DİSK-AR; istihdam azaldı, işsizlik arttı

Haziran’dan bu yana işsizlik oranı 1,1 puan artarken, istihdam 105 bin kişi azaldı. İşsiz sayısı 315 bin kişi arttı.

15 Ocak 2013
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Ekim 2013 dönem sonuçlarını değerlendirdi:
1) Ekonomik büyüme rakamlarındaki yavaşlama hızlı bir biçimde işsizlik verilerine de yansımaya başladı. Olağan koşullarda inşaat ve turizm sektörünün canlanması ile işsizlik verilerinde düşüş beklenen yaz ayları, işsizlik verilerinde yükselişin ve tehlikenin işaretini vermişti. Ekim döneminde ise işsizlik verileri durağan ancak tehlike sinyalleri vererek gerçekleşti. Buna göre resmi işsizlik oranı bir önceki aya göre aynı kalırken. Haziran döneminden bu yana ise % 1,1 puan artış gösterdi. İşsizlikte dip nokta olarak görülen haziran ayı ile birlikte başlayan yükseliş trendinin devam etmesi beklenmelidir. Resmi işsiz sayısı ise haziran ayından bugüne 315 bin kişi arttı. Yıllık bazda da işsizlik verileri değişmezken, resmi işsiz sayısı 87 bin kişi, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 257 bin kişi arttı.
2) Türkiye’de çalışma çağındaki her iki kişiden biri çalışmıyor. İşgücüne katılım oranı Ekim 2013 dönemi için %51 düzeyinde. İşsiz sayılmayan umudu kesik işsizlerin sayısı ve ev içi emeğin görünmez olmasının sonucunda açığa çıkan bu durum, Türkiye’de işsizliği olduğundan düşük gösteriyor. AB ülkeleri için Eurostat 2011 yılı verilerine göre işgücüne katılım oranı %71,2 düzeyinde. Türkiye’de iş isteyenlerin ve istihdam edilenlerin (işgücüne katılım) oranı AB-27 ortalaması kadar olsaydı, Türkiye 11 milyon 110 bin kişiye daha iş yaratmak zorunda olacaktı. Bu kişilerin iş bulamaması halinde işsiz sayısı 13 milyon 652 bin olacaktı. Buna göre işsizlik oranı ise yüzde 34,9 düzeyine çıkacaktı. (Türkiye için hesaplamada 65 yaş üzeri, TÜİK ve Eurostat istatistikleri arasındaki uyum problemi nedeni ile hesaplamaya dahil edilmiştir. Oransal olarak artışlar tüm hesaplamaları etkileyeceğinden, değişiklik çok sınırlı düzeyde kalacaktır. Miktarlarda değişiklik olabilir.)
3) Umudu olmadığı için ya da diğer nedenle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve bu nedenle işsiz sayılmayanlar dahil edildiğinde işsizlik oranı % 9,1 değil, %14,90, işsiz sayısı da 2 milyon 541 bin değil, 4 milyon 465 bin kişi olarak gerçekleşti. Gizli işsiz olarak görülen eksik ve yetersiz istihdam edilenler de ilave edildiğinde işsizlik oranı %17,86, işsiz sayısı 5 milyon 355 bin kişi düzeyinde.
4) Gençler için ise durum daha da kötü. Gençlerin % 52’si kayıt dışı çalışıyor.  Umudu kesik işsizlerle birlikte her 4 gençten biri işsiz. Resmi olarak % 18 olan genç işsizliği, umudu olmadığı için ya da diğer nedenle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve bu nedenle işsiz sayılmayan gençler dahil edildiğinde % 27’ye ulaşıyor. 836 bin işsiz gence karşı 540 bin çalışmaya hazır ancak umutsuzluk başta olmak üzere çeşitli nedenlerle iş aramayan genç var. Eksik ve yetersiz istihdam edilenlerle genç işsizliği % 30’a ulaşıyor. Gençler için kayıt dışı oranı 15-19 yaş için % 74, 15-24 yaş grubu aralığı için % 52 düzeyine yükseliyor. Gençlerin % 34’ü haftada 60 saatin, % 51’i 50 saatin üzerinde çalışıyor.
5)  Kadınlar çalışma hayatında en dezavantajlı kesimlerden birini oluşturuyor. İşgücüne katılım oranı kadınlar için %30,7 düzeyinde. Çalışma çağındaki her üç kadından yaklaşık olarak sadece biri çalışıyor.  Lise ve üzeri eğitime sahip kadınlar erkeklere göre 2 kattan daha fazla işsizlik gerçeği ile yüzleşiyor. Başta umudu kesik olanlar olmak üzere son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmadığı için işsiz sayılmayanların % 58’i kadın. Geniş tanımlı işsizlik kadınlar için % 24 oranında. Lise ve üzeri eğitimli kadınlarda işsizlik % 18,2 ile erkeklerin % 2,33 kat üzerinde.
