Bossa işçilerinin geleceğini karartmayın!..

Genel Başkanımız Rıdvan Budak’ın 19 Mart 2012 tarihinde Adana’da düzenlediği basın toplantısının metni

BOSSA İŞÇİLERİNİN GELECEĞİNİ KARARTMAYIN!

DİSK-Tekstil İşçileri Sendikası Genel Başkanı Rıdvan Budak’ın Bossa’da yaşanan sorunlar nedeniyle yaptığı basın toplantısı metni:

DEĞERLİ BASIN EMEKÇİLERİ;

Yaklaşık 20 yıldır Adana’da örgütlü bir sendika olarak Bossa’da son yaşanan olayları kamuoyu ile paylaşmak istedik. Dışarıdan bakıldığında Bossa’da işçilerin “sendika değiştirdikleri” izlenimi edinilmektedir.

Bu işçilerin kendi seçimi olarak görülebilir, doğal karşılanabilir. Oysa yaşanan sıradan bir sendikal olay değildir. Toplu iş sözleşmesi döneminin yarısında bu işyerinde neden sorun çıkmıştır? Bu soruyu doğru yanıtlayabilmek için olayı tüm boyutlarıyla incelemek gerekmektedir.

DEĞERLİ BASIN EMEKÇİLERİ;

Topluma ve basına gösterilmek istenen resmin arkasında farklı boyutlar bulunmaktadır. Sorunun ilk boyutu, genel olarak tekstil sektöründeki işverenlerin ve özel olarak ise Bossa işvereninin işçilere ve sendikalara yaklaşımındadır.

İşverenler; kurallı ve kayıtlı çalışmanın maliyetlerini yükselttiğini ve rekabet güçlerini yitirdiklerini; krizlerden etkilendiklerini ifade etmektedirler.

Çözüm olarak ise işçilerin sendikal mücadeleyle elde ettikleri ve özellikle ikramiye başta olmak üzere bazı haklarının kaldırılmasını istemektedirler.

Başta Bossa olmak üzere sektörün önde gelen şirketlerinin yöneticileri 2010 Grup Toplu İş Sözleşmesi sürecinde bunu açık biçimde ifade etmişlerdir. Yeni işe giren işçiler için geçmiş dönemlerde uygulanan yılda 4 ikramiye, 2001 krizinden sonra 2004 yılından başlayarak yılda 2,5 ikramiye olarak grup toplu iş sözleşmelerine girmiştir.

Bossa işvereni, kredi ile satın aldığı bu işletmeyi başarılı bir şekilde yönetemediği için şimdi ödeme güçlüğü içine girmiştir. Küresel kriz Avrupa pazarlarını daraltmaktadır. Bu da başta İspanya ve İtalya olmak üzere genel olarak Avrupa pazarına ihracat yapan Bossa’yı kaçınılmaz olarak etkilemektedir.

Farklı bir işkolundaki bir şirketin, Bossa’yı satın alması; “elin taşı ile elin kuşunu vurma” hikâyesine benzemektedir. Bossa kredi borçlarını ödeyebilmek için ikramiye yükünden kurtulmayı öncelikli hedefi olarak belirlemiştir. İşte bu nedenle ikramiyelerin tümüyle kaldırılmasını hedefleyen bir çalışma içine girmiştir. Başını Bossa’nın çektiği bu anlayışın önündeki en önemli engel DİSK-Tekstil İşçileri Sendikası’dır. Sendikamız bu yüzden Bossa’dan bertaraf edilmek istenmektedir.

DEĞERLİ BASIN EMEKÇİLERİ;

Bu amaçla yapmaya çalıştıkları; 50 yıllık hakların kaldırılmasını kabul etmeyen Sendikamızın işyerinden gitmesidir. Yerine sendika olup olmadığı ulusal ve uluslararası boyutta tartışılan “taşeron” örgüt Öziplik-İş’in getirilmesidir. Taşeron tanımı sadece bizim değil, Türk-İş üyesi Teksif, Petrol-İş ve Ağaç-İş sendikalarının da ortak görüşüdür.

Sabancı geleneğinden kopan ve giderek kredi yükünün zorluğu ile bu yol ve yöntemlere başvuranları uyarıyoruz. Anayasamızın 51. Maddesini, Sendikalar Yasasının 25, 31 ve 38. Maddelerini ve Türk Ceza Yasasının 118. Maddesini ihlal edilmektedir. Bu ihlalleri yapanların hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz.

DEĞERLİ BASIN EMEKÇİLERİ;

Sorunun ikinci boyutu ise Bossa’da yapılan hukuk dışı işlemler ve baskılardır. İşyerinde hangi sendikanın örgütlü olacağına, işçinin değil işverenin karar verdiği, sendikacı satın alarak işçi sendikasını yönetmeye kalkıştığı bir düzen kurmaya çalışmaktadırlar.

Bossa işvereni, işçilerin iradesine rağmen sendika içi işlere müdahale etmiştir. Karşımızda sendikacı satın almayı, onlara miktarı bizce bilinmeyen kazanç sunan işler vermeyi, “ne olur canım diyerek” karşılayan sıradanlaşmış bir ahlak anlayışı bulunmaktadır. Bu anlayışın en tipik örneği, “Örnek Yemekçilik” olayıdır.

