DİSK-AR; İşsizlik arttı, çalışma süreleri uzadı

DİSK Araştırma Enstitüsü’nün TÜİK Hanehalkı İşgücü anketi dönem sonuçlarına ilişkin değerlendirmesi

İŞSİZLİK ARTTI, ÇALIŞMA SÜRELERİ UZADI, GİZLİ İŞSİZLERİN, GÜVENCESİZ ÇALIŞANLARIN VE UMUTSUZ İŞSİZLERİN SAYISI ARTTI…

YENİ İŞSİZLERİN YARISINDAN ÇOĞU YÜKSEK ÖĞRETİM MEZUNU KADINLAR.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Kasım 2012 dönem sonuçlarını değerlendirdi:

1) Ekonomik büyüme rakamlarındaki yavaşlama hızlı bir biçimde işsizlik verilerine de yansımaya başladı. Olağan koşullarda inşaat ve turizm sektörünün canlanması ile işsizlik verilerinde düşüş beklenen yaz ayları, işsizlik verilerinde yükselişin ve tehlikenin işaretini vermişti. Buna göre resmi işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,3 puan artarken, istihdamda verilerin hızla bozulmaya başladığı haziran döneminden bu yana 1,4 puan artış gösterdi ve %9,4 oldu. İşsizlikte dip nokta olarak görülen haziran ayı ile birlikte başlayan yükseliş trendi geçtiğimiz ay yaşanan duraklamadan sonra devam ediyor. Resmi işsiz sayısındaki artış haziran ayından bugüne 404 bin oldu. Yıllık bazda resmi işsiz sayısı 201 bin kişi, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 380 bin kişi arttı.

2) Umudu olmadığı için ya da diğer nedenle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve bu nedenle işsiz sayılmayanlar dahil edildiğinde işsizlik oranı yüzde 9,4 değil, yüzde15,45, işsiz sayısı da 2 milyon 630 bin değil, 4 milyon 621 bin kişi olarak gerçekleşti. Kadınlar için geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 24, gençler için yüzde 28 oldu. Gizli işsiz olarak görülen eksik ve yetersiz istihdam edilenler de ilave edildiğinde işsizlik oranı yüzde18,62, işsiz sayısı 5 milyon 571 bin kişi düzeyinde.

3) Kadınlar çalışma hayatında en dezavantajlı kesimlerden birini oluşturuyor. Kayıtdışı istihdamın İşgücüne katılım oranı kadınlar için yüzde 30,2 düzeyindedir. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre işgücüne katılım oranı 1,9 puan artarken, kayıtdışı çalışan kadınların sayısı 132 bin kişi yükselmiştir. Çalışma çağındaki her üç kadından yaklaşık olarak sadece biri çalışmaktadır. Yüksekokul mezunu kadınlarda işsizlik Kasım 2012 dönemi için yüzde 16,6 ile erkeklerin yüzde 7,6’lık oranının iki katıdan fazladır. Bu kategoride yer alan kadınların işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 110 bin kişi artış göstererek 232 binden 342 bine fırladı. Bu yükseliş % 47’lik bir artışa denk geliyor. Buna göre geçen yıldan bu yana ilave resmi işsizlerin yarısından çoğunu yüksekokul mezunu kadınlar oluşturuyor. Yüksekokul mezunu kadınlarda bir önceki yıla göre artış ise 3,3 puanı buluyor. Başta umudu kesik olanlar olmak üzere son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmadığı için işsiz sayılmayanların % 58’i kadın. Geniş tanımlı işsizlik kadınlar için % 24 oranında.

4) Gençler için ise durum daha da kötüdür. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre resmi işsizlik oranı 1,8 puan artarak yüzde 18,8’e yükselmiştir. Umudu olmadığı için ya da diğer nedenle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve bu nedenle işsiz sayılmayan gençler dahil edildiğinde bu oran yüzde 28’e ulaşmaktadır. 853 bin işsiz gence karşı 563 bin çalışmaya hazır ancak umutsuzluk başta olmak üzere çeşitli nedenlerle iş aramayan genç bulunmaktadır. Eksik ve yetersiz istihdam edilenlerle genç işsizliği yüzde 30,8’e ulaşmıştır. Kasım 2013 dönemi için gençlerin % 49’u kayıt dışı çalışmaktadır. Gençler için kayıt dışı oranı 15-19 yaş için yüzde 71, 15-24 yaş grubu aralığı için yüzde 57 düzeyine yükseliyor. Bu yaş grupları için hayıt dışı çalışma oranında genel bir düşüş eğilimi görülmektedir.

5) Güvencesiz çalışma da hızla yaygınlaşıyor. 2009 yılı Kasım dönemi ile karşılaştırıldığında geçici çalışanların sayısı yüzde 38 artarak, 1 milyon 511 binden, 2 milyon 85 bine yükseldi. Geçici çalışmanın yaygınlaştırılması hükümetin istihdam stratejisi açısından bir amaç olarak değerlendiriliyor. Geçici işçiler için işsizlik oranı yüzde 26 olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz yılla karşılaştırıldığında kısmi süreli çalışanların sayısı 335 bin, geçici bir işte çalışanların sayısı 264 bin kişi arttı. İstihdam artışı ise aynı dönemde 1 milyon 24 kişi artış gösterdi. İstihdamın yarısı güvencesiz işlerde gerçekleşti. Geçici bir işte çalışanların yüzde 64’ü, kısmi zamanlı çalışanların yüzde 84’ü kayıtdışı çalışıyor.

