15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin yıl dönümünde Soma ile dayanışma eylemi

DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu’nda alınan karar doğrultusunda, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin yıl dönümünde Soma ile dayanışma eylemi gerçekleştirildi.

DİSK tarafından düzenlenen program çerçevesinde, DİSK üyesi sendikaların yönetici ve işyeri temsilcilerinin de aralarında yer aldığı büyük bir topluluk 16 Haziran 2014, Pazartesi günü Soma’da buluştular.

Sendikamızdan Genel Başkanımız Rıdvan Budak, Genel Yönetim Kurulu üyemiz M. Ali Utku, Söke Şube Başkanımız Cemal Poyraz, Bursa Şube Başkanımız Celal Çam başta olmak üzere Söke, Bursa ve İzmir’den işyeri temsilcilerimizden oluşan kalabalık bir heyet bu etkinliğe katıldı.

Soma’daki kardeş sendikamız Dev. Maden-Sen temsilciliği önünden başlayan bir yürüyüş yapıldıktan sonra, kent meydanında bir araya gelen DİSK üyelerine Somalı madencilerde katıldı.

DİSK Genel Başkanı Kani Beko, burada bir konuşma yaparak, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi ve Somada yaşananlar karşısında alınması gereken tutumu dile getirdi. Konuşmanın tamamı aşağıda sunulmuştur.

Yapılan bu konuşmadan sonra DİSK heyeti, topluca maden faciasında iş cinayetine kurban giden madencilerin mezarlarını ziyaret ettiler.

15-16-haziran

DCIM100MEDIA

DCIM100MEDIA

DCIM100MEDIA

DCIM100MEDIA

15-16 Haziran direnişinin 44. Yıldönümünde gerçekleştirilen Soma ziyaretinde DİSK Genel Başkanı Kani Beko’dan basın açıklaması

15-16 Haziran direnişinin 44. Yıldönümünde gerçekleştirilen Soma ziyaretinde  DİSK Genel Başkanı Kani Beko’nun basın açıklaması:

15-16 Haziran’ın ışığında iş cinayetlerine ve taşerona direniyoruz. 15-16 Haziran 1970 işçi sınıfının masaya vurup “Artık yeter” dediği gündür.

Bundan 44 yıl önce DİSK’i kapatmak isteyen siyasi iktidara karşı işçi sınıfı ayağa kalkmıştır.

İstanbul’da yüzlerce fabrikada iş bırakan on binlerce işçi kentin sokaklarına akmıştır.

Direniş ülkenin diğer kentlerine de yayılmış, şarteller inmiş, işyerleri, fabrikalar boşalmış, meydanlar işçilerle dolmuştur.

15-16 Haziran 1970’de işçiler önlerine çıkan tankları, barikatları bir bir aşarak DİSK’e sahip çıkmıştır.

Çünkü işçiler bilmektedir ki DİSK’e sahip çıkmak, ekmeğine sahip çıkmaktır, geleceğine sahip çıkmaktır, onuruna sahip çıkmaktır.

Çünkü DİSK iktidardan ve sermayeden icazet beklemeyen bir işçi örgütüdür.

DİSK’in kapatılması, işçi sınıfını teslim almak anlamına gelecektir.

Bundan 44 yıl önce bugünlerde işçiler, DİSK’in kapatılmasını isteyen fermanı yırtıp atmıştır.

Bugün tarihimize sahip çıkarak geleceğimize, çocuklarımıza güvenceli çalışacakları ve insanca yaşayacakları bir ülke bırakma günüdür. Gün işçi sınıfının yeniden masaya yumruğunu vurma günüdür. Çünkü bugün işçi sınıfı taşeron köleliğine ve iş cinayetlerine karşı örgütsüz, tepkisiz, çaresiz bırakılmak istenmektedir.

2014 yılının daha ilk beş ayında en az 810 işçi çalışırken aramızdan ayrılmıştır.
Soma’da 301 işçi kardeşimizin öldüğü katliamın dışında her gün en az 3 işçi yaşamını yitirmektedir. Bu insanlar ölmek için değil yaşamak için, çocuklarını yaşatmak, onlara güzel bir gelecek sunmak için çalışmaktadır.

