GAZİANTEPLİ İŞÇİLER BİRLEŞELİM, ZORU BİRLİKTE AŞALIM!

antep

2017 yılında artık nefes almak, ekmeğimizi büyütmek istiyoruz

Birleşelim, örgütlenelim kendi geleceğimizi belirleyelim

Değerli Basın Emekçileri, Dostlarımız;

2016 yılı ülkemiz büyük siyasi bunalımlara, gerilimlere, çatışmalara tanık olmuştur. Bunlarla birlikte ülkemizin ekonomisi de çok ciddi tehlike sinyalleri vermektedir.

Bugün hangi televizyon veya radyo kanalını açsak, hangi haber sitesine gazeteye veya dergiye baksak ekonomideki sorunlara ilişkin başlıkları, tartışmaları görmekteyiz.

Biz işçiler açısından hayat sade ve basit hesaplara dayanmaktadır.

Büyük çoğunluğumuzun ortak derdi çalışabilecek bir iş bulabilmek, ailemizin karnını doyuracak, başını bir çatının altında tutabilecek, çocuğumuzu okutabilecek kadar ücret kazanmaktan ibaret hale gelmiştir.

Değerli arkadaşlar;

Sizlerin de büyük ölçüde bilgi sahibi olduğunuz, en az bizler kadar sıkıntısını yaşadığınız genel sorunların hepsini burada anlatmanın çok fazla yararı olmayacağını farkındayız.

Burada kısaca özellikle Gaziantepli işçiler ve temsilcileri olarak birkaç başlıkta öncelikli sorunlarımızı dile getirmek istiyoruz.
Bu sorunların ilk başında kentimizde resmi kayıtlara göre 318 bini aşkın Suriyeli sığınmacı bulunmaktadır. Çevre illerle birlikte düşünüldüğünde bölgemiz toplam Suriyeli sığınmacıların yarısından fazlasını barındırmaktadır. Suriyeli kardeşlerimizin büyük çoğunluğu her şeylerini geride bırakarak ülkemize sığınmışlardır.

Çaresiz kalan Suriyeli sığınmacılar fırsatçılar tarafından kayıtdışı veya kaçak çalıştırılmaktadır. Bunun sonucunda;

1) Kendi vatandaşlarımız işsiz kalmakta, açlığa mahkûm olmaktadır.

2) Suriyeli sığınmacılar karın tokluğuna, kölelik koşullarında çalıştırılmaktadır.

3) Devlet vergi ve sigorta primi gibi kayıpları nedeniyle dolaylı vergileri, sırtımızdaki yükleri artırmaktadır.

4) Aynı işi kayıtlı şekilde yapan işyerleri haksız rekabet koşulları yüzünden kapanma noktasına gelmekte, işçiler işsiz kalmaktadır.

Bütün bunları en ağır yaşayan şehir olarak Gaziantep, artık işsizliği, yoksullaşmayı taşıyamayacak bir noktaya gelmiştir.

Değerli dostlarımız;

Sorunumuz yalnızca Suriyeli sığınmacıların kayıtdışı veya kaçak işçi çalıştırmasıyla sınırlı değildir.

İşlerini kendileri yapmak yerine taşerona vermeye başlayan şirketler de aslında kayıtdışı, kaçak işçi çalıştırmayı teşvik etmektedir. Taşeronların önemli bir kısmı Suriyeli sığınmacıları kendi vatandaşlarımızı kuralsız çalışmaya mahkum etmenin gayreti içindedir.

Kuralsızlık yalnızca uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, sigortasızlık, güvencesizlik değil aynı zamanda her türlü iş kazası, iş cinayeti gibi doğrudan çalışanlara; çevre kirliği, üretim kalitesinde düşme, tehlikeli ürün gibi herkesi etkileyen zararlara da kapı aralamaktadır. Uluslararası şirketler bu nedenlerle siparişlerini kesmektedir. Kısa vadede birileri zengin olacak diye ülkemiz telafisi olmayan olumsuzlarla karşılaşmaktadır.

Değerli arkadaşlar;

Karnını zor doyuran işçilerin Dolarla tasarruf etme lüksü yoktur. Ama istesek de istemesek de Doların günlük hayatımızı çok etkilediği açıktır.

Bir yandan artan enflasyon diğer taraftan Doların yükselişi hepimizi daha fazla borçlu hale getirirken aynı zamanda daha da yoksullaştırmaktadır.

Ayakta kalabilmek için çoğumuz, borcu borçla çevirmek zorundadır. Gelirimizin geçimimize yetmediği açıkken, bir de zorunlu bireysel emeklilik kesintisi yapmak adil değildir.