Bu konuda elimizdeki belgeleri sizlerle paylaşıyoruz. İşyerindeki yemekhane ihale ile bir şirkete verilmiştir. Bir süre sonra, üyelerimiz yemeklerden şikayet edince yukarıdan baskılar gelmeye başlamıştır.

Şirket araştırılıp, soruşturulunca şube başkanlığı ve şube sekreterliği yapmış Sedat Çetin’in yakınlarının ve imamlı nikahlı eşinin isimlerine ulaşılmıştır. Adana Ticaret Odası belgelerinde şirketin ortakları ve sorumlu müdürleri açık biçimde görülmektedir. Olay bununla da sınırlı değildir.

Sendikal tarihte örneği görülmemiş bu ilişkinin arkası araştırılınca daha derin bağlantılarla karşılaşılmıştır. Bu yemekhane işinin aslında eski şube başkanı, yeni şube başkanı ve işyerinin kimi yöneticilerinin bir ortaklığı olduğu şüphesi kuvvetlenmiştir.

Bu yemek şirketinin günde 2 binin üzerinde insana yemek sunduğu, pişirme, elektrik, su ve gaz vb. her türlü teknik altyapısının Bossa tarafından karşılandığı öğrenilmiştir.

İşte bu belgelerin ve ilişkilerin resmi olarak hesabı sorulduğunda, “sendika değişimi” için düğmeye basılmıştır.

DEĞERLİ BASIN EMEKÇİLERİ;

Bu iğrenç olayın peşini bundan sonra da bırakmayacağız. Kimseyi itham etmiyoruz, bunun böyle olduğunu biliyoruz. İşte belgeleri burada. Yürekleri varsa, mahkeme orada. Yoksa elimize geçen bilgi ve belgeleri kamuoyu ile paylaşmayı sürdüreceğiz.

Buradan Sabancı grubuna da çağrı yapıyoruz: Sabancı grubu, Türkiye’nin sanayileşmesine, istihdamına, sosyal gelişimine büyük katkıları olmuş bir kuruluştur. Sabancı grubunun topluma karşı olan duyarlılığı bilinmektedir. Sosyal sorumluluk denilince ilk akla gelen kuruluşların başında yer almaktadır. Ve başta Adana olmak üzere bugün Türkiye’de en büyük sosyal sorun, işsizliktir.

Bilindiği gibi Adana son 10 yıldır, Türkiye’de işsizlik oranı en yüksek kent haline gelmiştir. İşsizlik Türkiye ortalamasının çok üzerine çıkmıştır. Sabancı topluluğunun geçmişte amiral gemilerinden biri olan Bossa, bugün büyük sorunlar yaşamaktadır. İçerideki işçi gelecek endişesi içindedir.

Sabancı topluluğu Türkiye’nin gözbebeklerinden biri olan bu büyük işletmenin yok olmasına seyirci kalmamalıdır. Yarın çok geç olabilir, bu nedenle onlara sesleniyoruz; Bossa’yı geri alın. Bossa işçilerinin geleceğinin kararmasına izin vermeyin!..

DEĞERLİ BASIN EMEKÇİLERİ;

Sendikacı satın alarak sanayicilik yapmak etik değildir. Daha açık ifade ile ahlaksızlıktır. Bu belgeleri bu işleri yapanların yurt içindeki, yurtdışındaki pazar alanları ile de paylaşacağız.

Bu yaşanan olaylardan en büyük zararı ise ne yazık ki Bossa çalışanları görecektir. İşverenin hedefi, kısa vadede üyelerimizi istedikleri gibi yönlendirecekleri taşeron sendikaya götürmek. Uzun vadede ise önce ikramiyeleri ardından da toplu sözleşmeyi ortadan kaldırmaktır. Bu da gerçekleştirildiğinde, Bossa işçisi asgari ücretli ve güvencesiz hale getirilecektir. Hele bir de kıdem tazminatı fonu yasalaşırsa, işten çıkarılmalarının önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Kaderi artık tümüyle işverenin iki dudağının arasına sıkıştırılacaktır. İşte Bossa işçisinin içine sürüklendiği tuzak budur.

Sendikamız üyelerimizin yasal haklarını sonuna kadar korumakta kararlıdır. Yaratılan bu baskı ortamı elbet son bulacak ve Bossa işçisi DİSK-Tekstil’den koparılamayacaktır.

Buradan sektörümüzdeki tüm sendikalara çağrı yapıyoruz: İşyerinde hangi sendikanın yetkili olacağına işverenler değil işçiler karar vermelidir. Bunun en doğru yolu, işçilerin özgür iradelerine olanak sağlanarak, referandum yapmaktır.

İşyerlerine sandık konulsun, adil bir seçimle işçiler hangi sendikanın kendilerini temsil edeceğine karar versinler. Biz hazırız, özellikle Bossa’da işverenin taşeronluğuna soyunanlara hodri meydan diyoruz.

DİSK-Tekstil Bossa’larda var olmaya devam edecektir!..