DİSK-AR: Büyüme yansısaydı asgari ücret 1634 TL olacaktı

  • ASGARİ ÜCRETLİ KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİRDEN PAYINI ALAMADI
  • 35 SENEDE EKONOMİ 3,8 KAT, KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR 2,4 KAT BÜYÜRKEN ASGARİ ÜCRET NEREDEYSE YERİNDE SAYDI
  • ASGARİ ÜCRETLİ KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİRDEKİ ARTIŞINDAN KENDİNE DÜŞEN PAYI ALSAYDI ÜCRETİ NET 1634 TL OLACAKTI.
  • Bir ekonominin gelişmişlik düzeyinin tek belirleyeni o ülkenin bir yıl boyunca ürettiği mal ve hizmetlerin oranındaki artış olarak kabul edilmektedir. Halbuki odaklanılması gereken en önemli mesele üretilen değerin nasıl paylaşıldığıdır. Bunun temel belirleyenlerinden biri kişi başına düşen milli gelir ile ücretler arasındaki ilişkideki eğilimin yönüdür. Eğer bir ülkede üretilen değerin miktarındaki artış ile ücretlerdeki artış arasındaki makas açılıyorsa bu durum sömürünün artığını, üretilen değerin belli ellerde toplandığını bize göstermektedir. Son günlerde gündeme taşınan yolsuzluklar bu bağlamda da ele alınmalıdır. Nitekim kamu kaynaklarının emekçilerin yaşam düzeylerini yükseltmeye değil, büyük para ve mal sahiplerinin zenginleşmesi için kullanılması 2014 yılı bütçesinin temel karakterini oluşturmaktadır. Son yıllarda giderek artan teşvikler, prim destekleri ve vergi indirimleri kamu bütçesini adeta bir sermaye kesimlerine kaynak transfer aygıtı haline getirmiştir. AKP hükümetinin her türlü yolsuzluğu meşrulaştırma ve her türlü denetim aygıtını kendi kontrolüne alma çabası yine emekçilerin milli gelirden aldıkları payı sınırlandıran unsurlardır.
  • Kişi başına düşen milli gelir ile asgari ücretin gelişim seyri bu sürecin nasıl işlediğini gösteren iyi bir örnektir.

    İşveren ve sermaye temsilcilerinin belirleyiciliği altında alınan Asgari Ücret Tespit Komisyonu kararlarında, enflasyon hedefleri esas alınmakta, işçilerin geçim düzeyi ihmal edilirken, ekonomik gelişme bu kararlara yansıtılmamaktadır. Dolayısı ile ekonomik refahın paylaştırılması açısından en önemli araçlardan biri durumunda olan asgari ücret, ciddi bir baskı altındadır.

    2005-2013 yılları arasında, brüt asgari ücrette reel gelişmenin 2013 tahminleri ile birlikte sadece % 7,8 düzeyinde kalacağı beklenirken, aynı dönem için ekonomik büyümenin % 24 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu hesapla sadece 2005 yılından bu yana kişi başına milli gelirdeki büyümenin asgari ücrete yansıtılmamasının işçilere bedeli aylık net 101 TL’lik gelir kaybıdır. Yani asgari ücretlinin ürettiği değerden aldığı pay azalmış, sömürü artmıştır.

    KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİRDEN ASGARİ ÜCRETLİ PAYINI ALAMADI

    Bunun yanında asgari ücretin uzun gelişme seyrine bakıldığında 35 yıllık bir dönem için (1978 yılından bu yana) ekonomi (1978-2006 GSMH  ve 2007 sonrası GSYİH) sabit fiyatlarla 3,8 kat, kişi başına düşen milli gelir 2,4 kat büyürken, asgari ücretin % 12’lik gelişme ile neredeyse yerinde saydığı görülmektedir.

    Tablo-  Reel Brüt Asgari Ücret – Ekonomik Büyüme Karşılaştırma (1978=100)

    asgariucret

    1999 yılına kadar 1978 yılındaki ekonomik gücüne ulaşmayan asgari ücret, bu yılda ulaştığı düzeyi, yüksek enflasyon ortamında yaşanan iki krizle ciddi bir biçimde kaybetmiş, 1978 ve 1999 seviyesine ancak 2004 yılında yeniden ulaşabilmiştir. 2005 yılından bu yana ise asgari ücret neredeyse yerinde saymaya devam etmektedir.

    Hâlbuki asgari ücret kişi başına milli gelir oranında bir artış kaydetseydi bugün brüt 2076 TL, net 1634 TL[1] olacaktı. Asgari ücreti geçtiğimiz yıllarda kriz nedeniyle yüzde 22 düşüren Yunanistan’daki rakam bu haliyle bile neredeyse Türkiye’dekinin iki katıdır. Yunanistan’da asgari ücret 20 Aralık 2013 tarihli TCMB döviz kuru verileri üzerinden yaptığımız hesaplamaya göre brüt 1949 TL’dir.