Üzerimizde onlarca çeşit dolaylı vergi, asgari ücretten bile alınan yüksek gelir vergisi, sigorta kesintileri varken ücretimizden yeni bir kesinti ekmeğimizin daha da küçülmesinden başka sonuç yaratmayacaktır.

Özel sigorta şirketleri kazançlarını artırsın diye insanlardan kesinti yapılmamalıdır. Eğer halkımızın tasarruf gücü yoksa ilk yapılması gereken gelirini zorla almaya kalkmak değildir. Tam tersine işçinin tasarruf edebilecek kadar gelir kazanmasını sağlamaktır.

Değerli arkadaşlar;

Son olarak önceki gün ilk görüşmeleri başlayan 2017 yılı için uygulanacak asgari ücret konusuna değinmek istiyorum.
Hepimiz haberlerde izledik, toplantıda ortaya konan görüşler birbirinden çok ters noktalardadır. İşveren kesimi açık biçimde sıfır zam önermektedir. Hükümet de neredeyse aynı şeyi söylemektedir. İşçi kesimi adına toplantıya katılanların önerisi ise 1.600 TL’dir.

İşveren tarafı 2016 yılı içinde çok fazla maliyet artışı olduğunu ileri sürerken almış olduğu teşviklerden, ücretlerin enflasyonla, Dolar kuruyla erimesinden hiç söz etmemektedir.

İşçilerin yüzde 50’den fazlasının asgari ücret aldığı bir ülkede, asgari ücrette artış yapılmaması hiç tartışmasız milyonlarca insanın yoksullaşması anlamına gelecektir. Bu koşullarda bırakın tasarruf etmeyi, insanlarımız kısıtlı zorunlu harcamaların dışında harcama da yapamayacağı için ekonomi de tıkanacaktır.

İşçiler yalnızca üretenler değil aynı zamanda tüketenler olarak ekonominin en önemli dişlisidir. Bu dişlinin takılması geçmiş yıllarda olduğu gibi bütün ülkemize zarar verecek sonuçlara yol açabilir.

Bu nedenle asgari ücretin artışı düşünüldüğünden çok daha büyük önem kazanmıştır.

Değerli arkadaşlar;

Gaziantep uzun yıllardır iplikten giysiye uzanan her alanda çok değerli sanayi tesislerine, yetişmiş büyük bir işgücüne sahiptir. Büyük bir ihracat merkezidir.

Suriye’deki iç savaşın başlangıcından bu yana, Gaziantepli tekstil, hazır giyim işçilerinin yüzleri hiç gülmemiştir. Yukarıda genel olarak saydığımız sorunları fazlasıyla yaşayan Gaziantep işçisi 2017 yılında artık rahat bir nefes almak, çalışabileceği bir iş bulmak ve ekmeğini büyütmek istemektedir. Acil ve ağır sorunlarına çözüm bulunmasını beklemektedir.
Bunun için elbette Anayasamızda yazıldığı şekliyle “sosyal hukuk devleti”ne düşen görevler vardır. Bunlar yerine getirilmelidir.

Yeterli midir? Elbette hayır.

Asıl adım atması gereken bizzat işçi kardeşlerimizin kendisidir. Eğer biz kendi davamıza, ekmeğimize, hakkımıza sahip çıkmazsak hayal kırıklığı içinde beklemeye devam ederiz.

İşçiler daha iyi çalışma koşulları, daha iyi ücret, daha iyi yaşam istiyorlarsa yüzlerce yıldır yaptıkları gibi önce kendileri birleşeceklerdir.

Hayatlarını doğru yöne götürmek için birlikte olmak da yetmemektedir.

İşçilerin kendi sözlerinin geçtiği, hakkıyla temsil edildiği, sorunlarını birlikte tartıştığı ve çözümü birlikte bulduğu, birlikte kararlaştırıp, birlikte yürüdüğü bir sendikaya ihtiyaçları vardır.

Tekstil İşçileri Sendikası tam 51 yıldır bütün bunları içinde barındıran, yaşayan ve yaşatan bir örgüttür.

Gelin kendi evinizde, kendi sendikanızda birleşin. Zoru birlikte aşalım.

Geleceğimizi elbirliği ile kendimiz belirleyelim.

Bize yoksulluğu, kayıtdışılığı, güvencesizliği dayatanların karşısına birlikte dikilelim.

Hakkımızı birlikte savunalım. Ne bu ülkenin vatandaşları olarak bizlerin ne de Suriyeli sığınmacıların hor görülmesine izin vermeyelim.