ASGARİ ÜCRET RAPORU

disk-ar-ar

  • ASGARİ ÜCRETLİ KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİRDEN PAYINI ALAMADI
  • 36 SENEDE EKONOMİ 3,9 KAT, KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR 2,4 KAT BÜYÜRKEN ASGARİ ÜCRET NEREDEYSE YERİNDE SAYDI 
  • ASGARİ ÜCRETLİ KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİRDEKİ ARTIŞINDAN KENDİNE DÜŞEN PAYI ALSAYDI ÜCRETİ NET 1690 TL OLACAKTI 

 

Bir ekonominin gelişmişlik düzeyinin tek belirleyeni o ülkenin bir yıl boyunca ürettiği mal ve hizmetlerin oranındaki artış olarak kabul edilmektedir. Hâlbuki odaklanılması gereken en önemli mesele üretilen değerin nasıl paylaşıldığıdır. Bunun temel belirleyenlerinden biri kişi başına düşen milli gelir ile ücretler arasındaki ilişkideki eğilimin yönüdür. Eğer bir ülkede üretilen değerin miktarındaki artış ile ücretlerdeki artış arasındaki makas açılıyorsa bu durum sömürünün artığını, üretilen değerin belli ellerde toplandığını bize göstermektedir.

Son yıllarda giderek artan biçimde gündeme gelen yolsuzluklar da bu bağlamda da ele alınmalıdır. Nitekim kamu kaynaklarının emekçilerin yaşam düzeylerini yükseltmeye değil, büyük para ve mal sahiplerinin zenginleşmesi için kullanılması bütçelerin temel karakterini oluşturmaktadır. Son yıllarda giderek artan teşvikler, prim destekleri ve vergi indirimleri kamu bütçesini adeta sermaye kesimlerine kaynak transfer aygıtı haline getirmiştir. AKP hükümetlerinin her türlü yolsuzluğu meşrulaştırma ve her türlü denetim aygıtını kendi kontrolüne alma çabası yine emekçilerin milli gelirden aldıkları payı sınırlandıran unsurlardır.

Kişi başına düşen milli gelir ile asgari ücretin gelişim seyri bu sürecin nasıl işlediğini gösteren iyi bir örnektir.

Hükümet ve sermaye temsilcilerinin belirleyiciliği altında alınan Asgari Ücret Tespit Komisyonu kararlarında, çoğunlukla enflasyon hedefleri esas alınmakta, işçilerin geçim düzeyi ihmal edilirken, ekonomik gelişme bu kararlara yansıtılmamaktadır. Dolayısı ile ekonomik refahın paylaştırılması açısından en önemli araçlardan biri durumunda olan asgari ücret, ciddi bir baskı altındadır.

DİSK’in geçtiğimiz yıl aralık ayında “yüzdelik artış sefalette ısrar demektir”, “asgari ücret 1800 net!” kampanyası, 7 Haziran seçimlerine giderken siyasi partilerin yüzdelik artışlarla değil net asgari ücret vaatleri ile hareket etmelerine yol açmıştır. Bu talepler seçimin önemli gündem başlıklarından biri olmuştur. AKP bu talebi 1 Kasım seçimlerine giderken görmezden gelememiş, 1300 net vaadini dile getirmiştir. 2015 yılının son günleri 1300 Net’in işverene maliyetinin konuşulduğu, “işverenin karını nasıl garantiye alırız?”, “işsizin parasını, hazine kaynaklarını işverenler için nasıl seferber ederiz?” tartışmalarının yürütüldüğü bir sürece dönmüştür.

1300 TL asgari ücret karşılığında işçi sınıfına çeşitli diyetler ödetilmek istenmektedir. “Esneklik” adı altında güvencesiz çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması, “fona devir” adı altında kıdem tazminatının sağladığı kısmi iş güvencesinin ortadan kaldırılması, Özel İstihdam Büroları aracılığı ile işçi simsarlığının önünün açılması, taşeron köleliğinin yasal bir çerçeveye kavuşturularak sürekliliğinin sağlanması bu diyetlerden bir kaçıdır.

Asgari ücret artışı üzerinden sermaye temsilcileri ve destekçileri kıyametler koparır iken, IMF veritabanı verilerine göre 2015 yılı için kişi başına aylık milli gelirin 2129 TL olacağı tahmin edilmektedir (http://www.imf.org/external/pubs/ft/weo/2015/02/weodata/index.aspx). Buna karşın 2016 yılı için öngörülen asgari ücret net 1300 TL’dir.

KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİRDEN ASGARİ ÜCRETLİ PAYINI ALAMADI

Bunun yanında asgari ücretin uzun gelişme seyrine bakıldığında 36 yıllık bir dönem için (1978 yılından bu yana) ekonomi (1978-2006 GSMH ve 2007 sonrası GSYİH) sabit fiyatlarla yaklaşık 4 kat, kişi başına düşen milli gelir 2,4 kat büyürken, asgari ücretin % 17’lik gelişme ile neredeyse yerinde saydığı görülmektedir.

