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi, eylem nedeniyle hiçbir işçinin iş akdinin feshedilmeyeceği karşılıklı olarak kabul edilmiştir.

Yapılan toplantıda sunulan teklif Dudullu fabrikamızın işçileri tarafından oylama yapılmak suretiyle yüzde 100’e yakın oranla kabul edilmiş ve burada Hadımköy fabrikasına destek amacıyla yapılan eyleme son verilerek Dudullu’da 11 Mart tarihinde işbaşı yapılmıştır.

Genel Yönetim Kurulumuzun yetkisi olmasına rağmen, Sendikamız tarafından da ilkesel olarak uygun bulunan bu şartlarla toplu iş sözleşmesi hemen imzalanmamıştır. Sendikamızın genel ilkeleri gereğince, Hadımköy fabrikasındaki üyelerimizin de rızasıyla toplu sözleşmenin tamamlanması istenmiştir.

Üyelerimizin zarar görmemesi için yapılan tüm çabalar engellendi

Sendikamızın, üyelerimizin ve bir anlamda tüm işçilerin haklarını korumak, onların içine girilen bu süreçten zarar görmeden çıkmalarına dönük tüm girişimleri ne yazık ki fabrika içinde işçileri de baskı altına alan aynı siyasi grup tarafından bilinçli bir biçimde engellenmiştir.

Sendikamız ve hatta Konfederasyonumuz ağır ithamlarla, karalamalarla suçlanmış, tüm derdi ekmeğini korumak olan işçiler gerçek dışı söylemlerle kışkırtılmış; Sendikamıza, yöneticilerimize ve çalışanlarımıza yönelik fiziki şiddet uygulanmıştır.

GREİF yönetiminin Avrupa düzeyindeki yetkilisinden 13 Mart 2014 tarihinde Sendikamıza gönderilen bir yazı ile 14 Mart 2014 tarihine kadar yukarıda belirtilen koşullarda toplu iş sözleşmesinin imzalanmaması halinde Hadımköy’deki fabrikanın kapatılacağı bildirilmiştir.

GREİF Genel Müdürü beraberinde İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi olmak üzere bizzat 14 Mart 2014 tarihinde Hadımköy fabrikasına gelmiştir. Genel Müdürün sözleşmedeki son teklifini işçilere anlatmak isteği de geri çevrilmiştir. Hadımköy fabrikasındaki bir grup taşeron ve işçilerinin işyerine girmek isteği nedeniyle yaşanan gerginlik de yine Sendikamızın ve Konfederasyonumuz müdahalesi ile önlenmiştir.

Durumun giderek işçilerin aleyhine geliştiği koşullarda Sendikamız, bu kararın sorumlusu olan grubun saldırısına uğramış ve işgal edilmiştir.

İşveren kapatma kararını uygulamaya koydu

DİSK ve işveren arasında yapılan ilk görüşmede, işveren, GREİF üst yönetiminin fabrikanın kapatılması konusunda kesin talimat verdiğini ve artık bu yoldan geri dönüşün mümkün olmadığını belirtmiştir.

Yapılan her görüşmede olduğu gibi konu Hadımköy’deki eylemliliği sürdürenlerin temsilcilerine aktarılmıştır. Ancak bir kez daha Sendikamız ve Konfederasyonumuz, kapatma kararında sorumluluğu olan bu siyasi grup tarafından suçlanmak istenmiş, işçilere ise gerçek dışı bilgiler verilmiştir.

Bütün bu gelişmeler olurken, toplu iş sözleşmesinin mevzuata uygun olarak tüm aşamaları titizlikle sürdürülmüştür. Uyuşmazlık zaptı tutulmuş ve arabulucu aşamasına geçilmiştir. 2 Nisan tarihinde yapılan arabulucu toplantısında, İşveren, işyeri yönetim kurulunun almış olduğu Hadımköy fabrikasını kapatma kararını ve bu karara istinaden toplu işten çıkarma ile ilgili Çalışma ve İŞKUR İl Müdürlüğü’ne yaptıkları başvuruyu tebliğ etmiştir.

Sendikamız ve Konfederasyonumuz, sürecin başından beri olduğu gibi önceliğini üyelerinin ve tüm Hadımköy fabrikası işçilerinin bu süreçten zarar görmeden çıkabilmesine vermiştir. İşveren ile bu doğrultuda görüşmeler yapılmış ve işyerinden temsilcilerin de yer alacağı bir heyetle görüşme yapılması kararlaştırılmıştır.