810 işçi kardeşimizin ölümü gerekli tedbirler alınarak önlenebilecek ölümlerdir. İşte bu nedenle işçi kardeşlerimizin ölümüne kaza demek, kader deyip geçmek mümkün değildir. Maliyeti düşürmek için önlenmeyen her ölümün adı bize göre cinayettir! Ve Türkiye’de bu cinayetlerin bir cezası yoktur.
Her yıl 1000’in üzerinde işçinin öldüğü bir ülkede hapishanelerde kaç patron vardır? Gerekli denetimleri yapmayan kaç kamu görevlisi hesap vermiştir? En son Soma’daki katliamın ardından asıl işveren TKİ yöneticiler ve doğrudan sorumluluğu olan Bakanlar ne istifa etmiş, ne görevden alınmıştır! Bu ülke cinayet işleyenlerin ve onlara yataklık edenlerin hesap vermediği bir ülke haline gelmiştir.

Bu cinayetlerin ortamını hazırlayan ise taşeron sistemidir, işçilerin güvencesiz, sendikasız çalıştırılmasıdır.

Yıllardır “taşerona müjde” vaatleri ile işçileri oyalayan AKP hükümeti bugünlerde meclise yeni bir yasa getirmektedir. Maalesef bu yasa taslağında da taşeron köleliğine son vermek bir yana, taşeron sistemini yaygınlaştıracak düzenlemeler bulunmaktaydı.

Üç konfederasyonun ortak itirazı ile bu düzenlemeler büyük oranda yasadan çıkarılmıştır. Ancak taşeron köleliği yerinde durmaktadır. AKP iktidara geldiğinde taşeron işçi sayısı 387 bin iken bugün 2 milyonu aşkın rakamlardan bahsedilmektedir. Bu o kadar kuralsız bir çalıştırma biçimidir ki taşeron işçi sayısını, Türkiye’yi yönetenler bile bilmemektedir. İşçi sağlığı ve güvenliği alanının dahi taşerona devredildiği bu ülkede yasa dışı, insanlık dışı bir taşeron cumhuriyeti kurulmaktadır.

Madenlerde ve diğer tüm iş kollarında taşeron çalışma kölelik demektir, ölüm demektir. DİSK işçilerin keyfi, kuralsız bir şekilde çalıştırıldığı taşeron köleliğine bir son verilmesini, taşeronlaşmanın tümüyle yasaklanmasını istemektedir.

İşçi sınıfı örgütlendiğinde taşeron köleliğinin ve iş cinayetlerini dayatmak mümkün olmayacaktır. Bu nedenle işçilerin sendikalı olma ve sendikasını seçme hakkı baskı altına alınmaktadır. 12 Eylül darbecilerinin getirdiği işkolu barajlarını, grev yasaklarını mevcut hükümet de korumaktadır. Ve bu barajlar, bu yasaklar işçi sınıfına ölüm ve köleliği dayatmaktadır. Her yüz işçiden beşi sendikalı olduğu için işçiler ölmektedir, işçiler taşerona mahkum edilmektedir.

Sadece yasaklarla değil bin bir türlü yasa dışı yöntemle işçilerin örgütlenmesi, özellikle de DİSK’li olması engellenmek istenmektedir. Sendikalı işçiler işten atılmakta, işverenler işçilerin e-devlet şifrelerini çalmakta, bu hukuksuzluklara göz yumulmaktadır.

İşte tüm bu nedenlerle bugün 15-16 Haziran ruhuna ihtiyacımız vardır. Bundan 44 yıl önce işçi sınıfı tüm engelleri, barikatları aşarak örgütlenme hakkına ve DİSK’e sahip çıktı ise bugün de aynı şekilde o barajları, o yasakları mutlaka aşacaktır.
DİSK’i kuran işçi sınıfıdır! DİSK işçi sınıfının eseridir! DİSK’i var eden 15-16 Haziran’lardır.

Bugün de kıdem tazminatının kaldırılması, taşeronlaştırma, asgari ücret gibi konularda sesini yükselten, sokaklara çıkan, dik duran sendikal konfederasyon DİSK’tir.

İnsanca yaşamak, insanca çalışmak isteyen milyonlarca işçi için gün örgürtlenme günüdür. Gün mücadele günüdür. Gün icazetli sendikacılığa karşı DİSK’te birleşme günüdür!
Gün, 15-16 Haziran 1970’teki kararlılığı gösterme, “İnadına sendika, inadına DİSK” diye haykırma günüdür!