Emeğimizi, doğamızı, memleketimizi sermaye yağmasından kurtaracağız

Sermayenin sınırsız ve sorumsuz kar arayışı, insani, toplumsal, ekolojik tüm değerleri yok ederek, yaşamlarımızı tehdit etmeye devam ediyor. Çanakkale ilinde sürdürülen altın madenciliği faaliyetlerinin doğaya, insana, hayvana verdiği ve vereceği zararlar, sınırsız ve sorumsuz sermaye düzeninin hepimizin için ne kadar büyük bir tehdit olduğunu göstermektedir.

Kanada menşeili uluslararası altın tekeli Alamos Gold’un faaliyetleri nedeniyle yaşanan ağaç katliamının görüntüleri yürekleri yakmıştır. Çanakkale Kirazlı köyü Balaban mevkisindeki altın madeninin gelecekte yaratacağı sorunlar arasında ise erozyon, çevredeki barajların kirlenmesi, toprağımızı, sularımızı ve gıdalarımızı zehirleyecek olan siyanür tehlikesi sıralanmaktadır.

Bu ölümcül madencilik faaliyetlerinin ülkemizin önemli oksijen kaynaklarından olan, eşsiz bitki örtüsü ve yer altı/yer üstü su kaynakları barındıran bir bölgede yapılması, cinayeti daha da vahşi bir hale getirmektedir.

Ülkemiz sermaye için sınırsız ve sorumsuz bir yağma alanı haline getirilmektedir. Bu öylesine sınırsız ve sorumsuz bir yağmadır ki doğamız, emeğimiz, yaşamımız, yani bir bütün olarak memleketimiz tehdit altındadır. Ülkeyi yönetenler ise bu tehditlere karşı emeği, doğayı, yaşamı ve halkı korumak yerine şirketlerin çıkarlarını korumayı öncelikli görevleri olarak görmektedir.

200 bine yakın ağacın kesilmesine onay veren de, “grevleri yasaklıyoruz” diye övünen de aynı sermaye düzenidir.

Alamos Gold şirketi siyanür kullanacağını açıklarken, “kullanmayacaklar” diye yalancı şahitlik yapan da, rekor kıran iş cinayetlerinde patronların karlarını kollamaya çalışan da aynı sermaye düzenidir.

Uluslararası bir altın tekeline vergi/SGK/teşvik vb. her türlü imtiyazı veren de, vergi yükünü ücretlilerin sırtına yıkan da, emeklilikte yaşa takılanların haklarını görmezden gelen de aynı sermaye düzenidir.

Kıdem tazminatımıza göz koyan da, doğamıza göz koyan da aynı sermaye düzenidir.

Kaz Dağlarını da, Hasankeyfi de, Munzur Dağlarını da tehdit eden aynı sermaye düzenidir. Tüm insani, toplumsal ve ekolojik sınırları “palanga” olarak gören bu sermaye düzeni, emeğimizi, doğamızı ve memleketimizi yağmalarken sessiz kalmamız beklenemez.

Sermayenin gözü dönmüş kar arayışı ve şirketlerin kar etmesi için her türlü engeli kaldırmakla kendini görevli hissedenleri uyarmak isteriz: Sermayenin çıkarı için emeği, doğayı ve yaşamı hedef almaktan derhal vazgeçin!

“Altıncı Filoya Hayır” diyerek Kaz Dağlarındaki Su ve Vicdan nöbetinde yer alan DİSK üyeleri, önümüzdeki dönemde de emeğin, doğanın, yaşamın ve memleketin sermaye yağmasından kurtarılması için mücadeleye devam edeceklerdir.