Sendika bütün işçilerin tazminatlarını garanti altına aldı, bu da engellendi

4 Nisan 2014 tarihinde bizzat Konfederasyonumuzun Genel Başkanı’nın da dahil olduğu heyetle GREİF Genel Müdürü ile bir görüşme yapılmıştır. Bu toplantıda, kapatma kararından vazgeçilmesi için ısrarla talepte bulunmuştur. Bu taleplerimize karşın, işveren kapatma kararının, üst yönetim tarafından verildiğini ve Hadımköy’deki makinelerin sökülerek diğer ülkelerdeki tesislere taşınacağını kesin olarak ifade etmiştir. Bununla birlikte fabrikanın 7 Nisan 2014 sabahına kadar boşaltılması halinde, daha önce haklı nedenle işten çıkardıkları işçilerin de tazminatlarının ödenebileceğini, bir başka işyerine girmek istediklerinde ise Greif olarak referans verebileceklerini açıklamışlardır.

5 Nisan 2014 tarihinde, Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi üyelerinden Avukat Bülent Şimşek, DİSK Hukuk Müdürü Avukat Nejdet Okcan’ı arayarak, Hadımköy’deki işçilerin işverenin teklifini kabul ettiğini ve koşulları netleştirecek bir protokol ile sorunun çözümlenebileceğini iletmiştir. Bu doğrultuda işveren ile temas kurulmuş ve 2 günlük bir görüşme trafiği yürütülerek henüz imzalanmamış toplu iş sözleşmesindeki ücret artışları üzerinden hesaplanacak tazminat tutarı kadar bir ödemenin yapılacağına dair protokol hazırlanmış ve işveren tarafından imzalanmıştır. DİSK ile Sendikamız da bu ödemenin yapılması amacıyla protokolü imzalamıştır.

7 Nisan 2014 tarihinde, işveren tarafından Sendikamız aleyhine “kanun dışı grev” iddiasıyla açılan davanın duruşması yapılmış ve İstanbul 6. İş Mahkemesi davayı kabul ederek, Hadımköy’deki eylemi “kanun dışı direniş” olarak tanımlayan bir karar vermiştir.

Aynı gün, fabrikadan temsilciler, Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi üyesi iki avukat, DİSK yönetimi ile yapılan toplantıda protokol bir kez daha görüşülmüştür. Fabrikadan gelen temsilciler kendilerinin bu protokolden haberleri olmadığını iddia etmişlerdir. Avukatlar ise bu protokolün daha da geliştirilmesi talebiyle süre istemişler ancak bugüne kadar geri dönüş yapmamışlardır.

Sürecin başından itibaren itidal içinde, işçilerin yararına bir çözüm arayan Sendikamız ve aynı amaç doğrultusunda destek vermeye çabalayan Konfederasyonumuzun bu son girişimi de yine aynı siyasi grup tarafından engellenmiştir.

10 Şubat 2014 tarihinden bu yana süren olaylar sırasında, işyerinde çalışan işçiler, Sendikamızın ve Konfederasyonumuzun çabasını gördükçe, yapılan eylemin kendi zararlarına olduğunu anladıkça gruplar halinde işyerini terk etmişlerdir. Kendilerini Kızılbayrak diye tanımlayan bu siyasi grup, kendilerine karşı çıkan her işçiyi tehdit ve baskı ile sindirmeye çalışılmış veya fabrikadan dışarı çıkararak hain ilan ederek işçiler arasında kin ve düşmanlık yaymışlardır. İşçilerin yaklaşık yüzde 90’ı fabrikadaki eylemi terk etmiştir.

Sonuç olarak;

1- Sendikamız ile işveren arasında süren toplu iş sözleşmesindeki ulaşılan sonuç, işkolumuzdaki genel ortalamayı yansıtan grup toplu iş sözleşmesi ile kıyaslandığında, ilk kez toplu iş sözleşmesi kapsamına giren bir işyeri için büyük bir başarıdır.

Bu yalnızca bizlerin değil, süreçle yakından ilgilenen milletvekillerinin, sendikal hareketin hemen tümünün, sendikal dünyayı ve işçi hareketini bilen herkesin ortak düşüncesidir.

Yaşanan bu gelişmeler ışığında, GREİF’teki sorunun temelinde, bir toplu iş sözleşmesi uyuşmazlığı olduğunu kimse iddia edemez. Burada bir siyasi grubun kendi reklamını yapmak, ismini duyurmak için GREİF işçisini denek olarak kullanma hevesi vardır.