6) Kayıtdışı oransal olarak gerilese de hala kriz öncesi değerlerin üzerinde. 2007 Ekim dönemi ile karşılaştırıldığında kayıt dışı istihdam 630 bin kişi artmış durumda. Erkekler için aynı dönemde kayıt dışı erkekler için 392 bin azalırken kadınlar için 1 milyonun üzerinde artmış görünüyor.
7) Tarım sektörü kriz öncesine göre (2007 yılına göre) 1 milyon 504 bin artışla önemini koruyor. Buna göre 5 yıllık süreçte toplam istihdam artışının üçte biri tarım kesiminde gerçekleşti.
8)  Güvencesiz çalışma da hızla yaygınlaşıyor. 2009 yılı Ekim dönemi ile karşılaştırıldığında geçici çalışanların sayısı % 39 artarak, 1 milyon 596 binden, 2 milyon 2 milyon 214 bine yükseldi. Geçici çalışmanın yaygınlaştırılması hükümetin istihdam stratejisi açısından bir amaç olarak değerlendiriliyor. Geçici işçiler için işsizlik oranı % 24 olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz yılla karşılaştırıldığında kısmi süreli çalışanların sayısı 245 bin, geçici bir işte çalışanların sayısı 270 bin kişi arttı. İstihdam artışı ise aynı dönemde 1 milyon artış gösterdi. İstihdamın yarısı güvencesiz işlerde gerçekleşti.
Resmi işsizlik rakamlarında kriz sonrası ekonomik canlanmayla paralel olarak gerçekleşen düşüş, haziran ayında dip noktasını yaptıktan sonra tekrar yükselişe geçmiş durumda. Hatırlanacağı üzere 2009 yılında krizin yarattığı tahribat, 2010 ve 2011 yılında ekonomide dibe vuruş sonrası hızlı yükselişi getirmiş, işsizlik rakamları kriz öncesi düzeylerine gerilemişti. Ancak özellikle tarımsal istihdamda yaşanan artışa eşlik eden kayıtdışı çalışanların sayısındaki artış, kadınların ve gençlerin çalışma koşullarında yaşanan bozulma, güvencesiz çalışmanın yaygınlaşması, istihdamın niteliğini sorgulatan bir karakter taşımıştır. Çalışma sürelerinin son derece uzun, ücretli izin hakkının son derece sınırlı olduğu koşullarda işsizlik verilerinin olduğundan daha düşük görünmesinin temel nedeni işgücüne katılım oranlarındaki düşük seviyedir. Bir yandan işgücüne katılım oranlarını yükseltirken, öte yandan işsizlik verileri ile mücadele etmenin yegane yolu, gelir kaybına yol açmaksızın haftalık çalışma sürelerini azaltmaktan geçmektedir. Buna karşın sermaye çevreleri istihdam yapısının niteliğini bozarak, yani yoğun çalışma koşulları altında, daha kuralsız ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırarak bu süreci kendi lehlerine çevirmek istemektedir. Hükümet işveren çevrelerinin bu taleplerini Ulusal İstihdam Strateji belgesi ile programlaştırmıştır. Ucuz işgücü için, taşeron çalışmayı yaygınlaştırmayı, kıdem tazminatını fona devrederek orta vadede ortadan kaldırmayı, kölelik bürolarını hayata geçirmeyi hedefleyen bu belge, işsizlik verilerindeki artışla birlikte daha sık gündeme gelecektir. İşsizlikle mücadeleyi, çalışma koşullarını kötüleştirerek, ücretleri gerileterek çözmeye çalışan bu anlayışa karşı durulmalıdır.
Bu strateji işsizliğin “ne iş olsa yaparım” başlığı altında gizlenmesi stratejisidir. İşsizlikle gerçek mücadele için;
1- Haftalık çalışma süresi gelir kaybı yaşanmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
2- Herkese en az 1 ay ücretli izin hakkı tanınmalıdır.
3- Herkes için iş güvencesi ayrımsız bir biçimde uygulanmalıdır.
4- Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı, sendikal barajlar, noter şartı kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır
5- Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalıdır
6- Kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
7- Taşeronlaşma ve kayıt dışı istihdam engellenmelidir