Çalışma Meclisi’nde mutabakat yok!

Haklarımız için mücadeleyi sokakta büyütmeye!

DİSK Genel Sekreteri Dr. Arzu Çerkezoğlu’nun 10. Çalışma Meclisi’ne dair değerlendirmesi:

Birçok basın yayın organından da izlenebileceği üzere, 10. Çalışma Meclisi toplantısını bir mutabakata varılamadan sona ermiştir. Kıdem tazminatı, taşeron işçilik ve özel istihdam büroları gibi başlıklar altında sürdürülen tartışmalarda bir uzlaşma sağlanmamasına rağmenÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hazırlattığı bir metin, “Çalışma Meclisi Sonuç Bildirgesi” olarak salonda okunmuştur. Bu nedenle temsilcilerimiz toplantıyı terk etmiştir.

Şimdiden ilan ediyoruz ki, önümüzdeki günlerde Çalışma Meclisi’nin sonuç bildirgesine atıf yapılarak gerçekleştirilecek yasal düzenlemeler, “sosyal diyalog” sonucu ortaya çıkan düzenlemeler olmayacaktır. Bu sonuç bildirgesine katılmadığımız salonda ifade edilmiş olsa da, sözlü ifadelerin dikkate alınmadığı gerçeğinden hareketle, etkinliği düzenleyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yazılı olarak iletilecektir.

Zira Çalışma Meclisi’nde işçi temsilcilerinin iki gün boyunca dile getirdiği birçok kritik itiraz ve görüş, sonuç metninde yok sayılmıştır. Kıdem tazminatının fona devredilmesine, taşeron ilişkisinin yaygınlaştırılmasına ve özel istihdam bürolarına geçici iş ilişkisi kurma (işçi kiralama) yetkisi verilmesine ilişkin kesin itirazlarımız bu bildirgeye yansımamıştır.

Sadece itirazlarımız değil sorunları çözmeye yönelik somut önerilerimiz de metinde yer bulmamıştır. Kıdem tazminatı hakkının mevcut haliyle korunarak işçilerin kıdem tazminatı hakkına erişimi önündeki engellerin kaldırılması; taşeron ilişkisine son verilerek taşeron işçilerin asıl işverenin işçisi sayılması; özel istihdam bürolarıyla değil çalışma saatlerinde yasal mevzuata uyulması sağlanarak istihdam yaratılması; işçilerin mevcut haklarını kullanamadığı gerekçesiyle hakları budamak yerine bu hakları kullanabilmesi için örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması gibi önerilerimiz metinde yoktur.

Çalışma yaşamının daha da esnekleşmesine dair çok net şerhimiz ortadayken sonuç metninin istihdam bürolarıyla ilgili bölümünde “esneklik gereklilikleri göz ardı edilmeden” bir düzenleme yapılması tavsiye edilmiştir.

Mevcut yasalara kamu işvereni bile uymuyorken bir yasa tartışmasının manasız olduğuna, mevcut yasaların uygulatılması için ise sendikal barajların, grev yasaklarının kaldırılmasına dair “esastan” itirazımız yine sonuç metninde yoktur! Ancak işveren ve hükümet sözcülerinin ağzından çıkan bir çok kritik vurgu, metne aynen yansımıştır.

Sadece toplantıya katılan işçi temsilcilerinin değil salondaki işçilerin söylemleri ve talepleri de metne yansımamıştır. Çalışma Meclisi boyunca salondaki taşeron işçiler her fırsatta sorun ve taleplerini dile getirmiş, “taşerondan kurtulmak ve kamu işçisi olmak” yönündeki özlemlerini ifade etmiştir. İşçiler, taşeron işçilerinin nasıl ezildiğini ve sömürüldüğünü defalarca ifade etmiş ancak Bakanlık ve işveren örgütleri bu feryadı duymamak konusunda ısrarcı olmuştur. Artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Taşeron işçiler, taşeronlaştırmanın yaygınlaştırılmasını değil taşeronlaştırmanın durdurulmasını istemektedir. Ancak AKP hükümeti bildiğini okumakta ısrarlı olduğunu gözler önüne sermiştir.

Böylece AKP hükümetinin amacının ne “sosyal diyalog” ne de mutabakat sağlamak olduğu ortaya çıkmıştır. Amaç, “emek düşmanı” olarak nitelendirdiğimiz yasal düzenlemelere meşruiyet zemini hazırlamak, sözde bir demokrasi ortamı imajı çizerek her zamanki gibi bildiğini okumaktır.

Özetle Çalışma Meclisi nasıl başladıysa öyle bitmiştir. İlk gün Başbakan konuyla ilgisiz kendi siyasi gündemini anlatıp salondan ayrılmıştır. Başbakan’ı alkışlamak için salona gelen yüzlerce kişi de konuşma bitence gitmiştir. Bu kişiler salonu doldurduğu için davetli sendika genel başkanlarına uzun süre oturacak yer bile bulunamamıştır. Sendika genel başkanlarına ev sahibi bakanlık yetkilileri değil Başbakanlık korumaları ayakta dikelebilecekleri yeri göstermiştir. Tüm bu olaylarla beraber ele alındığında sonuç metnindeki “monolog” bir sürpriz değildir.

DİSK temsilcileri toplantılardaki ilkeli duruşlarıyla ve bilimsel gerçeklere dayanan somut önerileriyle emeğin haklarının aleyhine bir orta oyunun deşifre olmasına katkıda bulunmuşlardır. Çalışma Meclisi’ndeki bu duruş sadece bir başlangıçtır. Emek düşmanı yasalar ancak sokakta “mücadeleye devam” diyerek durdurulabilir. DİSK, işçi sınıfının güvenceli iş, örgütlenme özgürlüğü, insanca çalışma ve insanca yaşam talepleri doğrultusunda bir mücadeleyi, tüm emek ve demokrasi güçleriyle omuz omza sokakta büyütecektir.