Emek ve devlet; batı ile farkımız

Ülkemizde emeği temsil eden sendikalar tarihin en zayıf dönemini yaşarken ve ülkeyi yönetenlerce sendikalar lüks olarak algılanıp sendikalaşmak isteyen işçilere iş buldukları için şükretmeleri telkin edilirken küresel krize karşı koyabilen Avrupa ülkelerinde siyasette ve ekonomide işçi sendikalarına verilen önem ve değer artmaktadır. Bunun son örneğine Avusturya Sendikalar Konfederasyonu’nun (ÖGB) 18-20 Haziran tarihlerinde gerçekleştirdiği 18 Kongresi’nde tanık olduk. Yaklaşık 8 milyon nüfus içinde 1.2 milyon üye ile ülkenin önde gelen kurumlarından olan ÖGB’nin Avusturya’nın siyasi ve ekonomik yaşamında karar alma mekanizma içerisinde belirleyici bir konumu bulunmaktadır. İşçi sınıfının örgütlü gücü ve etkinliği Avusturya devleti tarafından bir tehdit olarak değil, bir şans olarak görülmektedir. Sendikalar vasıtasıyla ülkenin zenginliğini üreten emekçilerin kendilerini ifade edebilmeleri ülkenin ekonomik istikrarı ve demokratik siyasal yaşamı için bir sigorta olarak değerlendirilmektedir.

Bunu en somut şekilde ÖGB Kongresine Avusturya Cumhurbaşkanının, Başbakanın ve çok sayıda bakanın katılımından görmek mümkündür. Ülkenin en büyük sivil toplum kuruluşu olan işçilerin temsilcisinin talep ve istekleri ülkeyi yönetenlerce yakından takip edilmekte ve gerekli saygı gösterilmektedir. Hiçbir özel koruma tedbiri olmadan, halkının içine rahatlıkla çıkma şansına sahip olan liderlerin bizzat kongreye gelerek kendilerine verilen süre içinde emekçilere seslenmeleri ve onların eleştiri ve önerilerini azarlamadan dinlemeleri Türkiyeli sendikacıların alışık olmadığı bir tablodur.

Sosyal devlet, toplumsal dayanışma, demokratik katılım

Avrupa’nın en az işsizlik oranına sahip ülkesi olan Avusturya kişi başına düşen gelirde dünyanın önde gelen ülkeleri arasındadır ve sosyal devletin tüm unsurları ile ayakta kaldığı ender ülkeler arasındadır. Bunda 2. Dünya Savaşı sonrasında ülkede kurulan sosyal ortaklığa dayalı sistem ve sosyal demokrat politik yapının belirleyici bir etkisi vardır. Ekonomi ve siyasetle ilgili konularda farklı sınıfların temsilcileri ile hükümetin uzlaşmaya ve diyaloga dayalı bir yöntemle hareket etmeleri sosyal refahın gelişmesini, daha adil bir toplumsal bölüşümün sağlanmasını ve demokratik bir siyasal düzenin hayat bulmasını mümkün kılmaktadır. Bu, hükümetlerin sermaye sahipleriyle işbirliği içinde krizin faturasını emekçilere ödeten, emek örgütlerinin söz ve karar hakkına saygı göstermeyen ve bu sebeple ekonomik ve siyasi istikrarı sağlayamayan bizim gibi ülkeler açısından anlaşılması güç bir yaklaşımdır.

ÖGB Başkanı Erich Foglar kongrede yaptığı konuşmada kriz döneminde Avusturya’nın farklı bir yol izlediğini, bu sayede AB içinde krizden en az etkilenen birkaç ülkeden biri olduğunu, düşük büyümeye rağmen işsizliğin az olduğunu ve sosyal devletin korunduğunu söyledi. Bunun temel sebebi olarak ise ülkede sendikaların güçlü olmasına işaret etti. Sosyal ortaklık iyi işlediği için sorunların daha akılcı şekilde çözülebildiğini vurguladı. ÖGB’nin şirketlerin rekabet gücünü korumaya önem verdiğini, faaliyetleri sayesinde çalışanların daha eğitimli olduğunu ve bunun şirketlere artı-değer verdiğini, üretim odaklı politikaları sayesinde tasarruf paketlerine gerek kalmadığını ifade etti. Foglar daha adil bölüşüm, yönetime katılma ve üretim odaklı politika takip etme çağrısında bulunarak spekülasyona ve liberalizme son çağrısında bulundu.

