DİSK kampanyasına start verdi: #direnİŞÇİ

AKP hükümetinin kıdem tazminatı hakkının gaspına karşı DİSK’in ülke çapında düzenlediği kampanya 24 Ekim günü İstanbul ve Ankara’da yapılan yürüyüş ve basın açıklamalarıyla başladı.

Kıdem tazminatın fona devredilmesi bugüne kadar kurulan diğer fonların sermaye ve hükümet tarafından amacı dışında kullanılması/yağmalanması sebebiyle kabul edilemezdir, kıdem tazminatının kaldırılmasının bir ön adımıdır.

Yılda 30 günlük kıdem hakkının 15 güne indirilmesi sayesinde işçilerin kıdem haklarının karşılığı olan miktarın yarıya düşürülmesi işçilerce reddedilmektedir.

“Mevcut haklar korunacak, yeni işe başlayanlar için geçerli olacak” denilerek sendikaların ve işçilerin tepkisi engellenmek istenmektedir ancak işçiler, çocuklarının geleceklerini etkileyecek bu rüşveti kabul etmeyecektir.

AKP işçilerin tepkisini azaltmak amacıyla her işçinin yararlanması için bu uygulamayı düşündüklerini iddia etmektedir. Şayet AKP’nin gerçek niyeti bu olsaydı yasada ufak bir ekleme ile ve yasanın uygulanmasını etkili kılacak uygulamalarla bu sorunu çözebilirdi. Ancak amaç sorunu çözmek değil, sermaye lehine temel bir hakkı gasp etmektir.

Bu nedenle DİSK, Kasım ayında sokaklarda olacak toplumu bilgilendirecek ve işçilerin mücadelesiyle bu saldırıyı geri püskürtecektir.

24 Ekim günü 12’de DİSK’in Genel Merkezi önünde toplanan DİSK üyeleri yürüyerek Mecidiyeköy metro durağının önüne geldiler. Yol boyunca ses aracından kıdem tazminatı yasası üzerine bilgilendirme yapıldı ve halka DİSK’in SESİ gazeteleri dağıtılsı. İşçiler “ölmek var, dönmek yok, tazminatı vermek yok”, “bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “kıdem tazminatı gasp edilemez” sloganlarını attılar. DİSK Tekstil de yürüyüşte temsil edildi.

Mecidiyeköy metro durağında DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu basın açıklamasını okudu. Okunan metin aşağıdaki gibidir:

KIDEM TAZMİNATLARIMIZ İŞ GÜVENCEMİZDİR, YOK EDİLEMEZ! KÖLELİĞE KARŞI #DİRENİŞÇİ

Hükümet bugün patronların talepleri doğrultusunda işçi sınıfının en önemli kazanımlarından birini, kıdem tazminatı hakkımızı gasp etmek üzere bir hazırlık içerisinde.

Biz Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) olarak aylar öncesinden söyledik. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na gittik söyledik, Çalışma Meclisi’nde ilan ettik: Kıdem tazminatı hakkının gasp edilmesinin onay makamı olmayacağız. Bütün işçilerin kıdem tazminatı alabilmesinin mümkün olduğunu ve bununla ilgili somut önerilerimizi kamuoyuyla da paylaştık.

DİSK’in kıdem tazminatına dair kırmızı çizgileri bellidir ve konfederasyonumuz, bu kırmızı çizgileri çiğneyen herhangi bir pazarlığa girmeyi reddetmektedir. Ancak hükümetten ve işverenlerden gelen dayatmalar, işçilerin kazanılmış tüm haklarını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.

Kıdem tazminatı işçinin iş güvencesidir. Kıdem tazminatı fona devredildiğinde, patron işçi çıkardığında toplu ödeme yapmak zorunda kalmayacak, böylece işten çıkarma kolaylaşacaktır.

Kıdem tazminatı işçinin ücretinin bir parçasıdır ve 13. maaşıdır. Kıdem tazminatına el koymak işçinin ücretine el koymaktır.

Kıdem tazminatı her işçinin kazanılmış hakkıdır. Hükümet ise taşeron işçiler ya da bundan sonra işe girecekler için fon sistemi getirmeyi önererek işçi sınıfını bölmeyi amaçlamaktadır. Çocuklarımızın kıdem tazminatı hakkının ve iş güvencesinin gaspına razı olmamız istenmektedir.

Kıdem tazminatı işten çıkarma durumunda ödenen bir tazminat olmalıdır.  Ancak hükümet ve patronlar kıdem tazminatını işten çıkarma sonrası derhal ödenen bir tazminat olmaktan çıkarmak istemektedir. Emekli olduğumuzda ya da 10 yıl sonra alacağımız, ev almak gibi bir şarta bağlanacak bir para kıdem tazminatı değildir.

ÇOCUKLARIMIZIN EMANETİNİ PATRONLARA SERMAYE ETMEYECEĞİZ!