6) Çalışma süreleri geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ciddi artış gösterdi. Haftalık fiili çalışma süresi 50 saatin üzerinde olanların iş başında olanlara oranı yüzde 37’dan yüzde 43’e çıkarken, 60 saat ve üzeri çalışanların sayısı 1 milyon 266 bin kişi artarak 5 milyon 388 binden 6 milyon 654 bine ulaştı. ( Veriler basın bülteninde yanlışlıkla “Haftalık fiili çalışma süresi 50 saatin üzerinde olanların iş başında olanlara oranı yüzde 46’dan yüzde 54’e çıkarken” şeklinde yer almıştır. Düzeltiriz.)

7) Türkiye’de çalışma çağındaki her iki kişiden biri çalışmıyor. İşgücüne katılım oranı Kasım 2013 dönemi için %50,7 düzeyinde. İşsiz sayılmayan umudu kesik işsizlerin sayısı ve ev içi emeğin görünmez olmasının sonucunda açığa çıkan bu durum, Türkiye’de işsizliği olduğundan düşük gösteriyor. AB ülkeleri için EUROSTAT 2011 yılı verilerine göre işgücüne katılım oranı %71,2 düzeyinde. Türkiye’de iş isteyenlerin ve istihdam edilenlerin oranı (işgücüne katılım) AB-27 ortalaması kadar olsaydı, Türkiye 11 milyon 298 bin kişiye daha ilave iş yaratmak zorunda olacaktı. Bu kişilerin iş bulamaması veya kendi işini kuramaması halinde işsiz sayısı 13 milyon 928 bin olacaktı. Buna göre işsizlik oranı ise yüzde 35,5 düzeyine çıkacaktı. (Türkiye için hesaplamada 65 yaş üzeri, TÜİK ve Eurostat istatistikleri arasındaki uyum problemi nedeni ile hesaplamaya dahil edilmiştir. Oransal olarak artışlar tüm hesaplamaları etkileyeceğinden, değişiklik çok sınırlı düzeyde kalacaktır. Miktarlarda değişiklik olabilir.)

8) Kayıtdışı oransal olarak gerilese de hala kriz öncesi değerlerin üzerinde. 2007 Kasım dönemi ile karşılaştırıldığında kayıt dışı istihdam 707 bin kişi artmış durumda. Erkekler için aynı dönemde kayıt dışı erkekler için 282 bin azalırken kadınlar için 989 bin artmış görünüyor.

9) Tarım sektörü kriz öncesine göre (2007 yılına göre) 1 milyon 479 bin artışla önemini koruyor. Buna göre 5 yıllık süreçte toplam istihdam artışının üçte biri tarım kesiminde gerçekleşti.

Resmi işsizlik rakamlarında kriz sonrası ekonomik canlanmayla paralel olarak gerçekleşen düşüş, haziran ayında dip noktasını yaptıktan sonra ekonomik büyüme oranlarında yaşanan sert düşüşle tekrar yükselişe geçmiş durumda. Hatırlanacağı üzere 2009 yılında krizin yarattığı tahribat, 2010 ve 2011 yılında ekonomide dibe vuruş sonrası hızlı yükselişi getirmiş, işsizlik rakamları kriz öncesi düzeylerine gerilemişti. Ancak özellikle tarımsal istihdamda yaşanan artışa eşlik eden kayıtdışı çalışanların sayısındaki artış, kadınların ve gençlerin çalışma koşullarında yaşanan bozulma, güvencesiz çalışmanın yaygınlaşması, istihdamın niteliğini sorgulatan bir karakter taşımıştır.

Çalışma sürelerinin son derece uzun, ücretli izin hakkının son derece sınırlı olduğu koşullarda işsizlik verilerinin olduğundan daha düşük görünmesinin temel nedeni işgücüne katılım oranlarındaki düşük seviyedir. Bir yandan işgücüne katılım oranlarını yükseltirken, öte yandan işsizlik verileri ile mücadele etmenin yegane yolu, gelir kaybına yol açmaksızın haftalık çalışma sürelerini azaltmaktan geçmektedir. Buna karşın sermaye çevreleri istihdam yapısının niteliğini bozarak, yani yoğun çalışma koşulları altında, daha kuralsız ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırarak bu süreci kendi lehlerine çevirmek istemektedir. Hükümet işveren çevrelerinin bu taleplerini Ulusal İstihdam Strateji belgesi ile programlaştırmıştır.

Ucuz işgücü için, taşeron çalışmayı yaygınlaştırmayı, kıdem tazminatını fona devrederek orta vadede ortadan kaldırmayı, kölelik bürolarını hayata geçirmeyi hedefleyen bu belge, işsizlik verilerindeki artışla birlikte daha sık gündeme gelecektir. İşsizlikle mücadeleyi, çalışma koşullarını kötüleştirerek, ücretleri düşürerek çözmeye çalışan bu anlayışa karşı durulmalıdır. Bu strateji işsizliğin “ne iş olsa yaparım” başlığı altında gizlenmesi stratejisidir. İşsizlikle gerçek mücadele için;

Haftalık çalışma süresi gelir kaybı yaşanmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.

Herkese en az 1 ay ücretli izin hakkı tanınmalıdır.

Herkes için iş güvencesi ayrımsız bir biçimde uygulanmalıdır.

Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı, sendikal barajlar, noter şartı kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır

Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalıdır

Kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.

Taşeronlaşma ve kayıt dışı istihdam engellenmelidir.