DİSK; torba yasa “durmak yok, taşerona devam” diyor

torba-yasa

DİSK Genel Başkanı Kani Beko, İstanbul’da düzenlediği bir basın toplantısı ile Cumhurbaşkanı tarafından da onaylanan torba yasayı değerlendirdi.

16 Eylül’de DİSK Genel Merkezi’nde yapılan toplantıya, DİSK Genel Sekreteri Dr. Arzu Çerkezoğlu, DİSK Yönetim Kurulu üyesi Alaattin Sarı, SİNESEN Genel Başkanı Zafer Ayden, Dev. Yapı-İş Genel Başkanı Dursun Açıkbaş, Birleşik Metal-İş Yönetim Kurulu üyeleri Özkan Atar ve Seyfettin Gülengül ve Sendikamız adına Genel Sekreter Yardımcısı Ergün İşeri katıldı.

Çok sayıda basın çalışanının izlediği toplantıda, Genel Başkan Beko torba yasanın sürecinin “Türkiye’de demokrasinin düzeyini gözler önüne”  serdiğini, AKP hükümetinin, “gerek komisyon çalışmaları gerekse Meclis görüşmeleri sırasında ‘ben yaptım oldu’ anlayışı ile Anayasa’yı, Meclis İç Tüzüğü’nü ve yerleşik teamülleri hiçe” saydığını belirtti.

Genel Başkan Kani Beko torba yasanın çıkışına kaynaklık eden, taşeron işçiler ile ilgili “hiçbir yeni hak getirme”diğini, “yııllık ücretli izin, kıdem tazminatı ve ücret ile ilgili” düzenlemelerin İş Yasası’nda zaten mevcut olduğunu veya “Yargıtay kararlarıyla” kesinleştiğini hatırlattı.

Taşeron işçilerin sendika hakkı konusuna da değinen Beko, engellerin kaldırılmadığını belirterek, “Taşeron şirketlerde toplu iş sözleşmesi imzalanması ve sözleşmeden doğacak farkın kamu tarafından ödenmesini, taşeron şirketlerin insafına terk eden bir düzenleme yapılmıştır” dedi.

Basın toplantısında değinilen diğer konular ise satır başlarıyla şöyle:

  • AKP hükümeti, kamu kurum ve kuruluşlarının personel açığını kapatmak için yeterli sayıda kamu personeli ve kamu işçisi istihdam etmekten yine kaçınmıştır. Bunun yerine hükümet, muvazaalı yani hileli taşeron uygulamalarını engellemek üzere yetkileri kendinde toplamayı ve muvazaanın faturasını bürokratlara kesmeyi tercih etmiştir.
  • Soma faciasının ardından oluşan toplumsal tepki üzerine AKP hükümeti, Torba Yasa’da maden işçilerine kısmi haklar sağlayan düzenlemelere yer vermek zorunda kaldı.
  • Ancak bu düzenleme maden şirketlerinin yoğun baskısı neticesinde değiştirildi. Böylece işçilerin 36 saat yer altında, 9 saat yer üstünde, ancak yine toplamda 45 saat çalıştırılması olanaklı hale getirildi.
  • Maden işçilerine kısmi haklar sağlanmakla birlikte, yüzlerce işçiyi mezara gönderen “özelleştirme/rödovans/taşeronlaştırma” üçgeni aynen korundu.
  • Nitekim, torba yasada madenlerde can güvenliği sağlayacak hiç bir düzenleme olmamasına rağmen Zonguldak’ta maden patronlar fiili lokavt ilan etmiştir. Özel sektör tarafından işletilen 22 madende üretim durdurulmuş, 4500 işçi işsiz bırakılmıştır.
  • Torba Yasa ile işkolu barajı yüzde 1’de sabitlenmiştir. Oranı kaç olursa olsun, sendikal hakların kullanılmasının önünde çok büyük engel teşkil eden işkolu barajı, Türkiye’nin de tarafı olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır.
  • AKP hükümeti, işçinin, emekçinin, yoksulun değil; sermayenin, rantın, zenginin hükümeti olduğunu Torba Yasa’da bir kez daha gözler önüne sermiştir.
  • AKP hükümeti, “sömürü düzeni” olan taşeronlaştırmada ısrar etmiş, yeni Soma’ların yaşanmaması için kılını kıpırdatmamıştır.