Herşeyi bir tarafa bırakıp tek bir soru soralım. “Bu hakkı elde edenlerin haklarına dokunulmayacak” diyen hükümet ne demek istemektedir? Demek ki getirilen fon uygulaması hak kaybına yol açacaktır. Bu sözler işçi sınıfı ve gelecek nesiller için olumsuz bir düzenleme yapıldığının itirafı değil midir?

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu bu oyuna rıza göstermeyecektir. Kazanılmış hak denilen şeyi korumakla yetinmeyeceğiz; tüm sınıf kardeşlerimiz için hayata geçirmek adına kavga vereceğiz. Kazanılmış hak, geçmiş, bugün ve gelecek demektir. Kazanılmış hak denilen şeyin bizden önceki kuşakların bedel ödeyerek kazandığı, bizim de çocuklarımıza devretmekle sorumlu olduğumuz haklar oluğunu bileceğiz. Onlar için sonuna kadar direneceğiz. Çocuklarımızın emanetini patronlara sermaye etmeyeceğiz!

DİSK olarak itirazlarımızı ve tüm işçilerin kıdem tazminatı alabilmesi için yapılması gerekenleri açıkça ilan ettik. Bir kez daha altını çizerek öneriyoruz:

İşçinin bir gün bile çalışması halinde kıdem tazminatına hak kazanmasının yolu açılmalı, hak kayıplarına neden olan kıdem tazminatı üst sınırı kaldırılmalıdır. Kıdem tazminatının ödenmesi devletin denetiminde ve yaptırımında olmalı, taşeron çalıştırma ve tüm güvencesiz çalıştırma biçimleri; sendikal barajlar, örgütlenmenin ve grev hakkının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

Direneceğiz çünkü hükümetin amacı her işçinin tazminat alması değildir. Gerçek amaç, her işçinin istenildiği zaman çalıştırılıp istenildiği zaman kapı önüne konulabilecek bir köleye dönüştürülmesidir.

Bu amaç hükümetin belgelerinde açıkça ifade edilmektedir. Ulusal İstihdam Stratejisi’nde, 4857 sayılı İş Kanun’un gerekçesinde, Orta Vadeli Program’da, fon sisteminin gerekçesi olarak “daha fazla esneklik” gösterilmektedir.

Bizim için daha fazla esneklik demek kölelik demektir. Dünyanın en esnek emek piyasalarından biri bu ülkededir. Sendikalaşma oranında, toplu sözleşmeli işçi oranında son sıralarda bir ülkede yaşıyoruz. Öte yandan kayıtdışı çalıştırmanın ve çalışma sürelerinin en yüksek olduğu ülkelerden birisidir burası. Daha ne kadar esnememizi bekliyorsunuz? Hep söyledik tekrar ediyoruz. İşçi sınıfının esneyecek yeri kalmadı, zorlarsanız kayışlar kopar!

KÖLELİĞE KARŞI #DİRENİŞÇİ

Artık bizim için söz bitmiştir ve eylem zamanıdır. Karşımızda, rant için ormanları bile yağmalayacağını, cami bile yıkacağını açıkça söyleyen bir sermaye iktidarı vardır. Ve AKP iktidarının emeğe karşı, iş güvencemize karşı, çocuklarımıza karşı bu son saldırısının karşısında kimse durmasa da konfederasyonumuz için bu kavga onur kavgasıdır.

Artık her sokak, her meydan, her işyeri bir direniş odağıdır. Bölgelerde toplantılarımız tamamlanmış, afişlerimiz, el ilanlarımız hazırlanmış, eylem planlarımız tamamlanmıştır. Bugün İstanbul ve Ankara’da başlattığımız bu mücadele süreci Kasım ayında ülkenin dört bir yanına yaygınlaştırılacak, her DİSK’li bir #Direnİşçi olacaktır. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Adana’da, Kocaeli’nde, Bursa’da ve temsilciliklerimiz olduğu her yerde Kasım ayında sokakları ısıtacağız.

Bu iktidara ağzından her çıkanın, aklına her gelinin kanun olmayacağını Haziran ayında gösteren tüm halkımıza, tüm emek ve meslek örgütlerine, tüm emek dostlarına çağrımızdır. Gelin köleliğe karşı siz de #Direnİşçi olun! Gelin omuz omuza, kol kola bu saldırıyı püskürtelim!

İstersek, inanırsak engelleriz. Gelin beraber kazanalım, her gün katlanan servetlerinden, paradan puldan başka hiçbir değer tanımayanlara bir ders verelim. Emeğin onur kavgasıyla bu ülkenin geleceğine dair umutlu bir pencere açalım.

Bir kez daha ilan ediyoruz. Haklarımızı sonuna kadar, ne pahasına olursa olsun savunacağız. Bugün başladık, kazanana kadar sürdüreceğiz. Zafer direnen emekçinin olacak! Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!