Tablo 1. Reel Brüt Asgari Ücret – Kişi Başına Milli Gelir Karşılaştırması (1978=100)

dsk

1999 yılına kadar 1978 yılındaki ekonomik gücüne ulaşmayan asgari ücret, bu yılda ulaştığı düzeyi, yüksek enflasyon ortamında yaşanan iki krizle ciddi bir biçimde kaybetmiş, 1978 ve 1999 yılında ulaştığı seviyeye ancak 2004 yılında yeniden ulaşabilmiştir. 2005 yılından bu yana ise asgari ücret neredeyse yerinde saymaya devam etmiştir.

Hâlbuki asgari ücret kişi başına milli gelir oranında bir artış kaydetseydi bugün brüt 2142 TL, net 1690 TL olacaktı.

Diğer Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında en uzun çalışma sürelerine ve en az ücretli izin hakkına sahip olan işçiler Türkiyeli işçilerdir. Bununla birlikte ücretlerin en fazla baskı altında olduğu ülkelerden biri Türkiye’dir. Açlık ve yoksulluk sınırının altında sefalet ücreti olarak belirlenen asgari ücret, insanca yaşanacak bir ücret düzeyine getirilmelidir.

ASGARİ ÜCRET NET 1900 TL OLMALIDIR!

Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir 2015 yılı itibarıyla aylık 2129 TL’nin üzerindedir. 4 kişilik hane için işçilerin payına düşenin sadece birini talep etme en tabi hakkıdır. Hane başına milli gelirden düşen pay aylık en az 8 bin 516 TL’dir.

Ekonomik değerleri yaratan, tüm zenginliklerin kaynağı emektir. Ancak emeğe yarattığı zenginliklerden pay verilmemektedir. Asgari ücretteki artış 1977 yılından bu yana kişi başına milli gelir oranında artsaydı bugün yaklaşık net 1700 TL olacaktı.

DİSK-AR Beslenme Kalıbı üzerinden yaptığımız hesaplamalara göre 4 kişilik bir hane için açlık sınırı Kasım 2015 için bin 405, yoksulluk sınırı 4 bin 443 TL’dir. Asgari ücret için belirlenmesi gereken gerçek tutar aslında yoksulluk sınırının üzerindedir. Yoksulluğa mahkum eden ücrete asgari ücret denmez! Asgari ücretlinin İki kişi çalışmasına rağmen çocuklarını yoksulluğa mahkum etmemesi için kimi sosyal desteklerle birlikte en az 1900 TL şarttır!

Türkiye’de eğitimden sağlığa her şey AKP hükümeti döneminde paralı hale getirilmiş durumdadır. Bu nedenle asgari ücret için “sosyal haklar şart”. Asgari ücretle çalışanlar için elektrik, su, doğalgaz kullanımı asgari ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz olmalıdır. İşe gidiş gelişlerde ulaşım ücretsiz olmalıdır. Eğitimde hiçbir ad altında para alınmamalı, eğitimin okul dışı giderleri devlet tarafından karşılanmalı, sağlık tümüyle parasız olmalıdır. Çalışanların çocuklarını bırakabilecekleri kamusal parasız kreş şarttır. Tüm bu taleplerimizin yanında en önemli taleplerimizden biri de asgari ücretin belirlenme sürecinde işçi sınıfının söz hakkıdır!

Asgari Ücret Tespit Komisyonu yıllardır bir ortaoyununa dönmüştür. Asgari ücretin belirlenmesi süreci bir toplu pazarlık süreci olarak ele alınmalıdır. Görüşmeler kamuoyuna açık hale getirilmeli, anlaşmazlık durumunda işçilerin üretimden gelen güçlerini kullanabilecekleri yasal zeminler oluşturulmalıdır.

ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ

Araştırmada büyüme oranları için TÜİK 2007 yılı öncesi GSMH verileri ile GSYİH 2007 yılı sonrası verileri, kişi başına milli gelir için OECD, IMF ve TÜİK verileri, asgari ücret için ÇSGB asgari ücret istatistikleri esas alınmıştır. Enflasyon oranları için 1994 sonrası için 1994 yılı endeksi esas alınmış, daha önceki yıllar için ilgili dönem serileri kullanılmıştır. Reel asgari ücret verileri, enflasyon serisi ile asgari ücret artış oranlarının endekslenmesi ile oluşturulmuştur. 2014 yılı büyüme oranları ve kişi başına düşen milli gelir için IMF veritabanı, yıl sonu 12 aylık TÜFE ortalaması için TCMB beklenti anketi uygun ortalama verileri dikkate alınarak hesapladığımız değerler kullanılmıştır.