DİSK; 12 Eylül darbe hukuku AKP ile sürüyor

DİSK; 12 Eylül darbe hukuku AKP ile sürüyor

DİSK “Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı”nı protesto etmek için TBMM önünde bir basın açıklaması yaptı. Genel Başkan Ekici; 30’dan az kişi çalıştıran işyerinde işçilerin sendikal hakları gasp edildi.

DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, Meclis’te görüşülmekte olan sendikalar yasa tasarısına karşı Dikmen Kapısı’nda yaptığı açıklama:

12 EYLÜL DARBE HUKUKU AKP İLE SÜRÜYOR!

30’DAN AZ KİŞİ ÇALIŞTIRAN İŞYERLERİNDE İŞÇİLERİN SENDİKAL HAKLARI GASPEDİLDİ!

İşçi ve emekçilerin örgütlenme iradesine karşı cumhuriyet tarihinin en ciddi saldırısı olan, 12 Eylül ruhu olduğu gibi korunduğu için üzerinde ciddi tartışmalar yaşanan, sendikal hakları devlet kontrolünde, 3-5 sektörde, birkaç yüzbin işçi ile sınırlandırmayı hedefleyen Toplu İş İlişkileri Kanunu tasarısı, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu adıyla değiştirilerek fakat TOBB, işveren sendikaları ve yandaş konfederasyonların suç ortaklığıyla Meclis genel kurulunda jet hızıyla madde madde geçiyor.

On yıllık iktidarı boyunca 12 Eylül’ün sendikal mevzuatını koruyan AKP’nin bugün işveren örgütleriyle kolkola girerek yapmaya çalıştığı değişiklikler de 12 Eylül sisteminin özünü değiştirmiyor ve bu yasa tasarısı toplu işçi haklarının kullanımı konusunda bir genişleme ve demokratikleşme sağlamıyor.
Gerek bu tasarının hazırlık aşamasında ve gerekse Meclis gündemine taşındıktan sonra, sendikal haklar konusunda ciddi sınırlamalar getiren bu yasa hakkındaki itirazlarımızı dile getirmeye çalışıyoruz.
Çalışma hayatını ve işçi sınıfının geleceğini karartacak bu yasanın geçmemesi için demokratik itiraz etme hakkımız polis gücüyle engellenirken ve işçiler “Milletin” olduğu ileri sürülen Meclis’e 1 kilometre yaklaştırılmazken, AKP hükümetiyle kolkola giren işverenler, yasa taslağını kendi beklentileri doğrultusunda çıkartma özgürlüğüne sahipler.

AKP hükümeti muhalif sendikaların taleplerine kulağını tamamen kapatmış; ILO normlarına, Avrupa Sosyal Şartı’na, BM Ekonomik, Sosyal Kültürel Haklar Sözleşmesi gibi birçok sözleşmeyle birlikte Anayasa’nın ilgili maddelerine rağmen sermayenin ve piyasanın dikensiz gül bahçesi isteği doğrultusunda hazırlanan tasarıyı madde madde yasalaştırma gayreti ve telaşı içindedir.
Eğitim, sağlık, ulaştırma, inşaat, gazetecilik, turizm gibi pek çok sektörde toplusözleşmeyi imkansız kılacak olan, 30 ve altı işyerlerinde çalışan işçilerin sendikal güvencelerini dolayısıyla toplusözleşme haklarını işverenleri kırmamak adına gasp eden bir anlayışla karşı karşıyayız.

6 milyon işçi 30 ve altı işçi çalıştıran işyerlerinde çalışıyor. Bunların sendikal güvencesi kaldırıldı. 30 ve üzeri işçi çalıştıran işyerlerinde ise 3 Milyon 295 bin işçi için ise toplusözleşme yapacak sendika kalmıyor. Buna göre 12 milyon kayıtlı işçinin ancak 2 milyon 700 bini sendikal hakların faydalanabilecek. Karşı karşıya bırakıldığımız trajedi budur.

Biz istediğimiz kadar, bu yasa, demokrasi açısından koca bir ayıp olan sendikal barajlar ile emekçileri toplusözleşme yapacak sendika bulamaz hale getirecek diyelim;

Biz istediğimiz kadar, eğitim, sağlık, ticaret, inşaat, ulaştırma, basın gibi kritik sektörleri de kapsayan 8 işkolu için yetki konusu sendikal yasağa dönüşüyor, yani bu yasanın çıkmasından sonra bu sektörlerde çalışan insanlar sendikalaşmak ve anayasal haklarını kullanmak istediklerinde, kendileri için toplusözleşme yapacak sendika bulamayacaklar diyelim;

Biz istediğimiz kadar, 50 yetkili sendikadan 29’u yetkisiz bırakılmak isteniyor diye çırpınıp duralım,
Biz istediğimiz kadar, 30’dan az işçi çalışan işyerlerindeki işçilerin sendikal özgürlüklerinin gaspedilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ve bunu yapanların suç işlediklerini söyleyelim,

AKP hükümetinin ve sermayenin asıl derdi, militan, mücadeleci, devrimci sendikal anlayışları tasfiye ederek, hükümetin dikensiz gül bahçesi olan bürokratik sendikal yapıların geliştirilmesini sağlamaktır.

Türkiye’yi ağır çalışma koşullarının yürütüldüğü sanayi devriminin ilk yıllarına götürmek ve 200 yıl öncesinin çalışma koşullarını bu ülkeye ve çalışanlara dayatmak isteyen, başta siyasi iktidar olmak üzere, işveren ve sözüm ona işçi örgütlerini bir kez daha uyarıyoruz:

  • İşçi sınıfının uluslararası sözleşmelerle, tarihsel mücadelesiyle kazandığı hakların gaspedilmesine,
  • Sendikaların tasfiyesine yol açan işkolu barajının getirilmesine,
  • Sendikaya üye olma özgürlüğünün güvencesini sağlayacak yasa hükümlerinin kaldırılmasına,
  • Grev hakkının özünü zedeleyecek ve içini boşaltacak hükümlerin getirilmesine,

onay veren, destekleyen ve yasalaştıran, demokrasi ve emek düşmanlığı yapanlar tarih karşısında bir gün hesap vereceklerdir!