BU NEDENLEDİR Kİ, FABRİKADA TIPKI DUDULLU’DA OLDUĞU GİBİ SANDIK KONULMASI VE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDEKİ SON DURUMUN OYLANMASI TALEBİ ISRARLA BU SİYASİ GRUP TARAFINDAN REDDEDİLMİŞ, OYLAMA YAPILMASINI İSTEYENLER TEHDİT EDİLMİŞTİR.

İhbarcılığı ve yalanı temel politika olarak izleyen, işçiyi işçiye, işçiyi sendikaya düşman olarak göstermeye çalışan, şiddetten çözüm bekleyen bu siyasi çevre açık bir biçimde 800’e yakın işçinin istihdam edildiği bir fabrikanın kapatılmasının ve bu işçilerin aileleriyle birlikte işsiz bırakılmasının tek sorumlusu olarak adeta kendini tescillemiştir. Bunlar daha önce başka yerlerde de yaptıkları gibi fabrikayı kapattırmış, işçiyi perişan etmiş ve de muratlarına ermişlerdir. İşte işçi sınıfına asıl ihanet ve hainlik budur.

2- Kızılbayrak isimli sitede ve gazetede Sendikamız, Konfederasyonumuz, yöneticilerimiz ve çalışanlarımız aleyhine sarf edilen sözleri kendilerine iade ediyor ve hiçbir koşulda bu seviyeye inmeyeceğimizi kamuoyunun bilmesini istiyoruz. Yalnızlaştıkça saldırganlaşan bu grubun tehditlerini ise ilgili mercilere havale ediyoruz.

3- Sendikamızın ve Konfederasyonumuzun Hadımköy fabrikasındaki üyemiz olsun olmasın tüm işçilerin daha fazla zarar görmemesi için yaptığı çabalar ne yazık ki sonuçsuz kalmıştır. Sendikamız yine de umutla bu üyelerimiz hakları için mücadeleyi sürdürecektir.

4- Yapılan her hareketi, söylenen her sözü bilinçli biçimde çarpıtan bu maceracı grubun her hareketinin, Hadımköy fabrikası işçilerini çok daha büyük zararlara ve tehlikelere açık hale getirdiğinin ve tüm sorumluluğun bu siyasi gruba ait olduğunun bilinmesini istiyoruz.

DİSK ve Tekstil meşru zeminin örgütüdür ve hep öyle kalacaktır

28 Şubat 2014 tarihinde yapılan Başkanlar Kurulumuzda belirtildiği gibi;

 “Tarihinde on binlerle greve çıkan, 12 Eylül 1980 sabahına 48 bin işçinin katıldığı grevle giren, 1995’de 52 gün süren tarihi grevle önemli sosyal haklar elde eden, 50 yıllık geçmişi mücadelelerle dolu olan sendikamız haklı, doğru ve meşru zemine oturan hiçbir eylem biçim ve yönteminden uzak durmamıştır.

DİSK ve Tekstil, her zaman meşru zeminin örgütü olmuştur. Bu temelde gerçekleştirdiği her eylemi ve söylemi 12 Eylül mahkemelerinde de onurla ve gururla savunmuştur. Her türlü karalamaya rağmen başı dik, alnı açık olarak yerini işçi sınıfının içinde almıştır. Bundan sonra da varlıklarını böyle sürdürecekler, açık veya gizli hiçbir şantaja asla boyun eğmeyeceklerdir.

Bir kez daha yinelemek gerekirse; “Başkanlar Kurulumuz, DİSK Tekstil İşçileri Sendikasının hiçbir siyasi grubun etkisi, tepkisi ve baskısı ile iş yapmadığını ve bundan sonra da yapmayacağını net bir şekilde ifade etmektedir. Sendikamız TEKSTİL, tabanın söz ve karar sahibi olması hakkına demokratik ve katılımcı bir yaklaşımla hayat vermektedir. Sendikamız bunu tüzüğümüze, teamüllerimize ve DİSK’in gerçekçilik ilkesine uygun şekilde, sendikal disiplin ve örgüt kültürü içinde gerçekleştirmektedir. Sendikamız işyeri komitelerinden işyeri temsilcilerine, temsilciler kurulundan şube ve genel merkez genel kurullarına kadar demokratik mekanizmaları işletmektedir ve işçi sınıfının sömürüye karşı haklı ve meşru mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir.”

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

GDE Hata: İstenen URL geçersiz