Adana Barosu’ndan İş Hukuku Semineri

14 Aralık günü Adana Barosu tarafından düzenlenen “İş Hukukunun Güncel Sorunları” başlıklı seminere DİSK Genel Sekreterimiz Arzu Çerkezoğlu da konuşmacı olarak katıldılar. Toplantıyı DİSK Tekstil İşçileri Sendikası Akdeniz Bölge Temsilciliğinden üyelerimiz de takip ettiler.

Arzu Çerkezoğlu’nun kıdem tazminatı fonu ve taşeron çalışmaya dair sendikaların yaklaşımını ele alan konuşmasının dışında alt işverenlik uygulaması ve özel istihdam büroları üzerine sunumlar da yapıldı.

adana tekstil

Genç avukatların yoğun katılımının olduğu toplantıda ücretli avukatlık konusu da tartışıldı.

Adana Barosu Başkanı Mengücek Gazi Çıtırık semineri açılış konuşmasında şu vurguları yaptı:

“Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO) Bağımsız-Özgür Sendikacılık ile iş güvencesini – çalışma güvencesinin olduğu çalışma hayatını sözleşmeye üye devletlerden istemektedir. ILO Sözleşmesinin 3. Maddesine göre: ‘ Sendikaların mutlaka işverenden, hükümetten ve kiliseden bağımsız olması gerektiğini’ düzenlemiştir. (…)

Toplumsal barışın ve huzurun sağlanmasında emek-sermaye ilişkileri önem taşımaktadır. Toplumsal barış; iş barışı ve ekonomik barış ile sağlanacaktır. Ayrıca sosyal devlet ilkesinin yaşama geçirilmesi ile de sorunlar bir nebze de olsa açılacaktır.

Ülkemizin işçi, emekli, yoksul, dar ve sabit gelirli nüfusu yaklaşık 34 milyon civarındadır. Bu kitlenin vereceği destek siyasi iktidarın belirlenmesinde önem taşımaktadır. Ayrıca, TBMM den çıkan yasaları emek lehine mi, yoksa sermaye lehine mi çıktığının ciddi takipçisi olmak gerekir.

12 Eylül darbesinin ürünü olan 2821 sayılı sendikal yasası 2822 sayılı toplu iş sözleşmesi grev lokavt yasalarının yerine Kasım 2012 de yürürlüğe giren 6356 sayılı sendikalar ve toplu iş sözleşmesi yasası almıştır. Bu yasa incelendiğinde ILO’nun kapsamında güvence altına alınan sendikal hak ve özgürlükler genişletilmek yerine daha da daraltılarak 12 Eylül’ün yasalarındaki temel parametreler korunmuştur. İş yeri, işletme ve meslek esaslı sendika kurulmasına izin verilmeyerek işkolu sendikacılığı esas alınmıştır. Böylelikle hiyerarşik ve merkezi yapılanma devam ederek toplumumuzda sayısal çoğunluk oluştan emekliler, çiftçiler, polisler, hakim, savcılar örgütlenme dışında kalmıştır.

Ülkemizdeki işletmelerin yüzde 85’ini 30 işçinin altında işçi çalıştıran yerler olduğundan böyle yerlerde sendikaya üye olduğundan dolayı işten çıkartılan çok sayıda işçi bulunmaktadır. Özelleştirmeler ve taşeronlaşma işçileri sendikasızlaşmasında büyük rol oynamaktadır. (…)

Emekçilerin işi görürken gerçekleşen bedensel ve ruhsal yıpranmalarının karşılığını kıdem tazminatı oluşturmaktadır. Taslağa göre kıdem tazminatı fonunda biriken meblağdan işçilerin istemeleri ancak fona 10 yıl para ödedikten sonra faydalanma hakkı tanınması ile kıdem tazminatına esas alınacak ücret olarak 1475 sayılı yasanın 14. Maddesinin 9. Fıkrasına göre son ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekirken işçinin adına prim yatırılmış olduğu son takvim yılının ortalamasının da alınması işçi aleyhine olacaktır.”