“1 Bakan maaşı = 17 asgari ücret ama onlar hala aç!”

DİSK Genel Başkanı Kani Beko’nun 26 Aralık 2013’te ÇGSB önünde asgari ücrete ilişkin yaptığı basın açıklaması:

Milyonlarca işçiyi ve ailesini ilgilendiren 2014 asgari ücreti, bugün bu kapılar ardındaki toplantıda belirleniyor.  Hükümet programı doğrultusunda işçinin günlük çalışma ücretine yaklaşık 1 liralık bir zam öngörülüyor.

Bu zammın ardından atılacak nutukları artık ezberledik. Her sene açlık sınırının altında asgari ücret belirleyip sonra da “İşçiyi enflasyona ezdirmedik” derler. Açlık sınırının altında bir ücretin, toplumsal bir cinayet olduğunu söylediğimizde yanıtları hazırdır: “Daha fazlasını vermeyi tabii isteriz ancak ekonomik gerçekler elvermiyor” diye nutuk atarlar.

Artık bu nutukların son kullanma tarihi geçti.

Çünkü işçiyi sefalete ikna etmek için ekonomik gerekçeler öne sürenlerin ayakkabı kutularından milyonlar çıktı. Her gün ekonomik büyüme mucizesini anlatırlarken neyi kastettiklerini işçiler bir kez daha gördü. Büyüyen bir avuç azınlığın serveti iken, asgari ücretli milyonlarca işçinin tanıklık ettiği tek mucize, açlık sınırının altında bir ücretle yaşamını sürdürmeyi başarmak.

Evet milyonlar açlık sınırının altında bir asgari ücretle çalışıyor! DİSK’in hesaplamalarına göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 1121 lira. İşçi ailesiyle beraber tüm gelirini beslenmeye ayırdığında bugünkü asgari ücret, asgari gıda ihtiyacının bile %75’ini karşılayabilmektedir. Yani bir ayın dört haftanın üçünde karnını doyabilen aile son hafta açlığa mahkum edilmektedir. Bunun adı cinayettir!

Barınma, ısınma, eğitim ve sağlık gibi tüm ihtiyaçların karşılandığı insan onuruna yakışan bir ücret, bugünkü asgari ücretin 4 katından bile fazladır.

Devletin resmi istatistik kurumu TÜİK’in yoksulluk sınırını temel alarak yaptığı hesaplamalara göre ise asgari ücretin en az 1205 lira olması gerekiyor. Ancak bu ülkenin Başbakanı tüm bunlara kulaklarını tıkayarak, asgari ücretlinin kendi dönemlerinde üç öğün simit yiyerek beslenebildiği ile övünebiliyor.

Aylık maaşı asgari ücretin 17 katı olan bir bakan, “800 TL ile bal gibi geçinilir” diyebiliyor. İşçilerin 800 lira ile geçinmesini, çocuklarına bir gelecek sunabilmesini bekleyenlerin oğullarına belli ki asgari ücretin 17 katı bile yetmiyor!

Milyonlar açlık sınırının bile altında bir ücretle çalışıyor çünkü birilerinin servetinin katlanması, ayakkabı kutularının dolması gerekiyor. Bu yüzden ekonomik büyüme işçinin cüzdanına uğramıyor.

Rakamlar açık. Ekonomik büyüme ve kişi başına düşen milli gelir artışı yansısa asgari ücretin 1634 lira olması gerekiyor. Aradaki fark nerede derseniz; o fark birilerinin hanlarında, hamamlarında, birilerinin gemiciklerinde, birilerinin ayakkabı kutularında!

 Milyonlar açlık sınırının bile altında bir ücretle çalışıyor çünkü asgari ücret tespit süreci dediğimiz şey tam anlamıyla bir ortaoyunudur.

Bu ülkede 16 milyon ücretli çalışanın %44’ü asgari ücretle çalışmaktadır. Kayıtdışı ve güvencesiz çalışanları, yani asgari ücrete bile erişemeyen milyonları düşündüğümüzde tablo daha net ortaya çıkmaktadır. Milyonlarca insanın yaşamını doğrudan belirleyen bu komisyonda işçi, işveren ve hükümet temsilcilerden oluşan 15 kişi vardır ama işçi temsilcileri de dahil tek bir asgari ücretli yoktur.

Patronlar cephesini temsil eden TİSK ve Türkiye’nin en çok taşeron işçisini çalıştıran en büyük işvereni olarak toplantıya katılan hükümet komisyonda çoğunluğu temsil etmektedir. İşçi kesiminin temsiliyeti ise sadece Türk-İş’ten 5 üye ile sınırlıdır. İşte bu nedenle ortaoyunundan başka bir şey olmayan Komisyon toplantılarında alınan kararlar baştan gayrimeşrudur. Milyonlarca işçiyi ve aileleri ile birlikte 20 milyon kişiyi doğrudan etkileyen bir kararın bu şekilde alınması antidemokratiktir.

Konfederasyonumuz bu sefaletin ve ortaoyununun son bulması için mücadeleye devam edecektir.

DİSK’in asgari ücretle ilgili talepleri şunlardır:

 1.         Asgari ücret, işçinin ailesi ile birlikte tüm zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde, insan onuruna yakışan bir düzeyde ve demokratik yöntemlerle tespit edilmelidir.

2.         Asgari Ücret Tespit Komisyonu lağvedilmeli, asgari ücretin belirlenmesi süreci bir toplu pazarlık süreci olarak ele alınmalıdır.

3.         Görüşmeler kamuoyuna açık hale getirilmeli, anlaşmazlık durumunda işçilerin üretimden gelen güçlerini kullanabilecekleri yasal zeminler oluşturulmalıdır.

4.         Asgari ücretin herkese bölge, yaş, işkolu vb. ayrımı yapılmaksızın aynı oranda belirlenmesi esas alınmalı, bölgesel asgari ücrete uygulanması yolundaki girişimlerden uzak durulmalıdır.

5.         Asgari ücret gelir dağılımını düzenleyici yönde belirlenmeli ve ekonomik büyümeden pay almalıdır.

6.         Asgari ücretlinin geçim haddi ile enflasyon arasındaki uyumsuzluğun yoksullaştırıcı etkisi göz önüne alınarak, enflasyon verilerinde temel harcama kalemleri dikkate alınmalı, TÜFE sepeti emek örgütlerinin katılımı ile belirlenmeli ve denetlenmelidir.

7.         Asgari ücretle çalışanlar için elektirik, su, doğalgaz kullanımı asgari ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz olmalıdır.

8.         Sabah 6.00-9.00 ile akşam 18.00-21.00 saatleri arasında ulaşım parasız olmalıdır.

9.         Eğitimde hiçbir ad altında para alınmamalı, eğitimin okul dışı giderleri devlet tarafından karşılanmalı, sağlık tümüyle parasız olmalıdır.

10.      Asgari ücretliden vergi alınmamalıdır.