Kıdem tazminatı hakkımıza sahip çıkıyoruz!

15-16 Haziran 1970, Büyük İşçi Direnişi’nin 47. Yılı nedeniyle konfederasyonumuz DİSK tarafından 15 Haziran 2017 tarihinde ülke genelinde etkinlikler düzenlendi.

İstanbul’daki etkinlik, Kadıköy’deki Yoğurtçu Parkı’nda gerçekleştirildi. Genel Sekreter Dr. Arzu Çerkezoğlu, Yönetim Kurulu üyesi Kamber Saygılı, CHP Parti Meclisi Üyesi Kadir Gökmen Öğüt ile Sendikaların yöneticileri ve işyeri temsilcilerinin katıldığı etkinlikte hazırlanan ortak bildiri okundu.

DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Adil Çiftçi tarafından okunan bildiride şunlara değinildi:

· Türkiye işçi sınıfının şanlı direnişi, 15-16 Haziran Direnişi’nin üzerinden 47 yıl geçti. DİSK’in kapısına barajlarla kilit vurmak isteyen hükümete ve sermaye sınıfına karşı işçiler bir olarak, dayanışmayla bu girişime hayır dediler. Kanun, büyük işçi direnişinin etkisiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.
· 15 Temmuz 2016’daki karanlık darbenin ardından ilan edilen OHAL ve OHAL’e dayanılarak çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK), işçi sınıfının sendikal haklarına, tarihsel kazanımlarına ve iş güvencesine yönelmiştir.
· Bugün Türkiye’de işçilerin greve çıkması yasaktır. Çünkü grevler başlamadan Bakanlar Kurulu’nun grev erteleme kararı yazılır hale gelmiştir.
· Taşeron işçiliğini ortadan kaldırmayı ve şirket işçilerine devlet kadrosu vermeyi seçim vaadi yapan siyasi iktidar seçim sonrasında ipe un sermektedir. Hükümet bu vaadi işçi sınıfının hafızasından silmeye uğraşmaktadır.
· Hükümet OHAL’i fırsat bilerek işçilerin kazanılmış tüm haklarına saldırırken kıdem tazminatına da gözünü dikmektedir. 1936’dan bugüne Türkiye işçi sınıfının ilmek ilmek örerek bugünlere getirdiği kıdem tazminatı, fon uygulamasıyla kuşa çevrilmek istenmektedir.
· Özetle;

Bu ülkede işçiler taşeron işçilik, kiralık işçilik gibi adlar altında köleliğe mahkum ediliyor.

Bu ülkede geçen yıl 56’sı çocuk 1970 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

Bu ülkede işsizlik 7 milyona ulaştı; işsizlik sigortası fonu ise patronlara peşkeş çekiliyor.

Bu ülkede KHK’lar ile haklarında hiçbir yargı kararı bulunmayan kamu çalışanları ve kayyum atanan belediyelerdeki işçiler hukuk dışı biçimde işlerinden edildi; gidecek mahkemeleri bile yok.

Bu ülkede işçiler açlığa ve yoksulluğa mahkum edilirken hak aramak da yasaklandı. Bu ülkede grev hakkı, Bakanlar Kurulu kararlarıyla gasp ediliyor. Bu ülkede işçilerin sendikalı olma ve sendikasını seçme hakkı kısıtlanıyor.

Bu ülkede sadece emek değil, doğa da sermayenin yağmasının hedefi oluyor. Kıyılarımıza, meralarımıza, derelerimize, ormanlarımıza, zeytinlerimize göz dikiliyor.

Artık yeter! Bizler OHAL’in kaldırılmasını; ülkenin kanun hükmünde kararnamelerle yönetilmesine son verilmesini istiyoruz.

OHAL nedeniyle işlerinden edilen işçi ve kamu çalışanları için evrensel hukuk ilkeleri ve masuniyet karinesinin geçerli kılınmasını istiyoruz.

İşçi sınıfı sendikal haklar alanında evrensel sendikal haklara saygı gösterilmesini; grev erteleme uygulamasına son verilmesini istiyor.

Kıdem tazminatı fonu kurma girişiminden vazgeçilmesini; tüm işçilerin kıdem tazminatından yararlanması için süre koşulunun kaldırılmasını ve tazminata devlet güvencesi sağlanmasını istiyoruz.

Taşeron şirket işçilerine güvenceli devlet işçiliği kadrosunun verilmesini talep ediyoruz.

Hükümeti tazminatı değil taşeronluğu kaldırmaya davet ediyoruz.

Devletin fermanlarıyla değil eşitlikçi, özgürlükçü, laik, demokratik, sosyal bir Anayasa’nın güvencesi altında yaşamak ve çalışmak istiyoruz.

15-16 Haziran’ın 47 yıl öncesinden yaydığı ışıkla Türkiye işçi sınıfını birlik ve dayanışma içinde mücadeleye çağırıyoruz.

YAŞASIN İŞÇİLERİN BİRLİĞİ, YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ!

İNADINA SENDİKA, İNADINA DİSK!