ÇÖZÜM DEMOKRASİ!

diskbask

DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu, 29-30 Temmuz 2016 tarihlerinde İstanbul’da toplandı.

İki gün süren toplantının açılışında konuşan Genel Başkan Kani Beko, 15-16 Temmuz 2016 tarihlerinde yaşanan darbe girişimini lanetleyerek, yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı diledi.

Özellikle 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra ülkede adeta bir olağanüstü halin hüküm sürdüğüne değinen Beko, çözümün eşitlikçi, halkçı, özgürlükçü, laik, demokratik bir cumhuriyet olduğunu belirtti.

OHAL üstü halin demokrasiden sapma olduğunu söyleyen Kani Beko, darbelere de tek adam yönetimine de karşı durulması gerektiğini vurguladı.

Genel Başkanı’nın açış konuşmasının ardından, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve Doç. Dr. Aziz Çelik Olağanüstü Hal sistemini Anayasa ve çalışma yaşamına ilişkin hukuksal düzenlemeler açısından değerlendiren birer sunum yaptı.

Kaboğlu, olağanüstü halin kimseye kuralsız davranma keyfiyeti veremeyeceğini ve OHAL’in Anayasa’ya göre belli bir konu ve belli bir süre için uygulamaya konulabileceğinin altını çizdi.

Bununla beraber 82 Anayasasının yönetime çok geniş yetkiler tanıdığına dikkat çeken Kaboğlu, alınan kimi karar ve önlemlerin Anayasa’da tanımlanmış yetkilerin de aşılması endişesi doğurduğunu söyledi.

Etki ve süre yönünden Olağanüstü Hal süresini aşan Kanun Hükmünde Kararnamelerin, bu yetki aşımına örnek oluştuğunu anlatan Kaboğlu, hakların sonuna kadar kullanılması ve yönetimin görevi kötüye kullanmasına karşı uyanık olunması gerektiği konusunda uyarı yaptı.

Daha sonra söz alan Aziz Çelik ise Türkiye’de 5 darbe ve darbe girişimi yaşandığını ve hepsinde de işçilerin çok farklı düzeylerde etkilendiği hatırlattı.

Olağanüstü Hal ile valilere verilen yetkilerin genişliği, sendikaların olağan çalışmalarını etkileyebileceğine dikkat çeken Çelik, Kanun Hükmünde Kararnamelerle de sınırlamaların getirilmesine olanak sağlandığını belirtti.

Unutulmaması gerekenin düzenleme ve işlemlerin OHAL’in amacı ve konusuyla sınırlı olması gerektiğini savunan Çelik, örneğin KHK ile sendika kapatılmasının, bu konuda Bakan’a yetki verilmesinin hukuka uygun bulunmadığını söyledi.

Kapatılan kuruluşlarda çalışanların durumlarını da aktaran Çelik, KHK ile hiçbir suçu ve sorumluluğu olmayan çok sayıda işçinin mağdur duruma düşürülmesi, hatta ücretleri dahil alacaklarını alamaması gibi sonuçlar çıkabileceğinden endişe edildiğini anlattı.

Yapılan sunumların ardından DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu gündeme bağlı olarak çalışmalarını sürdürdü.

Genişletilmiş Başkanlar Kurulu’nda tartışılan konular üzerinden bir de sonuç bildirgesi yayınlandı. 30 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan sonuç bildirgesinde özetle şu görüşlere yer verildi;

DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz, darbe girişimini lanetleyerek hayatını kaybedenleri anar ve DİSK Yönetim Kurulu’nun “her türlü darbenin karşısında duran” tutumunu desteklediğini ilan eder.

Bugüne dek darbelerden en büyük zararı görmüş örgütlerin başında olan DİSK’in darbeler karşısında tutumu nettir.

15 Temmuz darbe girişimine karışanlar ve destekçileri, bugün hangi konumda bulunurlarsa bulunsunlar, keyfilikten uzak ve “suçların kişiselliği” ilkesi çerçevesinde adil bir biçimde yargılanarak cezalandırılmalıdır.

Parlamentoyu işlevsizleştiren, demokrasinin “olağan” işleyişinden daha da uzaklaştıran Olağanüstü Hal rejiminden en acil bir biçimde çıkılmalı, yargı önünde suçu ispatlanmadan “cezalandırma” yöntemlerinden vazgeçilmelidir.

Askeri darbelerin panzehiri kalıcılaşmış bir olağanüstü hal düzeni veya sivil otoriter rejim arayışı değil gerçek bir demokrasidir, hukuk devletidir, güçler ayrılığı ilkesinin eskisinden de sağlam biçimde yeniden kurulmasıdır, parlamenter demokrasinin güçlendirilmesidir, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasıdır, toplumun örgütlenerek demokrasinin halkın örgütlü gücüyle desteklenmesidir, meydanların halkın tüm kesimlerine açılmasıdır.

Laik, bilimsel ve kamusal eğitim sistemden uzaklaşan eğitim politikaları da, darbe girişimine kalkışan cemaate insan gücü kazandırmıştır. Öte yandan darbecilerin devlet içinde yapılanmasına olanak sağlayan, laikliğin altının oyulmasından güç alan “biat” anlayışı yerine “liyakat” sistemi kurulmasallaştırılmalıdır.

Demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakları, emeğin haklarının olmadığı yerde de demokrasi olmaz ve tam da bu nedenle “demokrasinin inşası” sorunu emeğin sorunudur.

diskbask2