DİSK Tekstil Görüş: Hava İş’te AKP Dönemi

Her yere müdahale eden, kendisine muhalif hiçbir sese tahammül edemeyen Hükümet uzun zamandır çalışanların hakkını kararlılıkla savunan Hava İş Sendikasının genel kuruluna da müdahale etti, zor ve baskıyla kendine yandaş bir yönetimin başa gelmesini mümkün kıldı. Bu tarz baskılar eskiden daha gizli saklı yapılırdı, artık her şey gözümüzün önünde yapıldığı için, karşı tarafta utanma ve sıkılma emaresi olmadığı için bize de açıkça eleştirmekten başka yol kalmamaktadır.

 

THY’nin geleceği ulusal bir konudur

Türk Hava Yolları’nı kendi çiftliği gibi yöneten, çalışanların temel haklarına, çalışma düzenlerine ve toplusözleşmesine saygı göstermeyen THY yönetiminin bu tavrı sadece THY ile çalışanlar arasında bir mesele değildir, ulusal bir konudur. Hem ulusal havayolumuzu vergileriyle büyüten bir yurttaş olarak vergilerimizin hesabını sorabilmek hem de THY’de uçan bir yolcu olarak can güvenliğimiz için herkesin söz hakkının olduğu bir konudur.

İşte bu nedenle Hava İş Sendikası Atilay Ayçin’in yönetiminde AKP’nin ve siyasi iktidarın güdümündeki THY’nin keyfi uygulamalarına ve hukuksuzluklarına kararlılıkla karşı çıkmaktadır. Yıllardır soğuğa, kara, kışa, polis baskısına, biber gazına, tehdide rağmen direnmektedir. İşte bu boyun eğmez tutumu nedeniyle siyasi iktidarın hedef tahtasına oturtulmuştur. En sonunda, tam da siyasal iktidarın çöküş dönemini yaşadığı bir zamanda türlü baskı, oyun ve tehditle gayesine ulaşmıştır.

 

Çalışanın sendikasını düşman bilen THY yönetimi

THY yönetimi yıllardır Hava İş Sendikasıyla uğraşmaktadır. Atilay Başkan şahsında temsil edilen değer ve ilkeleri değiştirmek için çaba göstermektedir. Yandaş sendikaları devreye sokmaktan sendika içi muhalefeti desteklemeye kadar bir dizi girişimde bulunmuştur. Bu da yetmemiş, bir gece yarısı operasyonuyla, korsan taksilerle ilgili bir torba yasasına havacılık işkolunda grev yasağı getiren bir maddeyi korkakça yerleştirmişler. Bu şekilde ülkemizi dünyaya rezil etmişler, siyasi iktidarın anti-demokratik, baskıcı yönünü açığa sermişler ve askeri dönemde dahi akla gelmeyen bir hukuksuzluğa imza atmışlardır. ILO’nun, AB’nin eleştirileri ve Hava İş Sendikasının kararlı mücadelesi sonucu siyasal iktidar grev hakkını yeniden tanımak zorunda kalmıştır.

 

Grev kıran THY’yi kıramayan iktidar

Ancak bu süreç de sendika açısından kolay olmamıştır. ILO Sözleşmelerine ve Anayasaya aykırı şekilde grev hakkının yasaklanmasını protesto ederek demokratik hakkını kullanan binlerce Hava İş üyesi içinden 305 işçi işten çıkarılmıştır. 305 işçinin davaları sonuçlanmaya başlamış, THY haksız bulunmuş ancak THY yönetimi işçileri işe geri almayı reddetmiştir. Bu şekilde sendikayı ayakta tutan, sahiplenen kadrolar işten çıkarılmıştır. Ardından grev süreci gelmiştir. THY yönetimi dayatmalarını, baskılarını ve uzlaşmazlığını müzakere masasında sürdürmüş ve Hava İş’e grevden başka yol bırakmamıştır. Yasal grev her türlü hukuk dışı yöntemlerle kırılmış, işçiler tehdit edilmiş, grev alanı polis ablukasına alınmış, grevden sonra yasalara aykırı şekilde işe işçi alındığı mahkemece tespit edildiği halde hiçbir yetkili makam cesaret edip THY’nin üzerine gidememiştir. Grevin açıkça ve utanmazca kırılmasına karşın sendika mücadelesini onurluca sürdürme kararı almıştır.

 

Tarihe geçecek ibretlik bir Genel Kurul

7-8 Aralık 2013’de gerçekleşen 27. Olağan Genel Kurulu ve öncesi delege seçimlerinde siyasal iktidarın ve THY’nin baskısı açıkça ortaya serilmiştir. Ne yazıktır ki Türk İş yönetimi de bizzat devreye girmiştir, sözde “reform” hareketine oy verilmesi çağrısında bulunmuştur. Türk İş yönetiminin kendisine muhalif tüm sendikalar aleyhinde yaptığı aleyhteki çalışmalar artık açıklıkla reddedilmelidir, net bir tutum alınmalıdır.

Seçilen başkan Tatlıbal sadece mahkemelerde işveren adına işçi arkadaşları aleyhinde ifade veren bir şahıs değildir, aynı zamanda 23. Dönem AKP Milletvekilinin oğludur. Bir diğer yönetim kurulu üyesi, CEO Temel Kotil’in yeğenidir. Başkan yardımcısı haricinde tüm yönetim kurulu üyeleri genel müdürlükte şef konumunda çalışmaktadır. Çoğunluğu 2011 yılında işe giren, 2012 yılında sendikaya üye olan kişilerdir. Yani sendikal deneyimi olmayan kişilerdir, işe giriş süreçleri dahi tartışmaya açılmalıdır.

 

Korkudan ihanet eden delegeler

Seçim haftası boyunca delegeler tehdit edilmiş, bunun sonucunda 89 delege seçime katılmamıştır. Önce delege seçimlerinde aday olup sonra da korkuyu, baskıyı gerekçe göstererek seçimlere katılmayanlar yalnızca işçi sınıfına ve vergileriyle kurumu ayakta tutan yurttaşlara değil, kendi geleceklerine de ihanet etmişlerdir. THY yönetiminin yıllardır ısrarla üzerinde durduğu esnek ve güvencesiz çalışmaya, çalışma şartlarını daha da kötüleştiren uygulamalara yol açarak, sendikayı işverenin iradesine teslim ederek çocuklarının, kendilerine güvenip kendilerini temsil etmesi için delege seçen iş arkadaşlarının ve bir bütün olarak toplumun aleyhinde tutum almışlar, siyasi gücüne dayanarak çetecilik yapanlara teslim olmuşlardır.

Ancak bu sahte bir zaferdir, Pirus zaferidir. THY’nin bu keyfi yönetimi elbet son bulacaktır. THY ulusal havayolumuz olarak yeniden topluma ve çalışanlarına saygılı bir kurum halini alacaktır.