BEKAERT VE HYOSUNG’DA YETKİ SENDİKAMIZIN

adalet terazisi

Beş yıl süren davalar Yargıtay’da sonuçlandı. Sendikamızın yetkisi tescillendi.

Çerkezköy bölgesinde zorlu bir süreçle örgütlendiğimiz Güney Kore merkezli Hyosung ile Belçika merkezli Bekaert işyerlerindeki yetki mücadelesi 5 yılın sonunda Sendikamızın lehine sonuçlandı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Bekaert işyeri içinde verdiği çoğunluk tespitine, işveren tarafından 22.12.2010 tarihinde itiraz davası açılmıştı. Yine aynı şekilde Hyosung işletmesinde de sendikamıza verilen çoğunluk tespitine, işveren tarafından 10.06.2011 tarihinde açılan dava ile itiraz edilmişti.

Her iki dava 3 kez Yargıtay’a gidip gelmiş, mahkemeler değiştirmiş ve en nihayetinde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 29.09.2015 tarihinde verilen kararlarla sonuçlanmıştır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2015/26564 sayılı kararıyla Bekaert davasında işverenin itirazlarını reddetmiştir. Böylece Tekirdağ İş Mahkemesi’nin Sendikamızın Bekaert işyerinde toplu iş sözleşmesi için yeterli çoğunluğa sahip olduğunu ilişkin kararını da onamıştır.

9. Hukuk Dairesinin 2015/26565 sayılı kararında da işveren tarafının itirazlarını yerinde görmemiş ve yerel mahkemenin vermiş olduğu “kanuna uygun hükmü” onanmasına karar vermiştir.

Davanın son süreçlerinde Sendikamızı temsil eden Avukat Can Özeroğlu, kararı aldıktan sonra yaptığı açıklamada, tam da Cumhuriyet Bayramı’na denk gelen kararın kendileri açısından çifte sevinç yarattığını ama bununla birlikte geç gelen adaletin burukluğunu da yaşadıklarını ifade etmiştir.

Sendikamızın Örgütlenme Dairesi Başkanı Celal Aslan ise, her iki işyerinin örgütlenmesinde çok zorluk çekildiğini, güçlükle sağlanan çoğunlukların ardından açılan davaların üyelerde büyük moral bozukluğu yarattığını belirtmiştir. Aslan sözlerini şöyle sürdürmüştür:

“Yıllardır sendikamız ve konfederasyonumuz DİSK, yetki uyuşmazlıklarında doğru olan yolun referandum olduğunu savunmaktadır. Ortaya çıkan bu tablo haklılığımızı bir kez daha kanıtlamıştır.

Geç gelen adalet, adalet olmaktan çıkmaktadır. Basit bir çoğunluk davasında, karar tam beş yıllık bir süreçten sonra çıkabilmiştir. Bu bir anlamda üyelerimizin toplu iş sözleşmesi hakkının beş yıl engellenmesi anlamına gelmektedir. Büyük bir haksızlık yaşanmıştır. Umuyoruz ki bundan sonrasında, kaybedilenleri telafi etme olanağı buluruz.”