DİSK-AR Hanehalkı İşgücü Anketi Mart 2014 dönem sonuçlarını değerlendirdi

BİR YÖNTEM 305 BİN İŞSİZE BEDEL

YÖNTEM DEĞİŞTİ İŞSİZLİK TEK HANEYE GERİLEDİ

GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK ORANI % 17, İŞSİZ SAYISI 5 MİLYON 238 BİN

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Mart 2014 dönem sonuçlarını değerlendirdi:

1)    Türkiye İstatistik Kurumu Şubat 2014 dönemiyle birlikte yeni bir hesaplama yöntemi kullanmaya başladı. Yeni yöntem ile birlikte işsizlik oranı ve işsiz sayısı önceki dönem verilerine göre ciddi bir düşüş gösterdi. TÜİK’in yeni serisine göre  Mart 2013 dönem verileri işsizlik oranı yüzde 9,4, işsiz saysı ise 2 milyon 496 bin. Oysa önceki 2005 serisinde bu oran ve rakam sırası ile yüzde 10,1 ve 2 milyon 825 idi. Buna göre TÜİK’in yeni hesaplama yöntemi ile geçtiğimiz yıl çift hanede olan resmi işsiz oranı bir kalem hareketi ile 0,7 puan geriledi. İşsiz sayısı ise 305 bin kişi azaldı.

2)    Mart 2014 dönemi için işsizlik oranı geçtiğimz yılın Mart dönemine göre % 0,3 puan artış gösterdi ve yeni seriye göre yüzde 9,7 oldu. Eski seriye kabaca söz konusu  rakam ilave edilseydi resmi işsizlik oranı yüzde 10,4 olacaktı. İşsiz sayısı ise  yine kaba bir hesapla 3 milyon 52 bin olacaktı.

3)    TÜİK yeni yöntemi ile hem işsiz sayısını 3 milyonun altında gösterdi hem de işsilik oranını çift haneden kurtardı. Oysa Türkiye’de işsizlik gerçeğide bir değişiklik olmadı. Sadece işsizlik daha da gizlenmiş oldu. Örneğin son 1 aydan 3 aya kadar başta umutsuzluk olmak üzere çeşitli nedenlerle iş arama kanallarından birini kullanmayan ancak işe başlamaya hazır olanlar önceki hesaplamalarda işsiz kategorisinde değerlendirilirken yeni seride istihdamda kabul edilmiyorlar.

4)    Mart 2014 döneminde umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle son 1 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olduğu halde bu nedenle işsiz sayılmayanlar (umutsuzlar) da dahil edildiğinde işsizlik oranı % 9,7 değil, %17, işsiz sayısı da 2 milyon 747 bin değil, 5 milyon 238 bin kişi olarak gerçekleşti.

5)    Kendine uygun tam zamanlı bir iş bulamadığı için haftada bir saat bile olsa karın tokluğuna çalışanların, çalıştığı işten memnun olmayıp değiştirmek isteyenlerin sayısı 1 milyon 281 bine ulaştı. Çaresizler, umutsuzlar ve resmi işsizlerin toplam sayısı 6 milyon 519 bindir. Geniş istihdam içindeki payı ise % 21,2’dir.

Türkiye haftalık çalışma sürelerinin emsallerine göre çok daha yüksek olduğu bir ülkedir. Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında haftalık çalışma sürelerindeki fark 12 saati bulmaktadır. Buna göre Türkiye’de 5 kişinin yapacağı işi 4 kişi yapmaktadır. Bir yandan işgücüne katılım oranlarını yükseltirken, öte yandan işsizlik verileri ile mücadele etmenin yegâne yolu, gelir kaybına yol açmaksızın haftalık çalışma sürelerini azaltmaktan geçmektedir. Buna karşın hükümet ve sermaye çevreleri işsizlik verilerindeki artışı, istihdam yapısının niteliğini bozarak, yani yoğun çalışma koşulları altında, daha esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırarak durdurmanın reçetelerini topluma sunmaktadır. Hükümet işveren çevrelerinin taleplerini Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ile programlaştırmıştır. Ucuz işgücü için, taşeron çalışmayı yaygınlaştırmayı, kıdem tazminatını fona devrederek ortadan kaldırmayı, kölelik bürolarını hayata geçirmeyi hedefleyen bu belge hükümetin gündemindedir. İşsizlikle mücadeleyi, çalışma koşullarını kötüleştirerek, ücretleri düşürerek çözmeye çalışan bu anlayışa karşı durulmalıdır. Bu stratejinin sonuçları Soma’da acı bir biçimde görülmüştür. Bu strateji işsizliğin “ne iş olsa yaparım” başlığı altında gizlenmesi, işletmelerin karını insanların yaşamının önüne alma  stratejisidir.

İşsizlikle gerçek mücadele için;

  1. Haftalık çalışma süresi gelir kaybı yaşanmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
  2. Herkese en az 1 ay ücretli izin hakkı tanınmalıdır.
  3. Herkes için iş güvencesi ayrımsız bir biçimde uygulanmalıdır.
  4. Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır
  5. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalıdır
  6. Kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
  7. Taşeronlaşma ve kayıt dışı istihdam engellenmelidir
  8. Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.  Kadın erkek ayrımı yapmaksızın 50 çalışanın üstündeki her iş yerinde kreş açılmalı, devlet kreşlerinin çocuklar için yaş sınırı olmadan, ücretsiz ve 7/24 açık olmalı, yaşlı ve hastalar için, yine ücretsiz, 7/24 açık, çalışanlarının yarısı erkek olan bakım evleri açılmalıdır.