Avusturya Başbakanı Werner Fayman kongrede söz aldı ve Avrupa’da sosyal adalet, fırsat eşitliği ve daha iyi ücretlerin esas hedef olması gerektiğine ve Avusturya’da hükümet ve sosyal taraflar arasında diyalog sayesinde zorlukların beraber aşıldığına değindi. AB’de izlenen politikanın tersine krizi üreterek aşmayı hedeflediklerini belirten Fayman önlerinde görev olarak vergi reformu yapmayı, mesleki eğitime öncelik vermeyi, sanayiye teşvik vermeyi ve altyapı yatırımlarını geliştirmeyi sıraladı. Ayrıca spekülatörlerin hesap vereceğini vurguladı.

Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer ise ÖGB’nin Avrupa’nın en büyük, en etkili sendikalarından biri olarak başarılı şekilde, sorumluluk bilinci ile çalıştığını belirtti ve işsizliği ve sosyal sorunları çözmede sendikaların rolüne vurgu yaparak Avusturya’nın güçlü sendikaları ile, istikrarlı sosyal ortaklık politikasıyla, sosyal güvenlik hizmetleriyle birçok ülkeden daha başarılı bir durumda olduğuna değindi. Fischer güçlü sendikal hareketin ülkesinde demokrasinin, sosyal hakların, insan haklarının ve üretimin güvencesi olduğunu, ÖGB sayesinde toplumsal dengenin bozulmadığını vurguladı. Dünyadaki ve Avrupa’daki krize rağmen ÖGB sayesinde toplumsal barışı koruyabildiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı kendisinin de 1956 yılında sendikaya üye olduğunu belirtti.

Siyasette ve ekonomide istikamet değişmeli

Avrupa’da 2007 yılından bu yana süren ekonomik krize yönelik Brüksel merkezli neo-liberal tasarruf paketlerinin iflas ettiği ve sorunları çözmek yerine daha da büyüttüğü net şekilde görülmektedir. Buna karşın sendikal hareketten ve sol siyasal güçlerden gelen eleştiriler daha yüksek sesle dile getirilmektedir. Aralık 2012’de Berlin’de Alman IG Metall Sendikasının tarihsel konferansında olduğu gibi ÖGB Kongresinde de Brüksel’e artık “istikamet değişmeli” çağrısı yapılmaktadır. Neo-liberal politikalara son verilmeli, sosyal devlet güçlendirilmeli, üretime ve sanayiye dayalı bir ekonomi politikası izlenmelidir.

Yalnızca istihdam ve düşük işsizlik yetmemektedir. Tüketimin artması ve ekonominin işlemesi için emekçilerin ücretleri de yükseltilmeli, yaşam seviyeleri geliştirilmelidir. Ekonominin tek başına büyümesi başarı değildir. Emekçiler toplumsal refahın daha adil bölüşülmesini de talep etmektedir. Bunun için üretenlerin yönetimde söz sahibi olmaları gerekmektedir.

Adalet ve gerçek demokrasi

Gezi Direnişi de göstermektedir ki ekonomik istikrar tek başına yeterli değildir. Tüm çalışanlar ve emeğiyle geçinenler daha iyi bir düzen için daha fazla demokratik katılım ve daha fazla özgürlük istemektedir. Ülkenin gidişatında söz sahibi olmak, daha adaletli bir toplumsal düzen ve zenginliğin daha adil paylaşımını talep etmektedir. Bunu başaran Avusturya gibi ülkeler ısrarla sosyal devlet ve örgütlü toplumu korumakta, bunu güvence olarak görmekte ve ÖGB Kongresi “misyonumuz adalet”  demektedir.

18-20 Haziran tarihlerinde gerçekleşen özetini yaptığımız kongreden ülkemizdeki sendikalar da gerekli dersleri çıkarmalıdır. Haziran ayındaki büyük halk hareketliliğinin rüzgarını arkasına alarak örgütlü toplum, sanayiye ve üretime dayalı bir ekonomi politikası, daha fazla demokrasi ve daha çok özgürlük için harekete geçmelidir.

(Yurt gazetesinin 7 Temmuz 2013 tarihli sayısında yayınlanmıştır.)