DİSK AR: İşçi, ya işsiz ya umutsuz ya da çaresiz

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Ağustos 2013 dönem sonuçlarını değerlendirdi:

1)   Türkiye ekonomisinin istihdam yaratma kapasitesi azalırken, istihdamın kalitesi bozulmaya devam etmekte ve işsizlik oranlarındaki artış sürmektedir. Ağustos 2012 dönemi ile Ağustos 2013 dönemleri arasında işsizlik oranı % 1 puan artış kaydederek %9,8 düzeyine ulaştı.

2)   Ağustos 2013 döneminde umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olduğu halde bu nedenle işsiz sayılmayanlar (umutsuzlar) da dahil edildiğinde işsizlik oranı % 9,8 değil, %15,79, işsiz sayısı da 2 milyon 806 bin değil, 4 milyon 937 bin kişi olarak gerçekleşti. İşsiz sayısı umutsuzlarla birlikte bir önceki yıla göre 495 bin kişi arttı.

3)   Gizli işsizler olarak değerlendirilen çaresizlerle (zamana bağlı eksik ve yetersiz istihdam edilenler) işsizlerin sayısındaki toplam artış 823 bini buldu. Çaresizler, zamana bağlı eksik istihdam edilenler, (herhangi bir menfaat karşılığıyla ilgili hafta en az 1 saat çalışmış olduğu için istihdamda sayılıp, daha fazla çalışmaya ihtiyacı olanlar) ve yetersiz istihdam edilenlerden (mevcut işini değiştirmek için veya mevcut işine ek olarak bir iş aramış olanlar) oluşuyor.

4)   Sadece işinden memnun olmadığı için iş arayanlarla, yeterli sürede çalışacak iş bulamayanlardan oluşan çaresizlerin sayısındaki artış 328 bin kişi ile kaygı verici boyutlardadır. 1 yılda yaratılan toplam istihdamın 593 bin kişi olduğu düşünüldüğünde, bu artışın büyük bir kısmını çaresizlerin oluşturduğu görülmektedir. Yine son 1 yılda yaratılan istihdam artışının yaklaşık % 40’ı yarı zamanlı çalışanların sayısındaki artıştan kaynaklanmıştır.

5)   Çaresizler, umutsuzlar ve resmi işsizlerin toplam sayısı 6 milyon 13 bindir. Geniş istihdam içindeki payı ise % 19,46’dır.

6)   Kadınlar için geniş tanımlı işsizlik oranı %24, gençler için ise %28’dir.

Türkiye’de uygulanan ve küresel rekabet ideolojisi ekseninde şekillenen ekonomi ve istihdam politikaları ile çalışma hayatı işçiler ve emekçiler için giderek ağırlaşmaktadır. Bu süreçte işsizliğin görünmeyen boyutlarının istihdam içindeki ağırlığı artmaktadır. Eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin sayısındaki artış bunun tipik bir örneğidir.

Türkiye haftalık çalışma sürelerinin emsallerine göre çok daha yüksek olduğu bir ülkedir. Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında haftalık çalışma sürelerindeki fark 12 saati bulmaktadır. Buna göre Türkiye’de 5 kişinin yapacağı işi 4 kişi yapmaktadır. Bir yandan işgücüne katılım oranlarını yükseltirken, öte yandan işsizlik verileri ile mücadele etmenin yegâne yolu, gelir kaybına yol açmaksızın haftalık çalışma sürelerini azaltmaktan geçmektedir. Buna karşın hükümet ve sermaye çevreleri işsizlik verilerindeki artışı, istihdam yapısının niteliğini bozarak, yani yoğun çalışma koşulları altında, daha kuralsız ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırarak durdurmanın reçetelerini topluma sunmaktadır. Hükümet işveren çevrelerinin taleplerini Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ile programlaştırmıştır. Ucuz işgücü için, taşeron çalışmayı yaygınlaştırmayı, kıdem tazminatını fona devrederek ortadan kaldırmayı, kölelik bürolarını hayata geçirmeyi hedefleyen bu belge hükümetin gündemindedir. İşsizlikle mücadeleyi, çalışma koşullarını kötüleştirerek, ücretleri düşürerek çözmeye çalışan bu anlayışa karşı durulmalıdır. Bu strateji işsizliğin “ne iş olsa yaparım” başlığı altında gizlenmesi stratejisidir. Kıdem tazminatının kaldırılması amacıyla gündeme gelen öneriler işçinin önemli bir güvencesini de ortadan kaldırma, kıdemli işçiyi işten çıkarmayı kolaylaştırma amacı taşımaktadır ve işsizliği artırıcı bir etkisi olacaktır.

İşsizlikle gerçek mücadele için;

  1. Haftalık çalışma süresi gelir kaybı yaşanmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
  2. Herkese en az 1 ay ücretli izin hakkı tanınmalıdır.
  3. Herkes için iş güvencesi ayrımsız bir biçimde uygulanmalıdır.
  4. Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır
  5. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalıdır
  6. Kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
  7. Taşeronlaşma ve kayıt dışı istihdam engellenmelidir
  8. Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.  Kadın erkek ayrımı yapmaksızın 50 çalışanın üstündeki her iş yerinde kreş açılmalı, devlet kreşlerinin çocuklar için yaş sınırı olmadan, ücretsiz ve 7/24 açık olmalı, yaşlı ve hastalar için, yine ücretsiz, 7/24 açık, çalışanlarının yarısı erkek olan bakım evleri açılmalıdır