    Diğer Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında en uzun çalışma sürelerine ve en az ücretli izin hakkına sahip olan işçiler Türkiyeli işçilerdir. Bununla birlikte ücretlerin en fazla baskı altında olduğu ülkelerden biri Türkiye’dir. Açlık ve yoksulluk sınırının altında sefalet ücreti olarak belirlenen asgari ücret, insanca yaşanacak bir ücret düzeyine getirilmelidir.

    YAĞMA DEĞİL, ADİL BÖLÜŞÜM

    Ekonomik büyüme, ekolojik dengeyi tahrip eden, toplumsal kaynakların yağmalandığı, gelir dağılımının bozulduğu, işsizliğin kalıcılaştığı bu biçimiyle sürdürülmeye çalışıldıkça, insani ve sosyal gelişme açısından karşılaşılan olumsuz tablo derinleşecektir. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik İndeksine göre Türkiye, insani gelişmişlik açısından 187 ülke içerisinde 90. sıradadır. Oysa dünyanın en büyük ekonomisine sahip ilk 17 ülke arasında olmaktan gurur duyulmaktadır. İran, Rusya, Sırbistan ve Suudi Arabistan’dan insani gelişmişlik anlamında geri olmamız bu tabloya karşın nasıl açıklanabilir.

    Ekonomi, zenginliğin ve kaynakların adilce bölüşüldüğü, çevreye duyarlı, insana yakışır bir çalışma yaşamının hâkim olduğu bir biçimde inşa edilmelidir, yoksa servetin birilerinin elinde hızla toplandığı, çalışma koşullarının ağırlaştığı, çevrenin tahrip edildiği, haksızlıklar üzerine yükselen bir modelle değil.

    ASGARİ ÜCRET YÜKSELMELİ

    Asgari ücret, işçinin ailesi ile birlikte gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir. Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre, sigortalı ücretlilerin yaklaşık yarısı asgari ücret düzeyinde gelire sahip. Asgari ücret zammı aileleri ile birlikte 20 milyon kişiyi doğrudan etkiliyor.

    Asgari ücretin, bir işçinin ailesi ile birlikte asgari olarak temel ihtiyaçlarını karşılayacak, işçiyi kimseye muhtaç etmeyecek bir düzeyde belirlenmesi ve sefaletin son bulması için;

    1. Asgari ücret, işçinin ailesi ile birlikte tüm zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde, insan onuruna yakışan bir düzeyde tespit edilmelidir.
    2. Asgari Ücret Tespit Komisyonu lağvedilmeli, asgari ücretin belirlenmesi süreci bir toplu pazarlık süreci olarak ele alınmalıdır.
    3. Görüşmeler kamuoyuna açık hale getirilmeli, anlaşmazlık durumunda işçilerin üretimden gelen güçlerini kullanabilecekleri yasal zeminler oluşturulmalıdır.
    4. Asgari ücretin herkese bölge, yaş, işkolu vb. ayrımı yapılmaksızın aynı oranda belirlenmesi esas alınmalı, bölgesel asgari ücrete uygulanması yolundaki girişimlerden uzak durulmalıdır.
    5. Asgari ücret gelir  dağılımını düzenleyici yönde belirlenmeli ve ekonomik büyümeden pay almalıdır.
    6. Asgari ücretlinin geçim haddi ile enflasyon arasındaki uyumsuzluğun yoksullaştırıcı etkisi göz önüne alınarak, enflasyon verilerinde temel harcama kalemleri dikkate alınmalı, TÜFE sepeti emek örgütlerinin katılımı ile belirlenmeli ve denetlenmelidir.
    7. Asgari ücretle çalışanlar için elektirik, su, doğalgaz kullanımı asgari ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz olmalıdır.
    8. Sabah 6.00-9.00 ile akşam 18.00-21.00 saatleri arasında ulaşım parasız olmalıdır.
    9. Eğitimde hiçbir ad altında para alınmamalı, eğitimin okul dışı giderleri devlet tarafından karşılanmalı, sağlık tümüyle parasız olmalıdır.
    10. Asgari ücretliden vergi alınmamalıdır.

     

    ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ

    Araştırmada büyüme oranları için TÜİK 2007 yılı öncesi GSMH verileri ile GSYİH 2007 yılı sonrası verileri, kişi başına milli gelir için OECD ve TÜİK verileri, asgari ücret için ÇSGB asgari ücret istatistikleri esas alınmıştır. Enflasyon oranları için 1994 sonrası için 1994 yılı endeksi esas alınmış, daha önceki yıllar için ilgili dönem serileri kullanılmıştır. Reel asgari ücret verileri, enflasyon serisi ile asgari ücret artış oranlarının endekslenmesi ile oluşturulmuştur. 2013 yılı büyüme oranları ve Aralık ayı 12 aylık TÜFE ortalaması için TCMB beklenti anketi uygun ortalama verileri dikkate alınarak hesapladığımız değerler kullanılmıştır.


     


    [1] Net ücret  hesaplanırken, yaklaşık bir rakam vermesi için mevcut brüt net ücret oranı katsayı olarak kullanılmıştır. Hesaplamada 1 euro= 2,85 TL alınmıştır. Yunanistan verisi Eurostat’dan alınmıştır.